Literatüre ekonomiyle girdi ama rahatlıkla siyasete de uyarlanabilir. Hatta seçim dönemlerine denk de düşebilir...
O kavram "enflasyon uğultusu"dur. Türkiye gibi uzun yıllar yüksek enflasyon ortamında yaşayan ülkelerin, düşük enflasyona geçi- şi nasıl algıladığını örneklemek için anlatılır. Yüksek enflasyon "çok gürültülü" ortama benzer. Enflasyonun düşmesi ise gürültülü ortamdan çıkışa delalet eder. Hani, eğlence merkezlerinin duvarına asılan uyarı levhalarındaki gibi... "İçerideki ses seviyesi geçici duyma bozukluğuna yol açabilir!" Gerçekten, gürültüden uzaklaştıkça uğultusu bir süre devam eder. Zamanla sükûnet hâkim olur. Ama gürültünün biriktirdiği baş ağrısına da katlanmak gerekir!
Türkiye, "kaos" ile "istikrar" arasında tercihle karşı karşıyadır.
Gezi Olayları'ndan bu yana siyasi yelpazenin yüzde 50, yüzde 50 olmak üzere kutuplaştığı ve giderek ayrıştığı bir gerçektir.
AK Parti, ancak yüzde 50'lik dilimden tek başına iktidar çıkarabilecektir.
Kalan yüzde 50'lik kitle ile gönül bağının kopması, tepkiselliğin uç sınırlarına savrulan bu gruptaki kimi seçmenin terör örgütü PKK'nın siyasal uzantısı partiye oy vereceğini açıklaması düşündürücüdür.
İktidar partisini sorgulamak adına terör kartını yedekte tutan siyasal oluşumlarla konjonktürel işbirliğine gidileceğinin ifade edilmesi büyük talihsizliktir. Burada, sağduyunun hâkim olması ise temel dileğimizdir.
Baskın Kürt kimliği etrafında örülen partinin, ülkenin batısında ve seçim meydanlarında bu kadar görünür olması hepimiz için yeni bir durumdur.
Silah destekli uyandırılmış Kürt milliyetçiliğinin ilk kez siyasal parti şemsiyesi altında seçime girmesi ile iktidara verileceği söylenen mesajın örtüşmesi, yanıltıcı sonuçlar verebilir.
Farkındalığın artmasını, iktidar yıpranmışlığı ile birlikte okumak, dev aynasında gösterilen siyasi hareketi ve destekçilerini hayal kırıklığına uğratıp, seçimin güvenliği üzerine spekülasyon üretmelerine neden olabilir.