Avukat Turgut Kazan, zaman zaman beni arayıp görüşlerini söyler. Malum, güncel tartışmalardan biri de, Abdullah Gül'ün kısaca Şike Yasası diye adlandırılan yasayı Anayasa Mahkemesi'ne götürüp götürmeyeceği hususu. Büyük çoğunluk, cumhurbaşkanının Anayasa Mahkemesi'ne müracaat etmeyeceğini düşünüyor. Kazan da bu düşünceyi paylaşıyor: "Bir kere, Anayasa Mahkemesi'ne götürülecek bir şey yok ortada. Diyelim ki götürdü ve Anayasa Mahkemesi iptal etti, hepten bir boşluk doğar. Eski yasa yeniden yürürlüğe otomatik olarak girmez ki!"
Ben itiraz ettim: "İptal edince, bazen, kararın yürürlüğe girmesi için süre tanıyor Anayasa Mahkemesi."
- O tanınan süre içinde parlamento, gene bugünkü yasayı çıkarır. Tartışma boşuna uzamış olur. Dolayısıyla, Abdullah Gül'ün Anayasa Mahkemesi'ne gideceğini hiç düşünmüyorum.
Güncel konuları konuşmaya devam ettik. Turgut Kazan, CHP'nin bedelli konusunda Anayasa Mahkemesi'ne müracaat etmeyi planladığını, kendi itirazı sonucunda bundan vazgeçtiğini de bana söyledi.
Turgut Kazan, onlara "Anayasa Mahkemesi'ne gitseniz dahi, bu kanunun kapsamında olan kişiler zaten o haklarını kullandı. Anayasa Mahkemesi, onların kazanılmış haklarını ortadan kaldırmaz ki" demiş. Bu yüzden, CHP, iptal davası açmaktan vazgeçmiş. Turgut Kazan ile HSYK'nın yapısı konusunda anlaşamıyoruz. Ben, daha demokratik olduğu düşüncesindeyim, onun kanaati farklı. Ama uzlaştığımız bir nokta var. Bu da, anayasa hazırlıkları sırasında daha demokratik bir yargıya kavuşmak üzere adımların atılması. Meselâ Turgut Kazan, gelişmiş ülkelerdeki eğilimin, hâkimler ile savcıların ayrı ayrı Kurullarının bulunması istikametinde olduğunu söyledi. 1961 Anayasası'nda da, sadece Yüksek Hâkimler Kurulu vardı ve bu Kurul'un 15 üyesinin 6'sını, salt çoğunlukla TBMM seçiyordu. Kazan, "Gene Meclis, ama nitelikli çoğunlukla bir kısmını seçsin" dedi. "Salt çoğunluk da, nitelikli çoğunluk" cevabını verdim. "Eğer 1961 Anayasası'ndaki hükümler geçerli olsaydı, bugünkü AK Partili Meclis çoğunluğu doğrudan HSYK'ya 6 üye gönderecekti" diye hatırlattım. Kazan, "nitelikli çoğunluk 5'te 3 ya da 3'te 2 olmalı" diye sürdürdü sözlerini. Ayrıca, yeni anayasada Askeri Yargıtay ile Yüksek Askeri İdare Mahkemesi'nin mutlaka kaldırılması gerektiğini, askeri mahkemeler devam etmekle birlikte, onların kararlarının sivil Yargıtay'da denetlenmesinin doğru olacağını belirtti.
Yargının tartışılmaktan çıkarılması için, anayasa değişikliği sırasında geniş bir mutabakatla ilgili düzenlemelerin yapılması gerektiğine inanıyorum.