Yapı Kredi Bankası, niye bir an önce satılmak zorunda. Birincisi, hukuksal olarak satışın yapılacağına ilişkin yasal bir baskı var. TMSF ve BDDK; 31 Ekim 2005 tarihine kadar satış işinin tamamlanacağını açıkladılar. IMF'ye söz verdiler .
İkincisi, Çukurova Holding, Yapı Kredi Bankası'nı satamazsa Turkcell'i de satamaz . BDDK ve TMSF ile sorunlarını çözemez. TMSF oturup YKB'nin satışı ile ilgili yeni bir yol haritası çizmek zorunda kalır. Süreç uzar. Türkiye'nin en iyi ulusal bankalarından birisi olan YKB ise pazardan pay kaybetmeye devam eder. Açıkçası "dön baba dön" durumu sürer...
Peki, Bankacılık Yasası herkes için bu kadar önemli iken Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, niçin yasanın 3 maddesini veto etti ? Veto edilen 3 madde de çalışanları ilgilendiriyor.
Ama bankalar ve odalara ilişkin çalışan sandıkların devrine dair geçici
23. madde işin bam telini oluşturuyor.
Banka sandıkları 1965 yılında 520 sayılı SSK kanununun geçici 20. maddesi gereği kuruldular . Bu maddeye göre; sandık kuran bankaların vakıf senetleri olacak, çalışanlar ve bankalar prim ödeyecek, bankalar sandığı yönetecek. Ve sandığın geliri ve gideri arasındaki dengesizlik durumunda oluşacak açığı yani "aktüeryal" açığı bankalar üstlenecekti.
Kısacası bankalar sandıklarının aktüeryal açıklarının arkasında durma taahhüdünde bulundular . Çoğu banka sandık ana sözleşmesine bunu koydu.
Bankaların ve çalışanların çok genç olduğu 1965'den bugüne öncelikle bankacılık sisteminde önce patronlar sonra çalışanlar değişti. Çukurova Holding 1980'de YKB'yi, Doğuş Holding ise 1984'te Garanti Bankası'nı satın aldı... Her iki bankada da sandık çok güçlüydü .
Hemen belirtelim. Sayısı 18 civarında olan banka sandıklarından 5'i yaşanan krizler sonucu devre dışı kaldı. Ve 30 yılda bankacılık sistemi yaşlandı. Emekliçalışan dengesi değişti. Bu durum banka sandıklarının çoğunda gelirgider dengesi bozdu.
Sonuçta 3/1 dediğimiz 3 çalışan 1 emekli sistemi yerini 1 çalışan 1 emekliye bırakınca işler karıştı . Örneğin; YKB'de bugün 10 bin emekli, 10 bin çalışan var.
İşin önemli yanlarından birisi de aktüeryal açıkların banka bilançolarına yansıması. Ancak görünen o ki; burada sorun var. Bu açıkların banka bilançolarına fazlaca yansımadığı ortada. Çünkü bu tablo, banka sandıklarının regüle edilmesini zorunlu hale getiriyor.
Ve sistemde bir başka "aysberg" ortaya çıkıyor. Tamam da; Yapı Kredi Bankası'nın sahiplik sorunu beklemeyecek kadar önemlidir.
Eğer çözüm bir an önce gelmezse banka güç kaybetmeye devam eder.
Sandık ideolojinin ise kimseye hayrı yok. Bizden söylemesi!!!