Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Tamam, evde kaya gibi oturmuyor, alışverişe çıkıyoruz. Hatta hazır çıkmışken sakız da çiçek de alıyoruz.
Cebimizdeki üç beş kuruşla "alıyor veriyor, ekonomiye can veriyoruz" ama ekonomi canlanıyor, yüzler gülüyor mu?
Teorik olarak cebinde parası olanın çarşı pazara çıkıp alış veriş yapması, "tetiklenmiş talep" sayesinde ekonominin yavaşlayan çarklarını hızlandırabilir.
İyi de taşıma su ile ekonominin çarkları daha ne kadar dönebilir ki?
Cebimizde, yastık altında veya bankada "taşıma su" kabilinden paramız "hayli fazla" olsa bile... Yalnızca talebi gaza getirerek yürütülen bu kampanyalar, yeterli midir?
Sakız veya çiçek satın alma becerisinden yoksun bırakılmış işsizleri, bu "kriz varsa çare de var" oyununa katmayı neden düşünemiyoruz?
Misal, "kriz varsa çare de var" diye topluma gaz verip stoktaki malları nakde dönüştürme, "canlanma" için ilk adım olabilir.
Ama evlerine postalanarak "ekonominin taşrasına itilen" işsizleri de birer ikişer geri çağırmak, neden bir kampanya konusu olamıyor?
Misal "işsiz varsa iş yaratıyoruz" kampanyası TOBB'un, TÜSİAD'ın, MÜSİ-AD'ın ve mangalda kül bırakmayan yüzlerce SİAD-GİAD'ın aklına gelmez?
Üstelik bundan 5 yıl önce "her TOBB üyesi işyeri (1 milyon 300 bin) fazladan 1 istihdam sağlama" sözü vermişken...
Oysa; bırakın "fazladan 1 istihdam" sağlamayı, ortalama "2 kişiyi işsiz" bıraktılar. Yetmezmiş gibi, "evde oturmayın alış verişe çıkın" diyerek işsizlerin "artık kazanamadıkları ve olmayan paralarına" da göz dikerek.
Şimdi krizden çıkış sürecini konuşuyoruz. Umut verici haberler fazla.
Ancak krizden çıkış önceliğini kime vereceğimiz noktasında bize bir şey söylemiyorlar.
Krizin ateş hattında işsizler vardı. Çoğu patronumuz, küresel krizin patladığı 2008 Eylül'ünden itibaren ilk tedbir(!) olarak işçisini kapıya koyuverdi.
İnsaflı olanlar, "seni çıkarmıyorum ama ücretini indirdim" dedi.
Çok az sayıdaki akıllı patron ise "en değerli sermayem insanımdır" diyerek işçisiyle masaya oturdu ve taşın altına birlikte el koydular.
Son 6 ayda istihdamı artırma adına çok sayıda teşvik, düzenleme ve benzeri adım atıldı. Buna rağmen işsizlik, rekor seviyesinden fazlaca geri düşemedi.
Peki işsiz için durum nedir?
Örgütsüz, sahipsiz ve toplumsal zenginliğin taşrasına itilmiş bu kesim, kendini nasıl görüyor; % 26.1'i bir yıl ve daha uzun süredir iş arıyor. % 31.4'ü eş-dost vasıtasıyla iş araştırıyor. % 90.1'inin (3 milyon 47 bin kişi) daha önce bir işi vardı. % 25.1'inin daha önce çalıştığı iş geçiciydi, sona erdi. % 25.4'ü işten çıkarıldı. % 14.2'si kendi isteğiyle işten ayrıldı. % 9.8'ini işyerini kapatanlar- iflas edenler oluşturdu. % 7.2'si ev işleriyle meşgul oluyor. % 8.2'si öğrenimine devam ediyor veya yeni mezun.
İşsizliğin işçideki anlamı daha hazin bir tanım barındırıyor; "hayat standardının düşmesi, çalışmadan vazgeçme, işlerin angarya gibi gelmesi, iş ve iç disiplinin bozulması, aileye yansıyan sorunlar ve tehlikeli bir geleceğin inşası."
İşini kaybetmiş biri ne düşünür?
Ekonomik güvencenin ve ihtiyaçların giderilmesini sağlayan gelir kaynağının kaybı, "ailenin rızkını sağlayan kişi" rolünün sona ermesi, zaman duygusunu ve buna bağlı olarak düzen algısını kaybetmek.
Bir başka gerçek, işsizliğin, yoksulluk girdabına sürükleyen dramında yatıyor; beslenme bozuklukları, kas yapısı ve vücut direncinin zayıflaması, bulaşıcı ve salgın hastalık tehlikesinin artması, mide-bağırsak, kalp ve dolaşım hastalıkları gibi psikosomatik bulgular. Tansiyon, kolesterol, raşitizm şikâyetleri.
Stres, depresyon eğilimi, umutsuzluk, içine kapanma, özsaygının yitirilmesi, toplumsal ve ailevi rolün kaybıyla oluşan belirsizlik, suç işlemeye yatkınlık. İşsizini görmezden gelen toplum, bir süre sonra işsizliğin yarattığı sosyal sorunları yaşamak zorunda kalıyor.
Kaygıdeğer büyüklerim; tamam evde durmayalım çarşı pazara çıkalım.
Ama siz de lütfen işsizlerin de çarşı pazara çıkabilmesini sağlayın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN