Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bir süredir Türkiye'nin ana muhalefet partisi CHP'nin Meclis'i boykot kararının arkasındaki aklı anlamaya çalışıyorum. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da dahil bütün CHP yetkilileri tek bir gerekçe önü sürüyor:
"Tutuklu iki milletvekilimiz salıverilene kadar yemin etmeyeceğiz..."
En son dün cep telefonuma düşen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu imzalı sms mesajında da aynı yaklaşım yer aldı:
"Halkımızın ak sütü gibi temiz oylarıyla seçilmiş milletvekillerimizin yemin etme hakkı gasp edilmiştir. CHP olarak hukuk dışı bu uygulamaların bir parçası olmayacak ve halkın iradesinin korunması için sizlerin de desteğiyle mücadelemizi sürdüreceğiz..."
Bu demokrasiye ve özgürlüğe inancın bir işareti mi, yoksa işin içinde başka şeyler mi var? Koca bir muhalefet partisi önce yargı kararına saygılı olacağını açıklıyor sonra birdenbire yüz seksen derece dönüş yapıyordu.
Acaba bu işin içinde AK Parti'yi yalnızlaştırmak, yeni anayasa yapmasını engellemek gibi derin projeler mi vardı?
Doğrusu günlerdir bu konu tartışılıyor ve akla hayale gelmeyen fikirler ortaya atılıyor, komplo teorileri üretiliyor ama hiçbiri de tek başına bu eylemin nedenini açıklamaya yetmiyor.
Ergenekon dayatması desen olmuyor. Çünkü onlar CHP'de sığıntı gibi, gidecekleri ve sığınacakları başka yer yok...
Kurultay baskısını ötelemek desen, o da yetmiyor. Ayrıca ertelendi zaten...
Acemi siyasetçi desen tam değil ve Ali Topuz gibi deneyimli bir siyasetçinin uyarısı ortada duruyor.
Bunlarla boykot kararı açıklanamıyor. Ayrıca CHP gibi derin tarihi olan bir parti Meclis'e girerek bu mücadeleyi çok daha rahatça ve etkili yürütebilirdi.
Ama yürütmedi ve yürütmüyor. Peki neden?
Bu sorunun cevabını ararken aklıma takılan ve yazmayı düşündüğüm önemli bir ayrıntıya dikkat çeken soruyu önceki gün Taraf yazarı Yıldıray Oğur sordu: "Bu boykot kimin işine yaradı?"
Eski istihbaratçı Mahir Kaynak'ın da büyük terör olaylarının hemen arkasından sorduğu bu basit soru, aslında karmaşık gibi görünen birçok olayın sırrını deşifre etmekte temel bir ölçü...
Şimdi bu ölçüyü CHP'nin boykot kararına uyguladığımızda karşımıza farklı bir tablo çıkıyor. Yıldıray Oğur'a göre CHP'nin boykotu BDP'ye yaradı. Çünkü yalnız kalmadı.
Ama durumun böyle olmadığı, CHP'nin boykotunun BDP'yi kilitlediği ve bunun BDP'nin de içinde yer alacağı Türkiye'ye yaradığı yorumları yapılıyor.
Bu da nereden çıktı demeyin. CHP'yi Meclis'e gelmemekle çok eleştirdik. Meclis'e gelmesi gerekirdi ve yasama sürecine katılarak eski Türkiye'den kalma yasaların değişmesine katkı vermeliydi.
Bu doğru, ancak CHP'nin neden aldığını anlatmakta zorlandığımız tavrının uzun vadedeki sonuçları çok daha önemli...
CHP, bunu bilinçli mi yaptı bilmiyorum...
Bildiğim tek şey, CHP bu boykot kararıyla BDP'nin boykotunun etkisini azalttı hatta ikinci plana itilmesini sağladı. Böylece halk iradesiyle milletvekili seçilenlerin engellenmesi, sorunu bir Türkiye sorunu haline getirdi. Böylece sadece "Kürtler milletvekili olamıyor" argümanını BDP'nin elinden aldı.
Dahası "demokratik özerlik ilan edelim" tartışmalarının sürdüğü BDP ve çevresinin uçlara savrulmalarını da engellemiş oldu. BDP'nin içinde bugünlerde inanılmaz bir tartışma yaşanıyor. BDP bu boykotta yalnız kalsaydı "şahinler"in eli çok daha güçlenecekti.
Düşünsenize "Kürdistan meclisini ilan ediyoruz" denilseydi ne olurdu?
Kısaca deneyimli bir siyasetçinin deyimiyle "CHP Türkiye'yi iç savaş provasından kurtardı."
Evet, CHP çıkardığı krizden zarar görecek ama o krizin hangi krizleri ötelediğini de Ergenekon öfkesine kapılmadan herkesin görmesi gerekiyor.
Umarım bunu ilk gören Meclis Başkanı Cemil Çicek olur ve dün bir araya geldiği Kılıçdaroğlu'yla sürece BDP'yi de katarak, Türkiye'ye rahat bir nefes aldırır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA