Bu sıralar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni her zamankinden daha yakın izlememiz gerekiyor. Özellikle ekonomisi ile Ada'daki müzakerelerin toplumsal yansımaları ve kuşkusuz eğitim yönüyle. KKTC'yi, mali açıdan Türkiye'ye bağımlı hale getiren nedenler, yapısal reformlara direnç odakları ayrı bir yazı konusu.
2004 Annan Planı oylaması sonrasında artan Kıbrıslılık bilincine karşın örselenen Türk ve Türkiye bilinci ise başlı başına tez konusu.
Bugün değineceğimiz başlık, KKTC'yi canlandıran "eğitim sektörü." Özel üniversitelerde 40 bin öğrenci okuyor. Hemen hepsi tüketim ekonomisine katkıda bulunuyor. Lakin, KKTC'yi ister bağımsız yapıda, isterse entegre Kıbrıs Cumhuriyeti modelinde olsun ayakta tutacak itici güç yeni nesil Kıbrıs Türkü olacak. Önceki gün Türk Eğitim Derneği'nin, 23'üncü okulunun açılışı için Lefkoşa'da idik. İki somut gözlemimiz oldu. Birincisi, KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun sözleri idi. Eroğlu, son dönemde Kıbrıs'ta pek işitemediğimiz gerçekliğe değindi:
"Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin korumasında güven içinde yaşıyoruz. Yapılması gereken tek şey, kaliteli eğitimle genç beyinleri yetiştirmek!"
İkincisi, TED Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu'nun performansı. Çağımızda, çok konuşan değil çok çalışan, çok karar veren değil, aldığı kararları uygulayan kazanıyor. Pehlivanoğlu ismini bir kenara not edin. Önümüzdeki günlerde, "gelecek mimarisi" tartışılırken çokça duyacaksınız. Aksiyon adamı olarak göreceksiniz!