Türkiye'nin en iyi haber sitesi

HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Yargı reformunun korkakları

Hükümetin ne yapıp yapıp önümüzdeki birkaç ay içinde özellikle yargı reformunu gündeme getireceği anlaşıldı. Türkiye'nin bu konuda ne kadar acil bir ihtiyaç içinde olduğu açık. 1961 Anayasası'ndan başlayarak kuvvetler ayrılığı ilkesine göre tanzim edilmiş bir düzen içinde yönetildiği söylenen Türkiye'de bu iş asla böyle olmadı. Tersini iddia etmek gerçekleri baştan başa çarpıtmaktır. Çünkü bizim 1924'e gelene kadar anayasalarımız kuvvetler birliği prensibine dayanıyordu. 1961 Anayasası da gerçek anlamda bir kuvvetler ayrılığı getirmedi. Onun sağlanabilmesi için ayrıca sivil bir kontrol ve denge mekanizmasının kurulması gerekirdi.
Oysa ne o anayasada böyle bir yapı vardı ne de 12 Mart 1971 tarihli muhtıradan sonra özgürlükçü sınırları daha da daraltılan anayasa değişikliklerinde. Ardından gelen 1982 Anayasası ise bırakın sivil bir kontrol ve denge mekanizması kurmayı, büsbütün devleti toplumun önüne geçirdi, bürokrasiyi devlete hâkim kıldı, orduyu bütün yapının sahibi ve 'koruyucusu' konumuna yerleştirdi.
Şunu belirteyim: bizim anayasaların 1961'den başlayarak getirdiği kurumlar modern demokrasilerin temelidir. Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu da, Anayasa Mahkemesi de, diğer denetim organları da çağdaş bütün anayasalarda yer alır. Bizdeki sorun, içinden geldiğimiz kültürdür.
Şimdi düşünün ki, 1961'de kuvvetler birliğinden bir gecede kuvvetler ayrılığına geçiliyor. Yargı bağımsızlığı o güne kadar yok. Anayasa Mahkemesi söz konusu bile değil. Sonra ansızın bir darbe ve bu kurumlar meydana getiriliyor. Bir de düşünün ki, 1960'ın üstünden bugün itibariyle 50 yıl geçti. 1960'tan önceki 50 yıl 1910 yani 2. Meşrutiyet demek. Toplumların tarihi ve hafızası, siyasal kültürü bu şekilde oluşuyor. O nedenle de belki kurum kendisi olarak demokratik ama uygulamalarıyla bir önceki kültürün amaçlarını güdüyor.
1980 sonrası ise bu bakımdan daha vahim. Anayasa dolaylı değil doğrudan doğruya anti demokratik bir mantığa yaslanıyor. Mantık açık: topluma ve siyasete zinhar güvenmemek. Bu anlayışın nerelere vardığı, kimin eliyle oralara götürüldüğü, eriştirildiği bugün anlaşılıyor. O el ordunun ve yargının elidir. 1961 sonrasında Anayasa Mahkemesi hep devleti ve bürokrasiyi korudu ve arkaladı, toplumu sürekli olarak görmezden geldi. Bunun şah örneği Özal'ın TCK'dan çıkardığı komünizm propagandasını suç sayan, Faşist İtalya'dan 1936 veya 37'de alınmış olan 141 ve 142. maddelerin içeriğini, kapsamını onamasıydı. "İlerici" ve "özgürlükçü" kurumlar bu gülünç kararları Tek Parti yönetiminin "sınıf yoktur" anlayışına uygun olarak imzalıyordu, hem de dünyada özgürlük rüzgârlarının estiği 1960'ların sonlarında.
Şimdi bu yargı yapısı değişsin isteniyor. Kıyametin kopacağı muhakkaktır. Nedeni çok basit: her komutan bir önceki savaşa hazırlanır. Türkiye'de de çok çeşitli çevreler kaybedilmiş bir savaşı kazanmanın hırsı içinde. Maksat, Osmanlı'dan beri "mülkü korumak", mülk ise devlet demek.
Bu muhakemenin altında aynı şey var: siyasete ve topluma güvenmemek. Oysa yönetimin bütün eksiğine rağmen yapmaya çalıştığı şimdi yargı bürokrasisini parlamentonun irade sınırları içine almak. Yanlış mı? Efendim, bunlar halkı aldattı, halk bunlara oy verdi, bunlar şeriatçı, seçecekleri adamlar şeriatçı olacak, yargı elden gidecek diye bir mantık sürdürülürse yanlış.
Bu mantık bir tek muhakemeye dayanıyor, işte ona: siyasete güvenmemek. Diyelim bu iddialar doğrudur. Bu kısıtlamayı aşmanın çaresi "aman durdurun" diye sağa sola koşuşturmak değil, siyaset yapıp halkı kendi inandığın doğruya ikna etmektir.
Bunu yapmamak bir tek şeydir: sivillikten korkmak ve kaçmaktır. Unutmayalım ki, toplumsal düzende gerçek anlamda sivil olan tek şey bütün kurallarıyla özgürce işleyen bir siyasettir. Onun gücü her şeye yeter.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA