Türkiye'nin en iyi haber sitesi

HAKKI UYGUR
HAKKI UYGUR

İran yaptırımları ve sonrası

Donald 'ın "benzersiz" olarak nitelediği yaptırımlarının ikinci ayağı 5 Kasım itibarıyla uygulamaya konuldu. İlk yaptırımlar ağustosta yürürlüğe girerken enerji satışları ve bankacılık işlemlerini de içeren kapsamlı yaptırımlar İran'dan enerji ithal eden ülkelerin kendilerini adapte edebilmeleri için daha geç döneme bırakılmıştı. Yaptırımların ABD'nin Tahran elçiliğinin basılmasının 40. yıl dönümüne denk gelmesi birçok gözlemcinin dikkatini çeken bir ayrıntıydı. Bununla birlikte henüz yaptırımlar resmen başlamadan İran'dan önemli ölçüde ithal eden çok sayıda ülke alımlarını tamamen durdurmuş ya da ciddi oranda azaltmıştı. Nitekim İran'ın yaptırımlar öncesi günlük 2.5 milyon varil olan ihracatı 5 Kasım'a gelindiğinde yaklaşık yüzde 50 azalmış durumdaydı. ABD'nin İran'ın temel müşterisi olan ülkelerin hemen tamamına muafiyet tanımasının nedenlerinden birisi de buydu; Washington daha ilk aşamada Tahran'a önemli darbe indirmeyi başarmış ve ilerisi için ek zaman tanıyarak alıcıların alternatif kaynaklara yönelmesine imkân tanımıştır.
Öte yandan birçok gözlemci zaten İran'ın satışlarının sıfıra inmesinin gerçekçi olmadığını başından beri dile getiriyor, özellikle piyasadaki talep artışı ile İran yaptırımlarının birleşmesi durumunda petrolün varil fiyatının 100 doları aşabileceğini belirtiyordu. Dolayısıyla muafiyet için belirlenen altı aylık sürenin sonunda da bile ABD İran'ın petrol satışına belli ölçüde izin verecektir ama unutulmaması gereken mesele bu muafiyetlerde dahi ödeme sistemleri üzerindeki yaptırımların kalkmaması yani uluslararası finans sistemini kullanarak ya da dolar ya da İran riyali ile ödeme yapılmasının mümkün olmaması. Bu durumda İran ya Obama dönemindeki gibi kaçak ödeme yöntemleri kullanacak ve bu da işlem maliyetlerini ciddi ölçüde artıracak ya da komşu ülkelerle takas üzerinden ticaret geliştirmek zorunda kalacaktır ki bu gerçekleşirse Türkiye'nin önemli bir rol oynaması muhtemel görünüyor. Yine AB ülkelerinin tesis çabası içinde oldukları Özel Amaçlı Ödeme Aracı (Special Purpose Vehicle) sisteminin nasıl çalışacağı ve İran'ın beklentilerini ne ölçüde karşılayacağı şu an için net değil.

Belirsizlik sürüyor
Trump'ın seçim kampanyasından beri dile getirdiği İran stratejisinin temel hedefinin ne olduğu belirsizliğini koruyor. Hasan Ruhani'nin de dahil olduğu birçok İranlı yetkiliye göre ABD yoğun baskılarla ekonomik felakete yol açmak böylece geniş kesimlerin nezdinde devletin meşrutiyetini ortadan kaldırmak ve ardından rejimi devirmek istiyor. Bu görüşün hakim olması nedeniyle İran yönetimi şu ana kadar defalarca Trump yönetimiyle masaya oturmayacağını açıkladı. Yine de gözden kaçırılmaması gereken husus şudur: Obama dönemindeki yaptırımların başında da İranlı üst düzey yetkililerin benzer sert açıklamalarda bulunması tarafların üç yıllık süreç içinde masaya oturmasına engel olmamıştı. Bu nedenle Trump'ın taleplerini makul seviyeye çekmesi ve İran'a rejim değişikliği gibi meselelerde tatmin edici güvenceler vermesi halinde Tahran yönetiminin yeniden masaya oturacağı düşünülebilir. Eğer söz konusu muhtemel uzlaşı gerçekleşmez ve ABD yönetimi John Bolton gibi İran konusunda daha ideolojik ve şahin isimlerin uzun süredir gündeme getirdikleri çatışmacı yöntemleri tercih etmeye başlarsa iki ülke arasındaki gerilim kontrolden çıkabilir. Suudi Arabistan, BAE ve İsrail gibi Trump'ın bölgesel partnerlerinin de bu şıkkı tercih ettikleri ileri sürülebilir zira yeni bir İran anlaşmasını ikinci dönem başkanlık seçimlerinde pazarlayabileceği kampanya malzemesi olarak gören Trump'ın aksine yalnızca Tahran konusunda değil genel olarak bölgesel konularda koordineli hareket eden bu eksen, yaptırımları İran'dan kalıcı olarak kurtulmak için tarihi fırsat olarak görüyor. Yaptırımların şiddetlenerek İran'ı ekonomik felakete itmesi ya da çok daha kötüsü gerilimin askeri boyutlara taşınması Türkiye dahil tüm bölgeyi yeni ve daha büyük bir kaos ortamı ile karşı karşıya bırakabilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN