Türkiye'nin en iyi haber sitesi
NURULLAH GÜR

İhracat ikliminde iyileşme

2024’e ihracat açısından olumlu başladık. Küresel iktisadi aktivitedeki canlanma rakamlara yansıyor. İthalatta ise hissedilir bir gerileme var. Dış ticaretteki toparlanmayla birlikte cari açık kapanıyor

Enflasyonu dizginlemeye çalışırken bir taraftan da büyümeden çok fazla feragat etmek istemiyorsak, ihracat gelirleri ve uluslararası sermaye girişlerine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olacak. Geçen yıl ihracattan tam olarak beklediğimiz katkıyı görememiştik. İhracat pazarlarındaki yavaşlama, yurtdışından gelen talebi olumsuz etkilemişti. 2024'e ihracat açısından olumlu başladık. Küresel iktisadi aktivitedeki canlanma rakamlara yansıyor.



Ana ihracat pazarlarındaki imalat sanayinin faaliyet koşullarını ölçen ihracat iklim endeksi, son iki aydır eşik değerin üzerinde. Rakamlar, ihracat pazarlarımızda koşullarının iyileştiğine işaret ediyor. İhracat rakamları da bu toparlanmayı teyit ediyor. Ocak ve şubat aylarında ihracat, geçen senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 8.5 artış kaydetti. İthalatta ise hissedilir bir gerileme var. Geçen senenin ilk iki ayına kıyasla ithalat yüzde 15.5 geriledi. Böylece geçen sene ilk iki ayda 26.4 milyar dolar olan dış ticaret açığı, 13.2 milyar dolara düştü. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 58.9'dan yüzde 75.6'e yükseldi. İthalattaki gerileme ara mallarına olan talepten kaynaklanıyor. Yatırım ve tüketim ithalatı ise halen pozitif büyüme sergiliyor.
Dış ticaretteki toparlanmayla birlikte cari açık kapanıyor. Mayıs 2023'te 60.1 milyar dolar olan yıllıklandırılmış cari açık, 2024'ün başında 37.5 milyar dolara geriledi. Ancak, cari açığın finansmanı tarafında ise henüz hedeflenen kompozisyona ulaşamadık. Geçen yılın ikinci yarısında uluslararası portföy girişlerinde artış yaşanmıştı. O dönemde hisse senetlerine 2.9 milyar dolar, devlet iç borçlanma senetlerine 2 milyar dolarlık giriş gerçekleşmişti. Bu yıl ise net giriş yok. Büyüme ve makro istikrarı aynı anda sağlayabilmek için daha hacimli ve kalıcı sermaye girişlerini çekmeye çalışmalıyız.



TİCARET ÜÇGENİ
Küresel rekabette herkesin gözü ihracat gelirlerinde. Küreselleşme eskisi kadar kucaklayıcı değil. Tüm ülkeler bundan 10 sene öncesine göre kendi şirketleri ve sektörlerine çok daha fazla öncelik veriyorlar. ABD'nin Çin'e karşı verdiği ticaret savaşı bunun en bariz örneği. Bunu tek başına bir ticaret savaşı olarak adlandırmak da çok doğru değil. İşin bir de teknolojik rekabet boyutu var.
ABD, Çin'e karşı dış ticaret açığını ve ekonomik bağımlılığını azaltmak için tüm yolları deniyor. Tam saha pres var. Çin ise bu baskıyı aşmanın yollarını arıyor. Bazı sektörlerde ABD'ye doğrudan satış kanallarının tıkandığını gören Çinli şirketlerin Meksika üzerinden Amerikan pazarına girmeye çalıştıkları iddia ediliyor. Sonuçta, ABD'nin Çin'e karşı ticaret açığı azalırken Meksika'ya verdiği açık artıyor. 2018 yılında 418 milyar dolar olan ABD'nin Çin'e karşı verdiği ticaret açığı, 2023'te 280 milyar dolara geriledi. Çin'in boşluğunu dolduran ülkelerin başında Meksika geliyor. Meksika, 2002'den sonra ilk kez Çin'i geride bırakarak ABD'nin en fazla ithalat yaptığı ülke konumuna geldi.



Meksika'nın resmi verileri Çin'den Meksika'ya olağandışı bir mal girişi olduğunu göstermiyor. Ancak, Washington yönetiminden bazı isimler ve reel sektör temsilcileri gümrük verileri ve menşei ülke bilgileri ile ilgili şüphelerini dillendiriyorlar. Bazı Çin ürünlerinin Meksika üretimiymiş gibi ABD'ye giriş yaptığı düşünülüyor. The Economist dergisi şüphelerin artması durumunda ABD'nin bu sefer de Meksika'ya bir ticaret savaşı açabileceğini ima eden kapsamlı bir haber analiz yayınladı. Eğer kasım ayında Donald Trump bir kez daha başkanlık koltuğuna oturursa, Meksikalıları bu konuda sıkıştırmaktan geri durmaz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA