Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Geçen yıl "Kürtler ne istiyor?" başlıklı bir yazı kaleme almış ve bu sorunun cevabı için büyük bir konferansın yapılacağından söz etmiştim.
O konferans ne yazık ki gerçekleşmedi ama ona benzer bir konferans bu yılın ocak ayında Ankara'da yapıldı.
Ancak yine de Kürtlerin ne istediği sorusuna net bir cevap verilemedi.
Siyasiler, aydınlar sık sık bu soruyu gündeme taşıyor ve Kürtlerin ne istediğini bilmediğini söylüyorlardı.
Gerçi bunun bilinmesi sonucu değiştirmiyordu ama yine de netleşmesi önemli bir adımdı.
Şimdi içinde yaşadığımız süreç hem bu açıdan hem de devletin tavrı acısından yeni gelişmelerin yaşandığına işaret ediyor.
Kısacası Kürt sorunu ile ilgili önemli bir dönemeçten geçiyoruz.
İşin uzmanları, bu konuda ilk kez çözüme yönelik siyasi ve askeri bir iradenin var olduğunu söylüyor.
Bunun bir ucunda PKK'ya yönelik operasyonlar, öteki ucunda ise "Eve dönüş" yasası var.
Özellikle "Eve dönüş" yasasının farklı politikalarla güçlendirilerek uygulanmaya konulacağı konuşuluyor. Siyaset bilimci Prof.Dr. Mümtazer Türköne, SABAH Gazetesi'nden Ecevit Kılıç'a verdiği röpörtajda şöyle diyor: "PKK artık tasfiye ediliyor, kalemi kırıldı."

Peki, ya Kürt meselesi?
Aslında herkes asıl sorunun bu olduğunun farkında. Ancak silahların gölgesinde Kürt meselesini tartışmak ve bir çözüm üretmek mümkün değil.
DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, Taraf gazetesinden Neşe Düzel'e verdiği röportajda şöyle diyor:
"Silah, Kürt sorununda çözümsüzlüktür"
Terör ve şiddetin derin acısını yaşayan Türkiye açısından gelinen bu nokta gerçekten önemli.
Ancak şu gerçeğin de bilinmesinde yarar var: yüzyılların birikimi bir sorunu kısa sürede çözüme kavuşturmak pek kolay değil.
Daha ilginci Kürtlerin kendi aralarında bile çözüm açısından ortak bir zemin yok, tam tersine çarpıcı bir durum var.
O da şu; silahlı Kürtler "demokratik özerklik" isterken sivil Kürtler "Federasyon" peşinde.
Konuyu biraz daha açalım.
Şu aşamada Kürtler arasında iki siyasi eğilim dikkat çekiyor.
Biri, silahlı ve sivil mücadelenin birlikte yürütülmesini savunun "İmralı konsepti"
Yani PKK ve DTP hattı.
Diğeri ise silahlı mücadeleyi reddedenlerin yer aldığı "sivil konsept"
Yani KADEP, HAKPAR gibi siyasi partilerin çizgisi.
İlginçtir, silahlı olanlar daha düşük profil bir siyasi talep olan "demokratik özerklik" isterken, siviller daha geniş haklar öngören "federasyon" da ısrar ediyor.
KADEP Genel Başkanı Şerafettin Elçi iki talep arasındaki farkı şöyle anlatıyor:
"Bir kere demokratik özerklik diye bir kavram ne idari bilimlerde ne de siyasi literatürde yok. İdari Özerklik diye bir şey var. Öteki Öcalan'ın kullandığı bir kavram. Netlik de yok. Ama federatif sistemin siyaset biliminde, Anayasa Hukuku'nda bir karşılığı var ve bilinen bir yönetim modelidir. Bu daha net ve daha ileri bir aşamadır. Ama her ikisi de devletin bütünlüğünü (Üniter yapısı) bozmuyor."
HAKPAR Genel Başkanı Serhat Bucak ise PKK ile aralarındaki siyasi talep farkını şöyle değerlendiriyor:
"Biz federasyon için bile, silahlı mücadelenin gerekli olmadığını savunduk. Bize göre PKK'nın bir gerekçesi yok. Hele demokratik özerklik için silahlı mücadele hiç gerekmez."
İşte Türkiye'yi önümüzdeki süreçte bu tartışma bekliyor.
Bu tartışmanın önemli bir aktörü de hiç kuşkusuz AK Parti'dir. AK Parti'nin bölgede giderek artan gücü, geleceğin şekillenmesinde önemli rol oynayacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN