Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ÖNERİ-YORUM ŞEREF OĞUZ

Tarlayı değil ürünü bölelim

Her nesilde dörde bölünen bir arazi, ne kadar büyük olursa olsun, eninde sonunda halı saha boyutuna düşecektir. Veriminden bağımsız, çok değil 3 nesil sonra, ekonomik olmaktan çıkacak ve mirasçılarını fakirleştirecektir.
Türkiye şu anda miras yasasını, arazi toplulaştırması odağına çekmediği sürece, geleceğinden yiyor, torunlarına kötülük ediyor. Zira parçalı ve hisseli arazileri modern işletmecilik esaslarına göre bütünleştirmedikçe, ölçek ekonomi şansını harcıyor demektir.
Bir yapı düşünün: Paydaşları bölünerek çoğalıyor, yapı yerinde sayıyor. Böyle bir yapı "sürdürülebilir" olamaz. Mantığa da hayatın pratiğine de ters. Fakat böylesi yapılar var ve biz buna "ölçek sorunu" diyoruz.
Türkiye'nin gelişmiş ilk 10 ekonomi arasında yer alabilmesi için aşması gereken birkaç darboğazdan biri de bu, mülkiyet anlayışımızda iyileşme ki bu miras hukukuna dair tutum değişikliği demek. Bir de "az olsun benim olsun" tuzağının getirdiği ölçek ekonomisine ihanet.
Tarım Bakanı Mehdi Eker'in örneğini hatırlıyorum: 3 milyon 100 bin işletmenin ortalama işletme büyüklüğü 6 hektar ve bunun da 7 parseli var. Miras hukuku bizde toprak üzerinden yürüdüğü için her kuşakta mitoz bölünen işletme, bir süre sonra ekonomik birim olmaktan çıkıp, maliyet kuyusu halini alıyor.
Yapılması gereken, toprak paydaşlığı ile ürün paydaşlığını ayrıştırmak... Tarımsal işletmenin ölçeğini korurken, miras üzerinden "ürünü" yani bu işletmenin zenginliğini pay etmek... Ölüm hak miras helal diyor isek, tarım işletmesinden helal gelir elde etmek için de toprağın bütünlüğünü korumak gerekiyor.
Defalarca gündeme gelen konu budur ve halı saha büyüklüğündeki parselde temel girdiler aynı kalırken birim maliyetler şişiyor. Mesela ilk kuşaktaki 128 hektarlık işletme için 2 traktör yeterken ikinci kuşakta işletme büyüklüğü 4 kardeş üzerinden 32 hektara düşüyor fakat traktör sahipliği 4'e çıkıyor.
Bir sonraki kuşağın hali daha da harap... Zira işletme büyüklüğü 8'e inerken 8 traktör bulunduruluyor. Bu kısır döngü, 32 traktör ve halı saha kadar işletmeye dek uzanıyor.
Bu yapı sürdürülemez. Buna bir yerde dur demek gerekiyor. Aslında bunu işletmeler de hissediyor ve akıllı aileler, toprağı bölmeyip ürünü paylaşma modelini kurabiliyor. Fakat büyük çoğunluk, aile işi dinamiklerin ve sosyo-kültürel ayrışmaların da etkisiyle işletmenin bütünlüğünü koruyamıyor.
Şimdi ürün paydaşlığını yasalaştırıp, miras hukukunu, ihtiyaçlara göre yeniden düzenleme zamanıdır. Yarın, traktörün dahi giremeyeceği, mendil kadar toprak bizlere kabir olmadan önce bunu yapmalıyız.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA