Türkiye'nin en iyi haber sitesi

MELİHA OKUR

Yeni petrol boru hattında katılımcı ülke oluyoruz!

Türkiye, "Irak'ta var mı, yok mu?"
Tam 18 yıl sonra bir Türk başbakanı Irak'ın başkenti Bağdat'a gitmiş olsa bile değişen fazla bir şey yok! Türkiye, var gibi görünüyor. Varlığının henüz belli değil. Ama Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Irak gezisinde iki önemli nokta öne çıktı. Biri güvenlik, diğeri ise enerji.
Güvenlik deyince duracağız.
Çünkü Türkiye ve Irak önemli bir noktada uzlaştı. Artık Türkiye ile Irak arasında Kandil Dağı'nın bulunduğu alan içinde kalan tüm bölge, "Güvenlik bölgesi" olarak ilan edilecek. Bu güvenlik bölgesinde hem Türkiye, hem de Irak gerektiğinde bölücü gruplara karşı operasyon yapabilecek.
Enerji konusunda ise Kerkük-Yumurtalık boru hattının yanına ikinci bir petrol boru hattı yapılacak. Yeni petrol boru hattında Türkiye'nin "katılımcı ülke" olması bekleniyor. Yani, Kerkük-Yumurtalık boru hattına akan petrol için Türkiye'ye kira ödeyen Irak bu kez kira parası ödemeyecek. Türkiye ve Irak, "Nabucco" projesinin detaylandırıldığı bir dönemde daha farklı bir yolculuğa çıkacak. Anlaşmanın içeriğini bekliyoruz.
Diyeceksiniz ki; "Bu iki anlaşma Irak'la ilişkilerin geliştirilmesi açısından önemli değil mi? Elbette önemli ama yeterli değil. Savaşı kimse istemez. Ama ülke çıkarları söz konusu olunca diplomasi devreye girer. Türkiye, 2003'te Irak'ta yerini almış olsaydı bugün karşımızda çok farklı bir tablo olacaktı.
Son dört yıldır yaşamış olduğumuz PKK sorununu böyle yaşamayacaktık. 2004'ten itibaren Kuzey Irak'ta bir "Kürt devleti kuruluyor" sendromuna kapılmayacaktık. Üstelik bugün dışlandığımız petrol ve doğalgaz kontratları için ABD ve İngiltere'den sonra üçüncü ülke olarak pozisyon alabilme fırsatını yakalayabilirdik.
Bugün ne oldu?
Irak'taki Kürt Bölgesi'nin asayiş ve güvenliğini sağlama görevi koalisyon gücü olarak Irak'ta bulunan Güney Kore'ye verildi. Güney Kore ne yaptı? Kuzey Irak'taki en önemli petrol sahalarının işletme hakkını aldı.
Tabii en önemlisi, Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu siyasi kaosu yaratan etkenler oluşmayacaktı!.. 1 Mart 2003'te "Tezkereye hayır!" dedikten sonra oluşan "ABD odaklı dış politikanın nasıl oluşacağına ilişkin hesaplamayı" böyle derin yaşamayacaktık. Acaba yanılıyor muyum? Sizce de Ergenekon davası, parti kapatmalar, darbe günlükleri, 1 Mart tezkeresi sonrası oluşan siyasi kaosun ürünü değil mi?
Kimse kızmasın, alınmasın!
Ortadoğu'da ABD'nin kontrolsüz güç kullanımı artıyor! Gırtlağına kadar iç siyasi hesaplaşmaya boğulmuş Türkiye ise kendine özgü dışa açılımlı bir ekonomik model üretemiyor.
O yüzden Irak'ta sadece var gibi görünüyor...
Bizden söylemesi!

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA