2009 yılının ilk günleriydi. Teknik takiple elde edilen bulgular ışığında, terör örgütü PKK'nın üst yapılanması olarak nitelendirilen KCK'nın yöneticisi ve üyesi takribi 40 kişinin gözaltına alınması için hazırlıklar yapılıyordu. Bir başka deyişle operasyonlar başlamadan gözaltına alınacak ve tutuklanacak zanlı/şüpheli sayısı üç aşağı beş yukarı belirlenmişti. İlk gözaltı dalgası 14 Nisan 2009'da gerçekleştirildi. Diyarbakır başta olmak üzere 12 ilde başlatılan operasyonlarda 53 kişi gözaltına alındı. 2012 yılına, KCK soruşturması kapsamında MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın da gözaltına alınmak istendiği tarihe gelindiğinde ise operasyon kapsamında alınanların sayısı 8 bini bulmuştu. (Yargılanan kişi sayısıyla ilgili rivayetler muhtelif. Resmi rakamlara göre 2 bin.)

Sınırlı sayıda şüpheliye yönelik bu soruşturmanın, 8 bin kişiyi kapsayan bir devasa gözaltı harekâtına neden ve nasıl dönüştüğü sorusunun yanıtı hâlâ belirsizdir. Bu nüans, devlet-aşiret ilişkilerini işleyeceğimiz bugünkü yazının konusu açısından önemli. Zira tutuklanan isimler arasında Doğu ve Güneydoğu'nun tanınmış aşiretlerine mensup kişiler de vardı. Bu nedenle KCK operasyonları, devletin, aşiretlerle geleneksel ilişkilerinin bozulmasının miladı olarak kabul edilebilir.

DEVLET BAZI AŞİRETLERİ KAYBETTİ

PKK ile mücadelenin yeniden başladığı şu süreçte devlet-aşiret ilişkileri büyük önem arz ediyor. Gözden kaçan en önemli sosyo-politik gerçeklerden biri, PKK'nın kimi aşiretleri 'devşirmiş' olmasıdır. Bunun, hem örgütle askeri mücadeleyi, hem de HDP ile siyasi mücadeleyi olumsuz etkileyen bir yönü var. Çünkü bugüne kadar devlet, aşiretleri iki yöntemle yanında tutuyordu. Bunlardan biri, seçimlerde aşiretlerin güçlü isimlerini merkez partilerden aday göstermekti. Bir diğeriyse, GKK (Geçici Köy Koruculuğu) sistemiyle PKK ile mücadelede aşiretleri devletin yanında tutmaktı. Örgüt ise başlangıçta aşiret sistemine son verme iddiasıyla yola çıkmıştı. Gelgelelim zamanla aşiret sisteminin siyasi avantajlarını görüp bu stratejiden vazgeçti. KCK operasyonlarından sonra adım adım Doğu ve Güneydoğu'nun kimi önemli aşiretlerini kendi safına çekti. Bunda devletin, daha doğrusu devlet içindeki Paralel Yapı yanlılarının, KCK sürecinde cemaatin altın çocuğu polis şeflerini Doğu ve Güneydoğu'ya atamasının da belirgin etkisi var. Zira bu polis şefleri devlet yanlısı aşiretleri devletten uzaklaştırmak için ne gerekiyorsa yaptılar. 2012'de devlet İmralı ile görüşürken, Paralel Devlet adına Kandil'e zeytin dalı uzatırcasına "Dağda ölen teröriste ağlayamıyorsanız insan değilsiniz" diyen Diyarbakır eski Emniyet Müdürü Recep Güven, Güneydoğu'nun önemli aşiretlerinden birinin düğününe ekip gönderdi ve "Aşiretinizde örgüt yanlıları varmış" dedirterek aşiretin önde gelenlerini rencide etti. Aşiret, bunu bölgenin gelenekleri doğrultusunda 'Devletin düğün basması' olarak algıladı ve devletten uzaklaştı.

Güven gibi polis şeflerinin (ki Paralel Yapı'ya yakınlığı gerekçesiyle meslekten ihraç edildi) bölgeye gönderilmesinde, sonradan 'güvercin taklasıyla' cemaat saflarına geçen İçişleri eski Bakanı İdris Naim Şahin faktörünün etkisi de unutulmamalı.

Yalnızca terörle mücadeleyi etkinleştirmek için değil, aynı zamanda son günlerin tartışma konusu PKK-Paralel ittifakının şifrelerini çözmek için de kimi aşiretlerin neden ve nasıl 'kaybedildiği' meselesi üzerine daha çok kafa yormak gerekiyor.

'WANTED' LİSTESİNE YABANCI BAŞVURU

Bu arada terörle mücadelede bugüne kadar pek denenmemiş bir yöntem de uygulamaya konuldu ve PKK'nın lider kadrosundan isimlerin yakalanmasına yardım edenlere 4 milyon TL'ye varan para ödülü verileceği duyuruldu. Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan'ın da aralarında bulunduğu PKK'nın 10 yöneticisinin yer aldığı 'wanted'(aranan) listesi için pek çok yabancı başvuru olmuş. Emniyet kaynaklarından edindiğim bilgilere göre yabancı kurum ve kişilerden üst kadronun yerine dair ihbarlar ulaşmış. Güvenlik ve istihbarat birimleri, kayda değer olanları belirlemek üzere gelen ihbarları şu sıralar tek tek inceliyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN