Konu ne bozuk zemin, ne verilmeyen bir gol(dü)... Konu dan çok daha ötesi(ydi). Terör saldırıları Türkiye’de olunca bir dakikalık saygı duruşunu çok gören , maça dört saat kala büyük bir yanlıştan döndü. Fikrim aynı, bazı fiiler di’li geçmiş zaman olsa da...

Mesele sadece olsa 'nın çifte standartlarına yıllardır alışmış, kanıksamıştık hatta. Her sezon bizim stadyumlarımızın standartlara uymadığı tartışması yapılır sonra bir bakarsanız Avrupa'da kasaba stadyumlarında Avrupa Kupası maçları oynanır. Hakemler ayrı alemdir, yanlış bir düdükle tur atlamış, maç kazanmış Türk takımı söyleyebilir misiniz, tarihte bir elin parmaklarını geçmez ama en sıcak örneği hepiniz hatırlarsınız: Fenerbahçe'yi Braga deplasmanında ince ince doğrayan Hırvat hakem Ivan Bebek'in o utanç veren yönetimini...
Mesele sadece futbolla kalsa, top yuvarlak, kazanmak da var, kaybetmek de, önümüzdeki maçlara bakacağız der geçer gideriz ama mesele sadece futbol değil. Mesele hayat, hayatın gerçeklerinin ta kendisi.
Masum insanların katledildiği, yüzlerce insanın o kayıplardan dolayı artık başka bir hayat yaşayacağı, bir daha hiç eskisi gibi olamayacakları, vatandaşları hayatta kalsın diye kendini kurşunlara, bombalara siper eden kahraman polisler, görevliler içimizi yakarken, yani futbol konuşmaya, izlemeye, düşünmeye zorlandığımız bir an varken, biz yas ilan etmişken, Avrupa futbolunun yönetenlerin bir sadece bir dakikalık saygı duruşuna bile "Hayır" demelerinin, ne futbol topunun yuvarlaklığıyla, ne hayatın çok köşeliliğiyle ne de tarihin derinliğiyle alakası var(dı).

SAYGI DURUŞU BİR BARIŞ MESAJIDIR
Atatürk Havalimanı'nda terör kurbanı olan onlarca insanın anısına yapılacak bir dakikalık saygı duruşu, yüz milyonlarca insanın takip edeceği çeyrek final maçında tüm dünyaya verilecek bir barış mesajı bir umut çığlığı olacakken, UEFA'nın öne sürdüğü ret sebebi de terör kadar olmasa da insanı insan olmaktan utandıracak kadar ayıplarla dolu(ydu). UEFA'ya göre terör ve doğal afetler gibi trajedilerin doğrudan futbolla alakalı olması gerekli(ydi). Yani UEFA'ya göre sadece futbol teröristlerinin yaşattıkları vahşet için saygı duruşu yapılır(dı). Durun daha bitmedi, üstelik bu saygı duruşunun yapılabilmesi için 2016'da ya ev sahibi Fransa olmanız ya da çeyrek finale kalan sekiz ülkeden biri olmanız gerekli(ydi). Yani turnuvaya katılan ve evine dönen 16 ülkenin topraklarında yaşanacak her türlü trajedi, UEFA'nın umurunda değil(di)...
Bu komik adamlar, kısaca UEFA dediğimiz organizasyonun açılımının Avrupa Futbol Federasyonları Birliği olduğundan ve 55 ülkenin bu birliği üye olduğundan bi haber olabilirler mi? Elbette olamazlar. EURO 2016'nın açılış maçında (Fransa-Romanya) Paris'te hayatını kaybeden bir polis ve eşinin anısına saygı duruşu yapılmasına karar verip-elbette ki doğru- 20 gün sonra İstanbul'da yaşanan kayıplara, acılara uzaktan bakmakla hangi birliği, hangi beraberliği sağlayacak(tı) ki spor ortamında UEFA...
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören'in girişimleriyle Polonya-Portekiz maçında yapılan saygı duruşu, ilk satırdan buraya kadar fikirleri değiştirmez, bazı fiilleri di'li geçmiş zamanda okutur sadece...

UEFA TÜRKÇEYİ NEDEN YOK SAYIYOR?
Sekiz yıl önce Euro 2008'e 15 gün kala bir çağrı yapmış ve internet sitesinde 10 dilde (İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce, Rusça, Çince, Japonca ve Kore ) yayın yapan UEFA'ya neden Türkçe edisyonunun olmadığını sormuştum. O gün yanıt veremediler, ilerleyen yıllarda hep bir Türk editörlerin çalışacağından, bir masanın kurulacağından bahsettiler ama aradan yıllar geçti biz yine finallere gittik, o sitede hâlâ Türkçe yayın yok. Futbol endüstrisi uğruna yıllardır üç Uzakdoğu dilinde yayın yapan-ki bu da doğru- UEFA'nın, 80 milyonluk ülkenin dilini, milyonlarca gurbetçimizi, Türki Cumhuriyetlerde yaşayan milyonları yok saymasını nasıl açıklayabilir ki!
2016 Avrupa Şampiyonası'na ev sahipliği yapmak için gerekli tüm şartları yerine getirip, kıtanın en çok yeni stadyum yapan ülkesiyken, en genç nüfusa sahipken, hiç Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası düzenlememiş bu futbol sevdalısı ülke bu heyecanı ilk kez yaşayacakken, 2005 Şampiyonlar Ligi finali ve 2009 UEFA Kupası finalini alnımızın akıyla harika bir organizasyonla yapmışken, Euro 2016'yı elimizden alıp ülkesi Fransa'ya götüren Michel Platini'nin suç dosyaları bizim ev sahipliği başvuru dosyamızdan da kalınsa; gerisini sizin takdiriniz artık... Topraklarından üç bin sayfalık Kayıp Zamanın İzinde'yi yazmış Marcel Proust'u çıkartan Euro 2016'nın ev sahibi Fransa'ya selam. Geniş zaman kipinde...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN