Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Başkanlık sistemlerinin çok kimlikli, çok dinli ve çoklu etnik yapıdan oluşan ülkelerde birlikte yaşamayı kolaylaştırıcı avantajları söz konusudur. Özellikle ana muhalefet partisince cumhurbaşkanlığının toplumun farklı kesimleri arasındaki ayrımları ve sorunları yönetme konusunda eksik kalacağı, birlik ve beraberliği tehdit edeceğine dair korku üreten bir kanaat işlenmeye çalışılmaktadır. Gerek sistemin işleyişi gerekse tarihsel örnekleri incelendiğinde bu konudaki olumsuz kanaatin gerçeği yansıtmadığı, tam aksine başkanlıkla yönetilen demokratik toplumlarda kimliksel farklılıkların daha sağlıklı bir şekilde yönetildiği ve bu konuda daha fazla istikrar üretmiş olduğu görülecektir.
Avrupa'da marjinal partilerin etkinlik alanlarını genişleterek ana akım partileri de daha aşırı uçlara çekmelerinde parlamenter siyasetin rolü büyüktür. Irkçı, yabancı düşmanı, etnik milliyetçi ve aşırı siyasi görüşlere sahip partiler koalisyonların parçaları olarak siyasette hak etmedikleri bir etkinlik alanı kazanmaktadır. Ana akım partiler ise bir yandan bu partilerle rekabet etmeye çalışırlarken bir yandan da muhtemel bir koalisyon durumu söz konusu olabilir diye bu partileri tamamen dışlamaktan kaçınmaktalar. Başkanlık sistemi böylesi partilerin yürütme üzerindeki baskılarını sınırlamaktadır. Öte yandan parlamentoda temsil edilen partiler üzerlerinde yürütme baskısı azaldığı için yasamayı ilgilendiren konularda kendi aralarında daha bütünleştirici çerçeveler geliştirebileceklerdir. Koalisyon mantığı yasama konusunda istikrar ve kapsayıcılık getirmektedir ancak yürütme konusunda tam tersi bir verimsizlik ve gerilim üretmektedir. Bu yönü ile Cumhurbaşkanlığı sistemi hem yasama hem de yürütmeyi mümkün olan en kapsayıcı ve verimli hale getirecektir.
Cumhurbaşkanının mutlak çoğunlukla seçilmek zorunda olduğu için farklı toplumsal kesimler arasında koalisyonları zorunlu kılmaktadır; bu yönü ile siyasette zorunlu bir ılımlaşmayı doğuracaktır. Marjinal siyasi parti ve hareketlerin siyasetin ana akımı üzerinde baskılarını dengeleyecektir. Aşırıcı söylemlere sahip ve dışlayıcı liderleri ise sistemin dışına atacaktır veya seçim sürecinde daha mutedil bir noktaya getirecektir. Öte yandan Cumhurbaşkanı sadece kendi partisinin lideri değil milli birliğin de sembolü olacağı için daha kucaklayıcı bir siyasi dil kullanmak durumunda kalacaktır.
Başkanlık yalnızca bir yürütme mecrası değil aynı zamanda siyasi ve toplumsal liderlik makamıdır. Demokratik toplumlarda kapsayıcı ve birleştirici bir liderin başkanlıkla sistemi ile başa gelme ihtimali, parlamenter sistem ile gelme ihtimaline göre çok daha fazladır. Avrupa'da parlamenter sistem ile yönetilen demokrasilerin çoğunda kraliyet ailelerinin halen devam ediyor oluşu bu nedenledir. Kraliyet aileleri kriz dönemlerinde parlamenter sistemin ürettiği bölünmüşlüğün üstesinden gelebilmek için muhafaza edilmektedir ancak bu arkaik sistem de kendi içinde sorunlar üretmektedir.
Bazı istisnaları olmakla birlikte parlamenter sistem bütünleştirici sembolik lider ve kurumlara daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Almanya ve İtalya gibi parlamenter demokrasilerde sembolik cumhurbaşkanlığı makamı ihdas edilmiştir ancak bu ülkelerin geçtiğimiz yüzyıl içinde yaşamış oldukları tarihsel deneyimleri güç temerküzünü önleyici bir siyasi yapı oluşturmalarını gerekli kılmıştır. Cumhurbaşkanı bu nedenle sembolik kalmış ve ulusal birliğin sembolü olarak algılanmıştır. Ancak bu kurgu yürütmeye dair sorunları aşma konusunda sıkıntılar üretmektedir. Bugün için parlamenter sistemin üretmiş olduğu istikrarsızlıkları en ciddi şekilde tartışan ülkelerin başında İtalya gelmektedir. Almanya'da ise eyaletlerin hem yasama hem de yürütmede otonomileri oldukça fazladır. Bu yönü ile parlamentonun sistem üzerindeki etkisi sınırlanmaktadır.
16 Nisan referandumunda oylayacağımız yönetim düzeni Türkiye'nin toplumsal çeşitliliğini yönetmek açısından bir dönüm noktası olacaktır. Evet kararı hem yönetsel hem de sembolik açıdan daha güçlü bir cumhurbaşkanlığı makamının önünü açarken marjinal gruplar ve kutuplaştırıcı liderlerin yürütme üzerindeki baskısını engelleyecektir.

Yasal Uyarı:Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN