Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Tayyip Erdoğan'ın, referandum seçenekli anayasa değişikliğinden vazgeçtiğini daha önce yazdım. Çünkü, başbakan gerginlik uzamasın istiyor.
1) Kanuni olmamasına rağmen, Anayasa değişikliği, referandumdan önce, Anayasa Mahkemesi'nin önüne getirilebilir ve Anayasa Mahkemesi, sadece şekil şartlarına uygunluğu denetleme yetkisini haizken, "laikliği ve hukuk devletini ilgilendiriyor" gerekçesiyle, değişikliği "yok hükmünde" sayabilir. Bu durumda, referanduma gitmek mümkün olmaz ve gerginlik had safhaya ulaşır.
2) Diyelim ki, Anayasa Mahkemesi, bunu göze alamadı. Ama başka engeller var. Referandumun propaganda süresini kısaltmak ve 120 günden 45 güne indirmek için adım atılsa, bu defa da, farklı bir tartışma doğabilir. Muhalefet, mutlaka, Anayasa'nın 67. maddesine dayanıp, "Değişiklik bir yıl içinde yapılacak seçimleri bağlamaz" diye itiraz edecektir. Bu bir referandumdur, seçim değil ama, o noktada derdinizi Marko Paşa'ya anlatmak daha kolaydır. Alın size yeni bir gerginlik konusu daha.
3) Bir yandan aylarca devam edecek referandum süreci, bir yanda yürüyen kapatma davası, Türkiye'deki kutuplaşmayı derinleştirir; Erdoğan, bu yükü Türkiye'ye taşıtmak istemiyor.
Anayasa değişikliği için, ön görüşmelerle birlikte bir ay, referandum için 4 ay, toplam 5 ay. Başbakan, ekonomiyi de çok olumsuz etkileyecek böyle bir belirsizlik ortamını arzu etmedi. Şöyle düşündü:
1) Parti kapatılmaz; sadece Hazine yardımı kesilebilir O zaman yola devam ederiz.
2) Parti kapatılır; ya milletvekilliklerinin düşmesi sebebiyle ara seçime gidilir ya da milletvekilleri istifa ederek ara seçimi zorlar. Üye tam sayısının % 5 noksanı, yani 23 milletvekilinin eksik olması sonucunda, Anayasa'nın 78'inci maddesine göre mecburen ara seçim yapılıyor. Tayyip Erdoğan, boşalan bir yerden girer, milletvekili seçilir; arkasından da başbakan olur. Bu arada, Anayasa'nın 127'nci maddesinin, genel ve ara seçimden önceki ve sonraki bir yıl içinde yapılması gereken mahalli seçimlerin, ara veya genel seçimlerle birlikte yapılmasını öngördüğünün altını çizelim. Temmuz ayı içinde mahkeme karar verirse, sonbaharda ara seçimlerle mahalli seçimler bir arada yapılacak demektir.
Erdoğan, uzlaşma yolunu seçerken, başörtüsü meselesi gene bir süre rafa kalkmış olacak. Anayasa Mahkemesi, yetkisini aşıp, başörtüsündeki yasağı devam ettirecek bir karar alırsa, herhalde hiçbir AK Partilinin kolay kolay sesi çıkamayacaktır.
Zaten aranan uzlaşma da böyle bir şey değil miydi?
Ama kapatma davası bittikten sonra, anayasa değişikliği de dahil, köklü reformlarla AB sürecinin hızlanması beklenmeli.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA