Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Yapılan birçok çalışmada, ağız ile vücudun geri kalanı arasında enfeksiyonun yayılmasıyla ilgili ilişki bulunmuştur. dokularını enfeksiyona karşı dayanıksız hale getiren sistemik hastalıklarda; diş eti rahatsızlıkları çok daha şiddetli olabilir

Diabet

Şeker hastalığı ile diş eti hastalıkları arasındaki ilişki nedir?
Diş eti hastalığı, şeker hastalarında kan-şeker seviyesi kontrolünü zorlaştırır. Şeker hastalığı; damarların kalınlaşmasına, besin akışının ve atıkların uzaklaştırılması işleminin yavaşlamasına yol açar. Sonuçta diş eti ve kemiğin dayanıklılığı azalır ve enfeksiyon yayılır. Şeker hastalarının diş eti hastalıklarına yakalanma riski, normal insanlardan çok daha yüksektir. Hatta son kanıtlar, diş eti hastalığının şeker hastalığını daha kötü hale getirdiğini göstermektedir. Diş eti hastalığı olan birçok şeker hastası, kan şekeri seviyesini dengelemek için mücadele etmektedir. Sonuç olarak insülin ihtiyaçları artmakta, ağız içerisindeki enfeksiyon kolaylıkla yayılabilmekte ve bu enfeksiyon kana bile geçebilmektedir. Şiddetli diş eti iltihabı ve diş eti hastalığı durumlarında basit bir fırçalama ya da diş ipi kullanımı bile bakterinin kana geçmesine neden olarak genel vücut sağlığını tehlikeye atabilmektedir. Uzmanlar, diş eti hastalıkları tedavisinin kan şekeri seviyesindeki iniş çıkışları azaltabileceğini düşünmektedir. Bu da şekere bağlı retinopati (şeker hastalığına bağlı olarak oluşan körlüğe neden olan retina bozulması) ve damarlara zarar verme riskini azaltmaktadır. Eğer şeker hastasıysanız bunu mutlaka diş hekiminize söyleyin ve altı ayda bir diş hekiminizi ziyaret edin. Randevularınızı, tercihen ilacınızı aldıktan yarım ya da bir saat sonrasına göre ayarlayın.

Kalp hastalığı

Kalp hastalığı ile diş eti hastalıkları arasındaki ilişki nedir?
Eğer doktorunuz kolesterolünüzün çok yüksek olduğunu ve kalp hastalığı geliştirme riskinizin olduğunu söylüyorsa, bu konuda bir şeyler yapar mıydınız? Birçok insan yapar. Bir diyetisyenle görüşür, rejime girer ya da yemek düzenini değiştirir. Eğer diş eti hastalığının kalp hastalığı riskini iki katına çıkardığını öğrendiyseniz ve siz de bu durumdan şikayetçiyseniz diş hekiminizle bir randevu ayarlar mısınız? Bazı çalışmalara göre; diş eti hastalıkları, kalp hastalığıyla ilişkili birçok nedenden (hipertansiyon, yüksek kolesterol, yaş, cinsiyet) daha güçlü bir risk faktörüdür. Ağız içi bakterileri, zarar görmüş kalbi etkileyebilir ve ağızda bulunan bazı bakteriler trombositlerin birikmesine sebep olabilir. Yeni bulgular; diş eti hastalığı olan kişilerde ölümcül kalp krizi geçirme riskinin, diş eti hastalığı olmayan kişilere göre iki kat, felç geçirme riskinin üç kat fazla olduğunu göserdi. Ağız içi bakterilerinden en yaygın görülen streptokok türünün, açık yaralar içinden geçerek kan dolaşımına karıştığı tahmin edilmektedir. Bakteriler, trombositlerin artışına neden olarak kan damarlarını tıkayıp kalp kapakçığını etkileyen kan pıhtısı oluşturmaktadır. Diş eti hastalıklarını değerlendirirken, kan dolaşımına giren bakterilerin hayati enfeksiyonlara yol açarak ciddi sorunlara yol açabileceğini de düşünün.

Hamilelik

Diş tedavisi görecek hamile bir hastaya ne gibi önerilerde bulunabilirsiniz?
Hamilelik boyunca diş tedavisindeki ilk amaç, gereken tedavileri anneye veya gelişen bebeğe yan etki oluşturmadan gerçekleştirmektir. Geniş ya da riskli işlemler olabildiğince ertelenmelidir. Ancak gereken tedaviyi yapmamak, normalde tedavi esnasında oluşabilecek olumsuz yan etkilerden daha tehlikeli hale gelebilir. Örneğin; eğer sinire yakın bir yerde çürük varsa ve bu çürük enfeksiyona yol açarak bebeğe zarar verebilecek durumdaysa, bu sorunu zaman kaybetmeden çözmek gerekir. Hamilelere; iltihap, kanama ve hamilelik gingivitisi (diş eti iltihabı) riskine karşı hamilelik dönemi içerinde en azından bir kere diş temizliği yaptırmaları önerilmektedir. Hamilelik gingivitisi, hamilelikte artan hormonların etkisiyle oluşan bakteri plağına karşı oluşan abartılı vücut tepkisinden kaynaklanmaktadır. Hamileliğin üçüncü ayı içerisinde flor desteği önerilmektedir çünkü bu dönemde bebeğin dişleri oluşmaya başlar. Gerekmediği sürece röntgen işleminden uzak durulması önerilir. Eğer röntgen alınacaksa, karın bölgesini giyilen bir kuşun yelekle korumak gerekmektedir. Hamilelik döneminde acil işlemler dışında, gebeliğin ilk üç ayında sadece önleyici işlemler ve diş temizliği yaptırılabilir. Diş tedavileri için en ideal dönem, çocuğun en kritik vücut parçalarının oluşma döneminin bittiği, riskin en az olduğu ikinci üç aydır.

Kanser

Kanser tedavilerinin ağız içine ne gibi yan etkileri vardır?
Bu tarz tedavilerin baş ve boyun bölgesine uygulanması çok ciddi sonuçlar doğurabilir. Keza bu tedavi, sadece kanser hücrelerine değil, sağlıklı hücrelere de (ağız içi dokuları da dahil) zarar verebilir. Her iki tedavi biçiminde görülen yan etkiler şöyledir: Ağrılı ağız ve diş eti, yaralar, dilde yanma hissi, yaygın çürükler, kuru ağız, tat almada değişiklikler, yemekte, konuşmakta ve yutkunmada zorlanma. Ayrıca bazı kişilerde tedaviye ara vermeye yol açacak enfeksiyonlar da gelişebilir. Kanser teşhisi konan birine verilebilecek en iyi tavsiye, tedaviye başlamadan iki hafta önce diş hekimine görünmesidir. Diş hekimi genel bir muayene yapacak, gereken röntgenleri alacak ve sonra problem yaratabilecek tüm enfeksiyon ve çürükleri belirleyecektir. Kuru ağızdan şikayetçi kişilerde en sık görülen problem, tükürük akışındaki azalmaya bağlı olarak oluşan çürüklerdir. Şekerli yiyeceklerden uzak durmak, buz çiğnemek, sık sık ağzı çalkalamak, şekersiz sakız çiğnemek; tükürük salgısını artıracağından faydalı olacaktır. Diğer etkili bir öneri de; dişleri, diş etlerini ve dili ılık suda nemlendirilmiş yumuşak bir fırçayla nazikçe fırçalamaktır. Diş ipini her gün kullanın, kanayan bölgeleri temiz tutmaya özen gösterin.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN