Cumhuriyet gazetesi, "İşte Meclis'ten saklanan ve kaynakların kimlere aktarıldığını gösteren Sayıştay raporunu açıklıyoruz" diye manşet attı. (21 Ocak 2013) CNN Türk'te, Medya Mahallesi de, bu manşeti ele alınca, "malı gizlice götürüyorlar" havası doğdu.
Çarpıtılmış haberlerin kime yaradığını anlamak için, Cumhuriyet gazetesinin, AK Parti'nin ilk dönemlerinde verdiği ilânları hatırlamak gerekir: "Cumhuriyetimiz tehlikede farkında mısınız?" Daha sonra, peş peşe açılan davalar hangi amaca hizmet edildiği açıkça ortaya koydu.
Gelelim Sayıştay meselesine... Bir kere bunlar, resmi raporlar. Hiçbir yere kaçırılmış değil. Ayrıca,
1) Sayıştay'ın "Genel Uygunluk Bildirimi" raporu dışında 3 rapor daha hazırlaması mecburiyetini 2005'te getiren bu hükümet. Bunlar,
Faaliyet Değerlendirme,
Mali İstatistik Değerlendirme,
Dış Denetim Genel Değerlendirme raporları.
2) Sayıştay "Bu 3 rapor benim kanunumda yok" dedi ve Meclis'e bugüne kadar sadece "Genel Uygunluk Bildirimi" raporunu vermekle yetindi. Aralık 2010'da, Sayıştay Kanunu'na bu 3 rapor eklendi. Ve yönetmelik hazırlaması için 2011 Aralık ayına kadar süre verildi. Demek 2005'te zorunlu hale gelen ilâve 3 rapor bugüne kadar zaten hiç TBMM'ye gönderilmedi. İlk defa 2012'de 4 rapor bir arada parlamentoya sunulacaktı ama 2012 4 Temmuz'unda Sayıştay Kanunu'nda bir değişiklik yapıldı. Bu değişiklik, Sayıştay'ın yetkilerini kısıtlıyordu. Şöyle ki: a) Sayıştay, kamu idarelerinin iş ve işlemlerinin gerekliliği, ölçülülüğü, ekonomikliği ve verimliliğine dair yerindelik denetimi sayılabilecek rapor düzenleyemeyecekti. b) Sayıştay, denetlenen kamu idarelerinin görüşlerine aykırı bulguları içeren rapor veremeyecekti. Kamu idaresiyle Sayıştay arasındaki ihtilâf giderilemezse, 3'ü Sayıştay'dan, 2'si ilgili kurumdan üyenin katılımıyla 5 kişilik bir Komisyon toplanacak ve Sayıştay raporu bu komisyonda karara bağlanacaktı.
3) 4 Temmuz 2012'deki yasal değişikliğin belirlediği yönteme göre, raporların değerlendirilmesi için süre kalmayınca, (zira 13 Eylül 2012'ye kadar Plan Bütçe Komisyonu'na raporların ulaşması gerekiyordu) Sayıştay, tıpkı eski yıllarda olduğu gibi, sadece Genel Uygunluk Bildirimi raporunu TBMM'ye yollamak zorunda kaldı.
4) Ama en önemli gelişme, Anayasa Mahkemesi'nin Sayıştay'ın yetkilerini kısan 4 Temmuz düzenlemelerini anayasaya aykırı bularak iptal etmesiydi. (30 Aralık 2012)

***

Hani yargı iktidarın eline geçmişti? Öyleyse Anayasa Mahkemesi'nin Sayıştay'ın önünü açan kararı ne anlama geliyor? Tabii bu karardan ne Cumhuriyet gazetesi, ne de Medya Mahallesi söz etti. Çünkü yaratmak istedikleri "Yargı iktidarın denetiminde" havası, ya da "Yağma Hasan'ın böreği" propagandası, bu gelişme karşısında iflas edecekti.
Son bir hatırlatma yapayım: Sayıştay bir yolsuzluk tespit ederse, zaten re'sen savcılığa suç duyurusunda bulunabilir. Anayasanın 164'üncü maddesine göre, "Kesin hesap kanunu tasarısı ve Genel Uygunluk Bildirimi'nin TBMM'ye verilmiş olması, Sayıştayca sonuçlandırılamamış denetim ve hesap yargılamasını önlemez ve bunların karara bağlandığı anlamına gelmez."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN