Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Beyaz adamın suçluluğu. ABD menşeli bu kavram, ülkesindeki siyahlar başta olmak üzere ait olduğu kimliğinden ötürü aşağılanmış ve mağdur edilmiş topluluklara karşı, daha avantajlı durumdaki 'kurucu unsur' beyazların duyduğu suçluluk duygusunu ifade eder. Bu kavram, bizim topraklardaki karşılığını ise 'beyaz yüzsüzlük' olarak buluyor.
Suçluluk duymak bir yana, mağdur edilmiş grupların acılarını küçümsemek, onlarla alay etmek, onlara istikamet çizmek gibi biçimlerde kendini gösteriyor.
Saadet Partisi'nin yeni gözde gazetecilerinden bu yüzsüz beyazlardan birisi.
28 Şubat döneminde çekilen acıları özetleyen birisine verdiği cevaba bakar mısınız: "Kent merkezlerine giyotinler kuruldu, insanlar yollarda kamçılandı, kurşuna dizilen dizilene hey gidi..."
Beyaz kimliğinden ötürü hep avantajlı konumda bulunmuş olan birisini, sadece darbe döneminde yapılan işkencelerden, çocukluğu ve gençliğini hapishane duvarları arasına gömülen insanlardan bahsedildi diye bu kadar sinikleştiren sebep ne olabilir?
Şahsi hayatından bir sürü neden bulabiliriz elbet. Artık 'girdili çıktılı' sunuculuklar yapamadığından tutun da kardeşinin yalanına ortak olacak kadar 'saf' olmasına değin... Ancak bir sebep daha var, açalım:
ABD'li siyahların kendilerini aşağılayanlara karşı geliştirdikleri pek çok mücadele söylemi var. Bunlardan birisi de 'siyah gurur'.
Siyahların mücadelesi, inanışları ve kültürleriyle gurur duymayı, bunleri nesilden nesile aktarmayı vazife bilen bir bakış açısı bu. İşte Nevşin'in karşısında duracak kadar gururlu olmayan bir siyah kitle var şimdi ve bırakın onu kınamayı, ekranlarında baş köşede ağırlıyorlar ve bir 'beyaz'ın onlarla yan yana durmasından gurur vesilesi çıkarıyorlar.
Bir hafta önce Saadet'in TV5'ine konuk olup, ertesi hafta rahatça Refah Partisi'ni kapatan süreçle dalga geçebilmesini sağlayan biraz da bu 'siyah gurursuzluk' olsa gerek.
Gerçi "12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat döneminde yazdım, kendimi bu zamandaki kadar kısıtlı bir duygu içinde görmedim" diyen varken, Nevşin Mengü'ye kızma hakkımız var mı sahiden? Kendi geçmişini, içinden çıktığı cemiyetin çektiklerini, onu bugün 'kanaat önderi' mesabesine getirmiş, kitaplarını almış, konuşmalarına koşmuş insanların, işkencelerle, hapislerle, okuldan, ordudan veya memuriyetinden atılarak hayatına kast edilmiş 'mahallesi'nin geçmişini bir çırpıda silenler varken, Nevşin'in dedikleri sinek vızıltısı kalmaz mı?
Sayın Taşgetiren, sizi kısıtlayan duygu, hakikate arkanızı dönmüş olduğunuzu gören vicdanınızın muhasebe sesleri olmasın?...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN