Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Seçim sonrası araya CHP ve BDP'nin boykot kararlarının girmesi yeni anayasa tartışmalarını biraz geciktirdi ama Türkiye eninde sonunda o noktaya gelecek. Gelecek çünkü yeni anayasa, Kürt sorunu, siyasi partiler ve seçim yasası, hatta idari reform gibi temel sorunların çözümünde yol haritası niteliğinde.
İşin bir tarafı bu, diğer tarafında ise yeni kabine var. Aslında yeni kabinede "Yeni Türkiye"nin ipuçlarını görmek mümkün...
Yeni kabine bir anlamda yeni Türkiye'ye göre dizayn edilmiş. Kürt meselesi, terör sorunu, diğer etnik ve dini sorunlu alanlar için başbakan yardımcılığı formülü üretilirken, çevre, orman ve şehircilik, kadın ve gençlik hatta teknoloji bakanlığı da ayrı olarak ele alınmış.
Bu konulara kafa yoran bir Türkiye'ye doğru gidiyoruz.
Yeni bakanlıkların hepsi önemli ama dikkat çeken bir bakanlık var: "Şehircilik Bakanlığı"
Yeni Türkiye'de şehir yönetimlerinin ön plana çıkacağı çok açık... AK Parti iktidarı son 9 yılda yerel yönetimleri güçlendiren çok sayıda yasa çıkardı ama Türkiye hâlâ "yerinden yönetim" modeline geçebilmiş değil.
Geçmişte bu alanda ilk adımı 1978 yılında Bülent Ecevit attı. Ve ilk kez Türkiye'de "Yerel Yönetimler Bakanlığı"nı kurdu. O zaman Sivas milletvekili olan Mahmut Özdemir'de ilk yerel yönetimler bakanı oldu.
Amaç tam da bugün tartıştığımız biçimde "Özerklik" ekseninde bir yerel yönetim sistemi oluşturmaktı.
Sadece iki yıl yaşayabilen o bakanlıkta görev yapan Prof. Dr. Fikret Toksöz o günleri şöyle anlatıyor:
"Ecevit yeni hükümeti kurarken birden bire bir bakanlık kurdu. Hiç kimsenin haberi yoktu. Kısacık da bir gerekçesi vardı; yerel yönetimleri yani özerkliği güçlendirmek... O zaman CHP 41 önemli metropolde belediyeyi kazanmıştı. Ecevit bu başarıdan etkilenmiş, özerk ve yoksullara el uzatan belediyecilik de ilgi gördüğü için yerel yönetimler bakanlığı kurmuştu. İlk defa yaya yolları ve tercihli yollar o zaman yapıldı. Daha özerk bir belediyeciliğe gidiş vardı ama yerel yönetimler bakanlığı konusunda bir konsensus yoktu. Bu konu Türkiye için yeniydi ve kutuplaşma çok fazlaydı. Bu yüzden başarılı olamadı."
Bu girişime o günlerde kimlerin karşı çıktığı da ayrı bir yazı konusu...
Bu başarısızlıktan sonra ikinci kez 1991 yılında DYP-SHP Koalisyonu döneminde bir girişim daha yapıldı ama sonuçsuz kaldı.
Şimdi aradan tam 33 yıl geçtikten sonra Türkiye bir kez daha "şehircilik" bakanlığıyla karşı karşıya... Bu kez geçmişten farklı olarak, şehir yönetimlerinin "özerk" olmasını isteyen güçlü bir kamuoyu ve imar planlarının Ankara'dan yapılmasına karşı çıkan güçlü bir yerel yönetim birikimi var.
Dahası AK Parti çıkardığı yasalar ve yeni projeleriyle, ana muhalefet partisi CHP, seçim döneminde Avrupa Konseyi Özerklik Şartı'na Türkiye'nin koyduğu şerhleri kaldırma sözüyle, BDP ise sadece Kürt bölgesinde değil, Türkiye'nin bütününde 25 özerk bölge oluşmasını savunmasıyla bu süreci destekliyor.
Siyasi ve toplumsal zemin "özerk" yerel yönetimler oluşturmaya çok uygun... Ankara'nın elinde olan yetkiler, zaman içinde şehirlere aktarılarak Türkiye'nin rahat nefes alması sağlanabilir. Bu adım sağlıklı atılırsa, Türkiye'nin özgürleşmesini ve zenginleşmesini engelleyen Kürt meselesi daha bir kolay çözülür.
Burada dikkat çeken bir nokta da yerel yönetimlerle İçişleri Bakanlığı ilişkisi... Belediye başkanlarının şehir dışına çıkışları bile merkezi idarenin iznine bağlı... Artık bunun da değişmesi gerekiyor. Mali ve idari açıdan özerk şehirlere doğru adım adım gidilmeli...
Yeni Türkiye, güçlü ve özerk şehirler üzerinde yükselebilir.
Bakalım TOKİ deneyimini yaşayarak Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığı'na gelen Erdoğan Bayraktar, bu fırsatı şehirler ve Türkiye lehine bir şansa çevirebilecek mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA