ANNE, bizi kayıtsız şartsız sevendir.
Anne, bizi hep haklı görendir.
Anne, yağmurda bir dam altı, yakıcı güneşte ağaç gölgesidir.
Anne, candır; canandır...
İşte benim "Canım" gitti.
Allah rahmet eylesin; mekânı cennet olsun.

ANNEMİN ailesi yüzyıllar boyu Rumeli'de yaşamıştı. Kendisi, babaannesi İhsaniye Hanım'ın adını taşıyordu. İhsaniye Hanım, Manastırlı Müşir İbrahim Paşa'nın kızı. Necip Paşa'yla evleniyor ve Selanik'e yerleşiyor. Necip Paşa, Mekke komutanıyken, dedem doğuyor. Ona, Mekki adını veriyorlar. Annemin anlattığına göre, Padişah, Necip Paşa'ya, Mithat Paşa'yı öldürmesi için talimat gönderiyor. İhsaniye Hanım "Padişahın emri Allah'ın emridir" demesine rağmen, Necip Paşa talimatı dinlemiyor. Bu yüzden, Şam'a sürülüyor. Fotoğrafta soldan sağa: Dedem Mekki Kapanlı, dayım Turan Kapanlı, annem, teyzem Nazan Kapanlı ve anneannem Zekiye Kapanlı.
DEMOKRAT Partili bakan eşleri, günün modasına uygun giyinirlerdi. Annem de, straples kıyafetini muhtemelen Olgunlaşma'da diktirmişti. Celal Bayar ve bakan hanımlarının bu fotoğrafını, CHP'nin köylerde aleyhte propaganda için dağıttığını duymuştum "Bayar, kadınlarla gönül eğlendiriyor" diye. Ankara'daki siyaset seçkinlerinin ve bürokrasinin, Anadolu insanından, taşradan çok farklı bir hayat tarzı vardı. Ev davetlerinde opera sanatçıları dinlenir; Devlet Tiyatrosu'nda oynanan hiçbir eser kaçırılmaz; ardından da, "Supe" yapılırdı. Tiyatro ya da operayı seyrettikten sonra "ikram" a sıra gelirdi.

BİR davette, annem ve dayım Turan Kapanlı. Mehmet Ali iştahlı bir çocuk. Bir yandan servis yapıyor, bir yandan da servis ettiklerini gizli gizli atıştırıyor.