23 Mayıs 1995'te Siirt, , Afyon ve İzmir il müftülükleri yapmış olan rahmetli babam Medine'de vefat etti. O zamanlar Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesiydi. Gece uçağı beklerken havaalanında vefat etti. Cenazesini uçağa alıp Türkiye'ye getireceklerdi ki, pasaportu bulunamadığı için cenaze Medine havaalanından Medine mezarlığına -Cennetül Baki'ye- gömüldü. Uçak kalktıktan sonra pasaport gömleğinin cebinden çıktı.
Medine'ye âşıktı, Efendimize de... Orada ölmeyi arzu ederdi.
Altı hadis kitabından biri olan İbni Mace'yi (orijinali 2 cilttir) on cilt halinde terceme ve şerh (yorum) etti. İslam Hukuku Tarihi, Bakara ve Ali İmran Surelerinin Tefsiri, Mut'a Nikâhı, Şafii İlmihali, Cennete Girmek İçin Müslüman Olmak Şart, Nereye Gidiyoruz, Sahabeden Öğütler gibi eserlere imza attı. Özellikle İbni Mace şerhi son derece önemlidir çünkü bu hadis kitabının doyurucu bir şerhi yoktur.
Şimdi on bin sahabenin gömülü olduğu Medine mezarlığında mahşeri bekliyor.
Mütevazı, kendi halinde, büyüklenmeyen, dini konularda tavizsiz, ufku , dört mezhebi ve usullerini çok iyi bilen, güneydoğu medreselerinde yetişmiş büyük alimlerdendi.
Ama bugünkü yazımda onunla farklı bir hatıramı yazacağım:
Rahmetli babam Uşak il müftüsü iken ben de hem İmam Hatip okulunda okuyordum ve hem de imamlık yapıyordum. Lisede okuduğum için de elbette babamla -ailemle- kalıyordum.
Bir gün rahatsız olduğum için sabah namazında camiye gidip namaz kıldıramadım. Evde ateşin de etkisiyle titreyerek namazı kıldım ve uyudum. Babam da sabah namazı için kalktığında anneme neden camiye gitmediğimi sormuş. Annem de hasta olduğumu söylemiş. Babam elbisesini giyip benim görevli olduğum camiye gitmiş. Müezzin zaten camiyi açıyor. Rahmetli babam sabah namazını orada cemaate kıldırmış.
Ben o gün okula da gidemedim. Ama iki gün sonra bana sarı bir zarf içinde müftülük manşetli bir yazı geldi. Yazıyı resmi kanaldan gönderen rahmetli babam. Yazının altında -İl Müftüsü Haydar Hatipoğlu- imzası var. Yazının özeti şuydu: 'Şu tarihte sabah namazına gitmediğiniz tespit edilmiştir. Savunmanızı 7 gün içinde veriniz.' Camiye gitmediğimi tespit eden öz babam. Savunmayı gönderen de yine o. O zaman -gençliğimin de tesiriyle- babama gönül koymuştum. Ama babam beni affetmedi ve uyarı cezası verdi. Ben anneme şikâyet edip durumu bildirince de; Ben kendi oğluma yaptığı ihmalin cezasını vermezsem hiç kimseye veremem, cevabını vermiş.
Medine'de şimdi Hz. Osman'ın yakınlarında uzanıyor. Hz. Peygamberimiz'e (s.a.v.) hayli yakın. Sevdiği yaşta, Efendimize uyup ayrıldı. Ondan tarifsiz bir peygamber aşkı, edebi devraldık. Rabbimin sonsuz rahmeti babamın ve sizlerin kaybettiği babalarınızın üzerine olsun.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN