"Gelmiş geçmiş romancıların en büyüğü Fyodor Dostoyevski'yi andıran Rus ideolog Aleksandr Dugin, kayıt cihazını kapatmamı rica ettikten sonra, 'Putin, Rusya'nın başında olduğu sürece Batı'nın işi zor. Ve sanırım Çar Petro gibi uzun süre iktidarda kalacak' diyor." Yukarıdaki cümle, 14 Ekim 2012'de yazdığım 'Seçimle Gelen Rus Çarı' başlıklı yazımın ilk cümlesiydi. Dugin, 2009 yılının Şubat'ında, nehirlerin bile donduğu soğuk bir kış günü Moskova Üniversitesi'nde yaptığımız röportajda böyle bir siyasi kehanette bulunmuştu. Bu kehanet gerçekleşecek gibi görünüyor. Rusya, 21. yüzyıla Vladimir Putin'le girdi, 2012'de Dmitri Medvedev'in devlet başkanlığından ayrılmasından sonra Putin üçüncü kez Kremlin'e çıktı. Oradan ne zaman ineceği de belli değil.
Malumunuz… F-16'mızın Hatay'da sınır ihlali yapan Rus SU-24 uçağını düşürmesinden sonra Türkiye ile Rusya arasında yakın tarihte pek görülmemiş bir gerginlik baş gösterdi. Bu gerginliğin, her iki tarafça da kontrollü olarak düşürülmesi bekleniyor. Gerginliği düşürme süreci, her iki ülkenin güçlü liderlerinin siyaset ve diplomasi birikimleri arasında bir mücadele ve aynı zamanda müzakere süreci. Mücadele ve müzakerenin karşı cephesinde bir Rus derin devlet projesi olan eski KGB casusu Vladimir Putin var. Türkiye cephesinde ise 20 yılı aşkın bir süredir eski Türk derin devleti tarafından engellenmeye çalışılmasına rağmen engellenemeyen ve aslında bir millet projesi olan Recep Tayyip Erdoğan.
Stalin'den bu yana en güçlü Rus lider olan Putin, 7 Ekim 1952'de Çarlık Rusyası'nın başkenti St. Petersburg'da doğdu. Ülkesini âdeta çar gibi yöneten bir liderin çarlık başkentinde, Petersburg'da doğması anlamlı bir tesadüf. Her akşam Petersburg'un bütün meyhanelerini dolaşan Suç ve Ceza'nın Marmeladov'u gibi azımsanmayacak bir kısmı alkolik olan Rus halkının istikbali için alkolizme karşı savaş açan Putin, 1975'te Petersburg (Leningrad) Üniversitesi'nden mezun oldu. Okulu bitirdikten sonra çocukluk hayali olan ajanlık mesleğine girdi. Stalingrad'da casusluk eğitimi aldıktan sonra Soğuk Savaş döneminde adı KGB olan Rus Gizli Servisi'nde çalışmaya başladı. 'Karşı istihbarat' konusunda uzmanlaştı. Berlin Duvarı'nın yıkılmasından önce Doğu Almanya'da çalıştı. Duvarın yıkılmasına tanıklık etti. Doğu Almanya çöktükten sonra Petersburg'a döndü. 1991 yılında da KGB'den istifa etti. KGB'den ayrıldıktan sonra Petersburg'da belediye başkan yardımcılığına getirildi. 1996'da Kremlin Sarayı Mülkiyet İdaresi Başkan Yardımcısı oldu. 1997'de Rusya İç İstihbarat Servisi FSB'nin başkanlığına atandı.1999'da başbakan yardımcılığına, sonra da başbakanlığa getirilen Putin, Yeltsin'in istifasının ardından üç ay süreyle vekâleten devlet başkanlığı yaptı. 2000 yılında Rusya Federasyonu Komünist Partisi Başkanı Gennady Zyuganov'u geride bırakarak yüzde 52,9'luk oy oranıyla devlet başkanı seçildi. O günden beri de iktidarda. Kariyer öyküsüne bakınca bile Putin'in bir devlet projesi olduğu görülüyor değil mi?

PUTİN'İN 2024 HEDEFİ
Erdoğan'ın 2023 projesi olduğu gibi Putin'in de 2024 hedefi var. O yıla kadarki sosyal hedeflerinin başında alkol tüketimini düşürmek ve nüfusu artırmak geliyor. Rusya'da alkol öyle bir problem ki, bazen pilotlar bile alkollü havalanıyor. Argo deyişle pilotlar 'pilot' olduktan sonra uçuyorlar. Hatta sarhoşken havalanan pilotlardan birinin uçağı Karadeniz'e düşmüş, pilot şans eseri sağ kurtulmuştu. Ama herhalde Suriye'deki hava operasyonlarına katılan Rus pilotlar, Putin bu derece alkol karşıtı iken içkili uçmuyorlardır. Meslek yasağından çok, Putin korkusundan… Yazının başında yer alan referans niteliğindeki Dugin benzetmesiyle bitirebiliriz: Putin, tarihteki Rus liderlerden en çok 1. Petro'ya benziyor gerçekten de. Rusya'yı dünyanın kaderinde söz sahibi devletler arasına sokan Büyük Petro, hegemonik siyaset anlayışından ötürü tarihçiler tarafından Deli Petro olarak da anılıyor. Putin'in, özellikle sıcak denizlere ne pahasına olursa olsun inme ve hinterlandını Suriye üzerinden Ortadoğu'ya ve hatta mümkünse Kuzey Afrika'ya doğru genişletme stratejisi Petro'nun siyasetini andırıyor. Mevcut krizde Putin'in, Petro'nun 'deli' değil, 'büyük' sıfatına uygun davranması Rusya'nın da, Türkiye'nin de çıkarına olacaktır. Çünkü Rusya, Suriye'ye züccaciye dükkânına dalan fil gibi girerek zaten yeterince 'delilik' yaptı. Putin'in; otoriter yanını, ırkının güç ve iktidar sembolü Rasputin'den miras aldığını da varsayabiliriz. Romanov Hanedanı'nın hüküm sürmüş son üyesi Çar 2. Nikolay'ın gayriresmi danışmanı olan gezgin vaiz Grigori Rasputin, Çarlık Rusyası'nda sarayda muazzam bir güce erişmiş, bir tür paralel ya da matruşka devlet kurmuştu. Ne var ki tek başına hareket ediyordu ve zaten yıkılmakta olan bir imparatorluğu kurtaracak çap ve güçte biri değildi. Şimdilerde Rus derin devleti eski KGB ve GRU yöneticilerinden müteşekkil bir tür ihtiyarlar heyeti gibi çalışıyor. Bu akıl, içinde bulunduğumuz müzakere sürecinde Rusya'nın elini güçlendirse de krizin kontrollü bir şekilde çözülmesi için itidal da telkin edecektir. Çünkü aslında sınır ihlalleriyle başlayan bu krizin haksız tarafı olduğunu 'Büyük Ayı' da biliyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN