Türkiye'nin en iyi haber sitesi

HAZAL DURAN

CHP’de liderlik krizinde gelinen son nokta

CHP'de her seçim sonrasında yaşanan liderlik tartışmaları 24 Haziran seçimlerinin ardından yeni bir boyut kazandı. CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin elde ettiği oy oranı ile CHP'nin parlamento seçimlerindeki oy oranının arasındaki sekiz puanlık fark liderlik yarışında Muharrem İnce'nin elini güçlendiren başlıca faktör oldu. Kılıçdaroğlu'nun parti içinde kendisine muhalif isimleri büyük ölçüde tasfiye etmesi ise İnce'nin önündeki en büyük engel olarak duruyor. Ayrıca Kılıçdaroğlu'nun CHP'de genel başkanı belirleyen nihai merci olan delegeler üzerindeki hâkimiyeti İnce'nin doğrudan bir yarışa girdiği takdirde başarılı olmasını imkânsız kılıyor. Bu da İnce'nin öncekilerden farklı bir strateji izlemesine neden oluyor.
İnce'nin Kılıçdaroğlu karşısında izlediği yeni stratejinin daha iyi anlaşılması için bu ikili arasındaki geçmiş yarışlara bakmak gerekiyor. Kılıçdaroğlu'nun karşısına genel başkan adayı olarak ilk kez 2014'te çıkan İnce, Kılıçdaroğlu'nun 740 oyuna karşılık yalnızca 415 oy aldı ve başarısız oldu. Yine de delegelerin önemli oranının desteğini alması onu partide zaman zaman ortaya çıkan diğer genel başkan adaylarından ayrı bir yere koydu. İnce'nin ikinci çıkışı ise çok daha yakın bir zamanda Şubat 2018'de CHP 36. Olağan Kurultayı'nda gerçekleşti. Bu süreçte yalnızca İnce değil parti içindeki farklı gruplar da lider değişiminin partinin geleceği açısından elzem olduğunu vurguluyordu. O dönemde başta İlhan Cihaner ve Selin Sayek Böke olmak üzere partinin önde gelen isimleri bir manifesto yayınlayarak yeni bir siyaset anlayışı ve liderliğinin CHP için zorunlu olduğunu ifade ediyordu. Fakat Kılıçdaroğlu'nun delege yapısı üzerindeki etkisi İnce'nin bir kere daha başarısız olmasıyla sonuçlandı.
Kılıçdaroğlu ve İnce arasında geçen bu iki yarış İnce'yi partide Kılıçdaroğlu'nun karşısındaki en güçlü isim haline getirdi. Erken seçim kararının alınmasının ardından da gözlerin çevrildiği isim yine İnce oldu. İnce bu süreçte Kılıçdaroğlu'nun Abdullah Gül'ü çatı aday olarak gösterme çabasına yönelik tepki göstererek "Gül aday olursa Erdoğan'a oy veririm" çıkışını yaptı. Bu süreçte gerek tabanın beklentisi gerekse de partideki ağırlıklı eğilim İnce'nin cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmesiydi. Üstelik Kılıçdaroğlu bu şekilde İnce ve ona yakın isimleri tasfiye etme imkânı bulacaktı. Nitekim İnce'nin cumhurbaşkanı adayı olmasından sonraki süreçte parti içinde İnce'ye yakın çalışan ekipten hemen hemen hiç kimse milletvekili listelerinde kendisine yer bulamadı.

Parti içi mücadele
Her ne kadar Cumhurbaşkanlığı seçim süreci boyunca bir daha Kılıçdaroğlu'nun karşısına aday olarak çıkmayacağını beyan etse de seçim sonuçlarının ardından İnce yeniden harekete geçti. Fakat mevcut delege yapısının olağan şartlarda kendisini seçmeyeceğini bilen İnce iki yönlü bir strateji oluşturdu. Bu stratejinin ilk yönünü tabanın baskısı ile Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı İnce'ye bırakması oluşturuyor. İnce seçimlerin hemen ertesinde yaptığı açıklamada kendisinin CHP'nin 41 yıldır alamadığı oy oranını elde ettiğinin altını çizmişti. İnce bu şekilde kendisinin halkta karşılığının Kılıçdaroğlu'ndan daha fazla olduğunu vurguluyor. Bu sebeple ilk olarak Kılıçdaroğlu'na onursal genel başkanlık teklif etti ve kendisinin genel başkan olmasının bir seçenek değil bir zorunluluk haline geldiğini belirtti. Bir diğer ifadeyle İnce kendi isteğiyle değil parti tabanının isteğiyle Kılıçdaroğlu'nun karşısına çıktığını söylüyor.
İnce'nin bu teklifi Kılıçdaroğlu ve CHP tarafından kabul edilmedi. Bu aşamada CHP yönetimindeki korumacı tavır devreye sokuldu. İnce'nin seçimlerdeki görece başarısının parti yöneticilerince çok fazla takdir edilmemesi bu korumacı tavrın bir yansımasıdır. Bu süreçte parti yönetimi olağanüstü kongrenin toplanmayacağını defaatle vurguladı. İnce ise bu noktada farklı bir taktik izledi ve parti teşkilatlarının da büyük ölçüde kendisine destek verdiği iddiasını dolaşıma soktu. Bu durum önümüzdeki süreçte Kılıçdaroğlu'nun üzerinde yalnızca tabanın değil teşkilatların baskısının da hissettirileceğine işaret ediyor. Eğer İnce'nin öne sürdüğü gibi parti teşkilatlarının şimdiden yarısı kendisine destek veriyorsa bu Kılıçdaroğlu'nun ciddi bir krizle karşı karşıya kalacağı anlamına geliyor.
İnce ve Kılıçdaroğlu arasındaki mücadelenin önümüzdeki süreçte de bu iki eksen etrafında sürmesi kuvvetle muhtemeldir. İnce her ne kadar çıkış noktasını aldığı oy oranına dayandırsa da bu oy oranına İYİ Parti ve HDP seçmenlerinin desteğiyle ulaştığı unutulmamalıdır. Bu iki partinin cumhurbaşkanı adaylarının partilerinden çok daha az oy alması her iki partiden Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde İnce'ye oy geçişi olduğunu gösteriyor. Bu da İnce'nin elde ettiği oy oranına CHP'nin genel başkanı olduğu takdirde ulaşmasını imkânsız kılıyor. Bu sebeple önümüzdeki süreçte Kılıçdaroğlu ve CHP yönetiminin İnce ile girilecek mücadelede bu hususu vurgulaması kaçınılmaz olacaktır.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA