Türkiye' de her daim bitmeyecek tartışma konusu, "Aydın duruşu" üzerinedir. Benim gözlemlerim arasında, ünü sınırları aşmış bazı yerli akademisyenlerin yabancılara şirin görünme çabası ayrı yer tutar. Önceki gün, istisnai bir oturumda konuktum. Görünen o ki "Yeni Anayasa" süreci ile Avrupalılar da bir hayli ilgili. Hollanda Büyükelçisi Jan-Paul Dirkse'nin ev sahipliğindeki toplantıda, Prof. Dr. Ergun Özbudun başroldeydi. Hoca, öyle lafı eğip bükmedi. "Birilerinin hoşuna gitsin" diye konuşmadı. Özetle şunları söyledi:
- "Kürt sorunu, din-devlet ilişkisi ve bürokratik vesayet" ülkedeki üç temel konu.
- Tamamen zıt pozisyonlardaki MHP ile BDP'yi aynı ölçüde tatmin etmek mümkün değil. Bunun dışındaki çoğunluğun uzlaşmasıyla mesafe alınabilir.
- BDP, yeni anayasa gündemine "demokratik özerklik" talebiyle başlayarak teknik hata yaptı.
- "Kültürel hakların genişletilmesi, Kürtçe'nin okullarda seçmeli dil olarak öğretilmesi" uzlaşma noktaları olabilir.
- Demokratik anayasada sivillerin asker üzerindeki otoritesi net biçimde yazılmalıdır.
- Başkanlık sistemine taraf değilim. Diktaya gideceği korkusundan değil. Başkan ile parlamentonun ayrı partilerden olması durumunda sistemin işlemesinde güçlük çekilebileceği için karşıyım.