Türkiye'nin en iyi haber sitesi

BİLGAY DUMAN

Abd/israil – İran Gerilimi Irak’ı Nasıl Etkiliyor?

Ortadoğu'da güç rekabetinin en görünür sahalarından biri olan Irak, tarihsel olarak büyük güç mücadelelerinin yansıma alanı olmayı sürdürüyor. Özellikle ABD ile İran arasındaki rekabet düşünüldüğünde, Irak çoğu zaman bu mücadelenin doğrudan hissedildiği bir coğrafya haline oldu. Bugün de ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaş da ilk etkilerini Irak sahasında gösterdi. Ancak söz konusu gelişmelerin Irak'a yansımasını yalnızca güvenlik boyutu ile ele almak eksik bir okuma olur. Güvenlik boyutunun yanı sıra siyasi dengeler, toplumsal yapı ve ekonomik kırılganlıklar da bu sürecin önemli yansımaları haline gelebilecek bir potansiyel taşıyor.

Her şeyden önce Irak, yeni savaş dalgasında doğrudan bir güvenlik alanına dönüşmüş durumda. İran'a yakın milis yapıların ABD'ye karşı savaş ilan etmesi ve buna karşılık ABD'nin Bağdat çevresinde bu gruplara yönelik operasyonlar gerçekleştirmesi, ülkenin yeniden vekâlet savaşlarının sahasına dönme riskini ortaya koyuyor. Özellikle Ketaib Hizbullah, Hareket el-Nuceba, Ketaib Seyid Şuheda gibi İran'a yakın silahlı yapıların ABD hedeflerine yönelik tehditleri, Irak'taki güvenlik ortamının daha da kırılgan hale gelmesine yol açıyor. ABD'nin Necef ve Kerbela'ya indirme harekatı düzenlediği ve Irak güvenlik güçleri ile çatışmalar yaşadığına dair iddialar da işin bir başka boyutu. Bu bölgelerin Şiiler için kutsal sayılan ve Şii milis grupların yoğun varlığının bulunduğu yerler olması, çatışma alanını genişletiyor ve başka bir boyuta taşıyor.

Öte yandan İran'ın, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) sınırları içindeki ABD varlıklarını hedef alan saldırıları dikkat çekiyor. Özellikle ABD'nin Irak'ta asker bulundurduğu tek askeri yerleşke olarak kalan Erbil'deki Harir Üssü ve ABD'nin Erbil Başkonsolosluğuna yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları etkili oldu. Ayrıca Süleymaniye'de de saldırılar yaşandı. Bilindiği kadarıyla sadece ilk dört günde yüzden fazla saldırı gerçekleşti. Bu süreçte yalnızca doğrudan İran değil, "Direniş Ekseni" olarak ifade edilen İran'la ilişkili grupların da saldırılar başlattığı görüldü. Hatta daha da ötesinde sadece bilinen milis gruplar değil, daha önce adı pek duyulmamış "gölge milis" yapıların da sahaya çıktığı görülüyor. 2020 yılında ABD'nin Bağdat'ta İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin öldürmesinin ardından ortaya çıkan bu tür gruplar, İran'ın dolaylı operasyon kapasitesinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Nitekim Harir üssüne yönelik bazı saldırıları Saraya Avliya al-Dam, Kürdistan Hizbullahı gibi isimleri olan bu gruplar üstelendi.

Diğer taraftan İran, Irak'ın kuzeyinde faaliyet gösteren muhalif İKDP, Komal, PAK gibi grupların yerleştiği bölgelere yönelik de saldırılar düzenledi. ABD medyasında da silahlı olan bu grupları ABD'nin kara savaşı için silah desteği de vererek İran'a sokmak istediğine yönelik haberler dikkat çekici oldu. Bu noktada savaşın uzun sürmesi durumunda ABD ve İran'ın, Irak üzerinden de daha fazla askeri angajmana girebileceği ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor.

Güvenlik alanındaki bu kırılganlık, Irak'ın siyasi dengelerini de doğrudan etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Irak'ta uzun süredir devam eden hükümet kurma krizinin ortasında yaşanan bu gelişmeler, siyasi rekabeti daha da keskinleştirebilir. Özellikle Şii siyasi blokların yeniden Nuri el-Maliki üzerinde uzlaşma arayışı, ABD'nin itirazları nedeniyle yeni bir gerilim başlığı oluşturuyor. Vaşington, Maliki'yi yalnızca sıradan bir siyasi aktör olarak görmüyor. Maliki, ABD için İran'ın Irak'taki etkisinin kurumsallaştığı ve milis ağlarının devlet yapısında güç kazandığı bir dönemin sembolü olarak görülüyor. Bu nedenle ABD ve İran savaşı devam ettikçe Irak'taki siyasi kriz derinleşerek devam edecek gibi görünüyor.

Diğer taraftan Erbil'e yönelik saldırıların Irak merkezi hükümetinin kontrolündeki bölgelerden gerçekleştirildiği iddiaları, Bağdat ile Erbil arasındaki ilişkileri de yeniden gerilimli bir zemine taşıyabilir. Bu durum özellikle Kürt siyasetindeki iç rekabetle birleştiğinde daha karmaşık bir tablo ortaya çıkarıyor. Irak Kürt siyasetinin iki ana aktörü olan KDP ile KYB arasındaki rekabet düşünüldüğünde, Bağdat'la ilişkilerin farklı biçimlerde yeniden tanımlanması ihtimali göz ardı edilmemelidir. Özellikle Süleymaniye merkezli siyasi çevrelerin zaman zaman Bağdat'la daha doğrudan ilişkiler kurma arayışında olması, bu ihtimali güçlendiren bir unsur olarak öne çıkıyor.

Söz konusu gelişmeler yalnızca siyasi ve güvenlik alanıyla sınırlı kalmayabilir. Irak'ın toplumsal yapısı da bu tür krizlerden doğrudan etkilenme potansiyeline sahip. Çok sayıda etnik ve mezhepsel grubun bir arada yaşadığı Kerkük, Musul ve Diyala gibi vilayetlerde geçmişte yaşanan gerginliklerin yeniden ortaya çıkması ihtimali de var. Zira Erbil ve Bağdat arasındaki gerginlik arttıkça, tartışmalı bölgelerdeki müdahaleler artıyor. Özellikle Kerkük'teki hassas demografik yapı, merkezi hükümet ile yerel aktörler arasındaki rekabetin kolaylıkla toplumsal gerilimlere dönüşmesine zemin hazırlayabilir.

Buna ek olarak ABD/İsrail ile İran arasındaki gerilimin mezhepsel söylemleri de tetikleyebileceği görülüyor. ABD/İsrail saldırısıyla hayatını kaybeden İran'ın dini lideri Ali Hamaney etrafında gelişen tartışmalar ve radikal söylemlerin yükselmesi, Irak'ta Şii siyasi hareketler içinde de farklı eğilimleri görünür hale getirebilir. Özellikle Bağdat ve Basra'da ABD karşıtı protestoların ortaya çıkması, bu gerilimin toplumsal zemine de yansıdığını gösteriyor.

Ekonomik açıdan bakıldığında ise Irak için en kritik başlıklardan biri enerji ve ticaret hatları. Irak ekonomisi büyük ölçüde petrol gelirlerine dayanırken, bu petrolün önemli bölümü Basra limanları üzerinden uluslararası piyasalara ulaştırılıyor. Bu nedenle Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan saldırılar, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatma girişimi, halihazırda ekonomik problemlerle meşgul olan Irak açısından ciddi kayıplara yol açabilecek bir durumu oluşturuyor.

Diğer taraftan Irak ekonomisinin uluslararası finans sistemi içindeki konumu da önemli bir kırılganlık yaratıyor. Irak petrol gelirlerinin önemli bir kısmının ABD finans sistemi üzerinden yönetilmesi, savaşın derinleşmesi halinde Bağdat'ın ekonomik manevra alanını daraltabilir. Bu durum yalnızca bütçe dengelerini bozabileceği gibi aynı zamanda da altyapı yatırımları ve kalkınma projelerinin geleceğini de etkileyebilir.

Sonuç olarak ABD/İsrail ile İran arasındaki gerilim, Irak için yalnızca bir dış politika meselesi olarak görülmemeli. ABD/İsrail ve İran arasındaki savaş güvenlikten siyasete, toplumdan ekonomiye kadar birçok alanı etkileyen çok katmanlı bir kriz potansiyeli barındırıyor. Irak yönetimi her ne kadar bu tür rekabetlerin dışında kalmayı hedeflese de ülkenin kırılgan iç yapısı ve bölgesel güç mücadelelerinin ortasında yer alması, Irak'ı istemese de bu çatışma dinamiklerinin bir parçası haline getirebiliyor. Bu nedenle önümüzdeki süreçte Irak'ın en büyük sınavı, bölgesel gerilimin ülke içindeki dengeleri daha fazla sarsmasını engelleyecek bir siyasi ve güvenlik stratejisi geliştirmek olacak.

Bu dengede Türkiye önemli bir aktör olarak ortaya çıkabilir. Zira Irak'ta yaşanan gelişmelerin Türkiye'yi de doğrudan ve dolaylı olarak etkileme potansiyeli var. Özellikle Kalkınma Yolu Projesi ve Irak'ın kuzeyindeki gelişmeler Türkiye açısından en kritik başlıkları oluşturuyor. Körfezdeki gelişmeler, Kalkınma Yolu Projesinde aksamaya yol açabilir. Daha da önemlisi Irak'ın kuzeyinde yaşanacak derin istikrarsızlık ve güvenlik boşlukları Terörsüz Türkiye sürecinin Irak ayağında sorunlar ortaya çıkarabilir. Ancak söz konusu gelişmeler Türkiye – Irak ilişkileri açısından da bazı fırsatları ortaya çıkarmaktadır. Körfezdeki istikrarsızlık ve İran üzerindeki baskının devam etmesi, bölgede belki de en güvenli liman olarak ifade edilebilecek Türkiye'yi, Irak açısından ön plana çıkarmaktadır. Türkiye ile işbirliği içerisinde Irak'ın başta ekonomik sorunları olmak üzere savaşın etkisini zayıflatacak ortak hamleler atması söz konusu olabilecektir.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.