Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Avrupa Birliği'nin en üst düzey liderleri AB Konsey Başkanı Charles Michel ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 6 Nisan'da Ankara'da Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildiler. Bu üst düzey görüşme, 25-26 Mart tarihlerinde yapılan liderler zirvesinde kararlaştırılmıştı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde meydana gelen görüşme, sembolik açıdan Türkiye ile pozitif gündem oluşturma yaklaşımının somut bir yansıması olarak değerlendirilmelidir. 6 Nisan zirvesi, Türkiye ile AB arasında son dönemde oluşan soğukluğu gidermeye yönelik önemli bir adımdır. Ankara'nın da AB liderlerinin kendisine yönelik atmış olduğu bu yapıcı adıma benzer şekilde karşılık vermesi beklenmektedir.
AB liderleri bu seyahatlerinde Türkiye'nin beklentilerini karşılamaya yönelik plan ve tasarılarla geldiler."Koltuk krizi" olarak ifade edilen tartışmanın gölgesinde meydana gelen temaslar Türkiye tarafında olumlu karşılanmıştır. Avrupa medyası ise "koltuk krizi" üzerinden Türkiye'yi haksız şekilde itibarsızlaştırma yarışına girdiler. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in protokolde oturtulduğu yer eleştirilmiştir. Her üç liderin de türdeş sandalyede oturtulması gerektiği söz konusu edilmiş ve von der Leyen'e ayrımcılık yapıldığı iddiası uluslararası basında dile getirilmiştir.Ancak ortaya çıkan oturma düzeni AB Konseyi protokol yetkililerinin talepleri doğrultusunda belirlenmişti. Bu durumu AB Konsey Başkanı Charles Michel'in açıklamaları da teyit etmiştir.
Protokol konusunda Türkiye tarafına ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a haksız eleştiriler getirilmiştir. Bu eleştiriler ve çarpıtmalar gerçeğin değil Avrupalı tarafların Türkiye ile ilgili ön yargılarının ve çarpık bakış açılarının yansımasıdır. Koltuk krizine rağmen, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AB'nin üst düzey liderleri arasında yapılan 6 Nisan zirvesi son yıllarda yıpranmış olan Türkiye-AB ilişkilerinin normalleşmesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilmelidir.
AB liderlerinin Ankara ile tekrar devreye sokmaya çalıştıkları pozitif gündem, somut adımların atılması kararları ile hayata geçmeye başlamıştır. 18 Mart Göç Mutabakatının acilen güncellenmesi, Türkiye ile göç konusunda daha etkin işbirliği yapılması ve eş güdümün artırılması, Türkiye ile AB arasındaki gümrük birliği anlaşmasının güncellenmesi, Türk vatandaşlarının AB ülkelerine yapacakları vizesiz seyahatleri önünün açılması gibi konularda adım atılmasına yönelik mutabakata varılmıştır. Bu kararlar geri dönülebilir şartlara bağlanmış olsa da Türkiye-AB İlişkilerinin ilerletilebilmesine dair önemli bir motivasyon kaynağı olmuştur. Dış politika ve güvenlik konularında Türkiye ile daha sıkı işbirliği yapılması da görüşmelerde gündeme gelmiştir.
Türkiye-AB ilişkilerinin geliştirilebilmesinin önündeki en büyük engel ise taraflar arasındaki güven bunalımdır. Türkiye halen AB'nin kendisine karşı çifte standart uyguladığı ve yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçındığına inanmaktadır. AB tarafı ise Türkiye'nin Birlik ile ilişkilerini geliştirme konusunda samimi adımlar atmamasından şikayet etmektedir. Üyelik müzakerelerinin dondurulmasından bu yana geçen yaklaşık 15 yılda oluşmuş olan soğukluğu ve yabancılaşmayı bir anda telafi etmek mümkün olmayacaktır. Türkiye-AB ilişkileri özellikle son beş yıldır ciddi şekilde yıpranmıştı. Bu yıpranmışlıkta AB üyesi Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Fransa ve Avusturya gibi tarafların Türkiye karşıtı yaklaşımlarının da payı büyüktür. Bu oyun bozucu aktörlerin yoğun baskıları ve eleştirilerine rağmen Türkiye ile ilişkilerin iyileştirilmesi yaklaşımı değerli bir adımdır.
Türkiye, AB ile ilişkilerinde tam üyelik perspektifinin oldukça uzağında yer almaktadır. Türkiye halen nihai stratejik hedefi olan Birliğe tam üyelik perspektifinden vazgeçmiş değildir. Avrupalı yetkililer Türkiye'yi tam üyelik hedefinden vazgeçirmek için ellerinden gelen adımları atmaya devam etmektedirler. Ancak Türkiye ile iş birliği ve etkin koordinasyonun sağlayabileceği fırsatlardan da azami şekilde istifade etmeye çalışmaktadırlar. AB liderlerinin Ankara ziyareti son aylarda Türkiye-AB ilişkilerinde yaşanmakta olan olumlu momentumun bir yansıması idi. Aralık'taki liderler zirvesinde Yunanistan, GKRY, Fransa ve Avusturya'nın baskıları ile yaptırımların tartışıldığı bir ortamdan yapıcı gündeme geçilmiş olması Türkiye açısından önemli bir ilerleme sayılabilir. AB tarafının Türkiye ile ilişkilerinin niteliğini tanımlamaktan kaçınması ve Türkiye ile uzun vadeli bir vizyon üzerinde buluşamamış olması ilişkilerdeki iniş çıkışlı seyri körüklemektedir. Koltuk krizine rağmen, Türkiye-AB ilişkilerinin olumlu bir istikamette seyrettiği söylenebilir. Ancak bu istikametin menzilinin net olmaması tarafları daha samimi ve kalıcı ilişkilerin geliştirilmesinden alı koymaktadır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA