Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bir sohbet yemeğinde yanımızda oturan işadamı, TÜSİAD'ın yurtdışındaki temsilciliklerinden bazıları için 'gerek var ki' diyerek eleştirdi.
Ona göre, Brüksel temsilciliği çok doğru bir seçimdi ve başındaki Bahadır Kaleağası işini fevkalade iyi yapıyordu. Peki Brüksel'e yakın mesafelerde olan Paris ve Berlin ofisleri niye vardı?
TÜSİAD'ın hazırlığını yaptığı Çin'e, yakında açacağı ofis için harcayacağı para da bazı üyelerin gözüne batmıştı. Dedikleri o ki, aylık ödedikleri aidatlar da onlara çok geliyor. Tabii şimdi bu söylemlerde bulunan işadamının, büyük holding ve şirket patronlarından biri olmadığını bir parantez açarak söyleyeyim.
TÜSİAD'ın ekim ayının ilk haftası Paris, Brüksel ve Berlin'i kapsayan 'Türkiye Haftası' organizasyonunda bulunmuş ve gün boyu yoğun olarak süren lobi ve tanıtım toplantılarına katılmış bir gazeteci olarak temsilciliklerin önemini tartışmam mümkün değil.
Berlin ve Paris'te TÜSİAD'ın yaptığı lobinin de ne kadar etkili olduğuna, pek çok önemli çevreye çok çabuk ulaşma kapasitesine yakından tanıklık ettim. Ama yine de TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı'nın bu konudaki görüşünü merak ettim. Washington, Brüksel, Paris ve Berlin'de ofisleri olan derneğin en büyük ofisi Brüksel'de. Ömer Sabancı, Fransa ve Almanya'daki gelişmeleri takip eden birinin bu ülkelerdeki ofisin ne kadar gerekli olduğunu da anlayabileceğini işaret ediyor. Bu ülkelerdeki bürokrasi ve basının uzun bir süredir TÜSİAD ofislerinden istediği bilgilere anında ulaşabildiğini öğreniyorum.

İlk adım Pekin'e, Şangay sırada
Ömer Sabancı, konuyu biraz daha geniş alarak, TÜSİAD'ın yurtdışında nasıl genişlemeye ve büyümeye başladığını, Akdeniz ülkelerine yaptıklarına başkanlığı hatırlatarak anlatıyor ve ekliyor: "Kasım ayında da Karadeniz ve Hazar Denizi civarı ülkeleri kapsayan bir TÜSİAD muadili birlik kuruldu. Yani çok çeşitli bir şekilde yayılıyoruz. Kuşkusuz derneğin, Türkiye içindeki yapılanması da önemli bir unsur."
Özetle söylemek istediğim, TÜSİAD, kendine iş edindiği özellikle Avrupa Birliği üyeliği konusundaki mücadeleci tavrından ödün vermek istemiyor ve Türkiye'nin tanıtımı için aktif lobinin içinde olmak adına da gerekli yerlerdeki ofislerini tutmaya çalışıyor.
Çin ofisine gelecek olursam, bu ofisin elzem önemini sanırım hiçbir TÜSİAD üyesi tartışmaz. Ne de olsa, önümüzdeki dönemde Çin'in önemi kat be kat artacak. Ama tabii kimileri derneğin neden iş dünyasının kalbinin attığı Şangay'da değil de ofisi Pekin'de açacağı soruluyor olabilir. Onun cevabını da Başkan Ömer Sabancı veriyor:
Şangay önemli bir şehir. Ama biz bir yıllığına Pekin'e adım atıyoruz. Pekin, Ankara gibi biraz, bürokrasinin olduğu yer ki bizim için önemli bir merkez. Pekin'de Avrupa Birliği ünitelerinin de olduğu bir binada 2007 yılında ofisimizi açmak için hazırlıklarımızı yapıyoruz.
Öyle görünüyor ki, TÜSİAD'ın Çin ofisi, diğer temsilciliklerin aksine daha çok üyelerinin Çin pazarı hakkında bilgi sahibi olması ve doğru yönlendirilmesi için çalışacak. Anladığım kadarıyla dernekte özellikle gençler pek de AB lobisi yapma ve Türkiye'yi tanıtma konularıyla ilgilenmiyor. Derneğin de kendilerine daha çok, "Bana yön göstersin, sağa git, sola git" şeklinde yol göstermesini istiyor.
Bu durumu bir TÜSİAD üyesi, 'Çünkü Türkiye istikrara kavuştu. Daha uzun vadeli plan yapan bir dünyası var artık. Genç işadamları da ağırlıklı olarak yapmak istiyor' şeklinde açıklıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA