Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Uzun bir süredir siyasetin gündeminde olan ve partiler arasında konsensüsün sağlanamadığı düzenlemesi, ittifaklar arası tartışmalarda da bir bölünme yaratmış durumda. "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"un meclise gelmesi (28 Temmuz Salı) ve kabul edilmesi aşamasında (29 Temmuz Çarşamba) özellikle , ve TKP'nin ağır eleştirileri söz konusu olmuştur. Avrupa örnekleri ile benzerlikler taşıyan yasa, tam yetkili ve sorumlu temsilcilerin atanması yoluyla şikayete konu olan ve acil durumlarda beliren krizlerin çözümü anlamında bir muhataplık müessesinin teşekkül ettirilmesini amaçlamaktadır. Türkiye ve sosyal ağ sağlayıcıları arasındaki ilişkilerde, Türkiye'de mukim bir sorumlunun bulunması mecburiyeti, kolluk ve adli makamların kritik anlardaki istek ve taleplerinin de hızlı ve doğrundan çözümünü hedeflemektedir. Bu açıdan bakıldığında rekabet koşullarını ihlal ettiği düşünülen ve ülke içi yasaları dikkate almayarak sorunlar üreten sosyal ağ şirketlerinin regüle edilmesi, uzun vadede Türkiye gibi bir devletin önemli bir sorun alanını çözecektir. Bu nedenle sosyal medya şirketlerini regüle etmeye dönük girişimlerin partiler üstü bir mesele olarak tartışılması yerine gündelik siyasetin bir parçası haline getirilmesi, çözüm odaklı davranışlardan kaçınılması anlamına gelmektedir.

Yasa neyi hedefliyor?

Yasanın içeriğine bakıldığında, Türkiye'den günlük erişimi 1 milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılarının Türkiye'de temsilci bulundurmalarını mecburi kıldığı görülmektedir. Benzer biçimde, özel hayatın ihlalini ilgilendiren hususlarda şikayet konu olan içeriklerin 48 saat içerisinde kaldırılması da bir gereklilik olarak yer almaktadır. Kamusal ile özelin iç içe geçtiği günümüz dünyasında, özel hayata yönelik saldırıların hukuki yollarla denetlenmesi ve korunması konusu bu açıdan bakıldığında önemli bir adımdır. Sosyal ağ sağlayıcılarının Türkiye'deki kullanıcılarının verilerini Türkiye'de depolamaları yönündeki talep de, verilerin korunması ve ülke güvenliği açısından önemli bir diğer husustur. Bu kararlara uymayan sosyal medya sağlayıcılarına yönelik idari para yaptırımlarının yanı sıra teknik müdahaleler (bant genişliğinin sınırlandırılması), kararların tatbiki noktasında bir caydırıcılık içermektedir. Yasa ile çözülmesi umulan önemli bir sorun da suç teşkil eden içeriğin kendisinin kaldırılabilmesi durumunda erişim engeli yerine doğrudan ilgili içeriğin kaldırılması uygulamasıdır. Hatırlanacağı üzere Wikipedia ile Türkiye arasında dava konusu olan içeriklerin kaldırılması da farklı gerekçelerle istenmiş ve içeriğin kaldırılmaması nedeniyle uzun bir süre söz konusu mecraya erişim mümkün olmamıştır. Bu durumda hiç kuşkusuz, yasa ile kat edilen en önemli aşama, taraflar arasında doğrudan ilişki kurabilecek bir muhataplık müessesesinin ortaya çıkacak olmasıdır.

Muhalefetin eleştirisi

İnternet ve sosyal ağlar üzerinden tartışılan yasa teklifine yönelik ilk tepkiler, özgürlüklerin sınırlandırılması bağlamında ele alınmaktadır. Yasa teklifine şerh koyan CHP ve HDP'nin konuya yaklaşımlarına bakıldığında, yasak, sansür ve kontrol kavramlarının ön plana çıktığı görülmektedir. İktidar partisi ve 'nin söz konusu teklif ile sosyal medyayı kontrol altına alarak, kendilerine yönelik eleştiri kanallarını ortadan kaldırmayı hedefledikleri gibi bir anlatının varlığı dikkat çekmektedir. Her iki partinin (ve TKP temsilcisinin) Türkiye'nin cari internet politikaları ve sosyal ağ platformları ile olan ilişkisinden hareketle ortaya koyduğu eleştiriler, yüzeysel olduğu kadar içeriğin bütününü tartışmayı göz ardı eden bir yaklaşıma da sahiptir. Örneğin HDP, teklife ilişkin düştüğü şerhte, Türkiye'nin "Twitter'a gönderdiği içerik çıkarma taleplerinde dünya birincisi, Facebook'ta da dünya dördüncüsü olduğu" gibi bir ifade ile konuyu bağlamından koparmış ve İçişleri Bakanlığının bu konudaki girişimlerini de güvenlikçi perspektife sahip olduğu gerekçesiyle eleştirmiştir. Türkiye'nin bu taleplerinde içeriklerin ne olduğu,söz konusu taleplerin karşılanma oranları veya Avrupa ülkelerinin ne kadar talep de bulundukları ve bu taleplerin karşılanma oranları gibi hususlar dikkate alınmamaktadır. Bu nedenle somut eleştiri ve verileri karşılaştırmalı biçimde ortaya koymak yerine istatistiksel alan üzerinden sathi değerlendirmeler yapmak, sorunun bütüncül analizini imkansızlaştırmaktadır.

Herkes için iyi mümkün mü?

Liberal demokrasilerde, herkesin isteğinin karşılanması ya da daha açık bir ifade ile herkesin mutlu edilebilmesinin imkansızlığı üzerine tartışmalar yapılır. Katılımcı demokrasi ile bu sorunu aşmak isteyenler de ancak daha dar kapsamlı ve nüfus olarak da daha az yoğunluğa tekabül eden sorunların çözülebileceğini iddia etmişlerdir. Mevcut sosyal medya yasa teklifi ile ilgili elbette herkesin bir görüşü olabilir. Fakat bu farklı perspektiflerin nihayette ne olacağı konusu, iktidar ve daha geniş koalisyonların pratiğinde şekillenebilecek ve çözüme kavuşturulacak bir konudur. Korumacı trendin her geçen gün etkisini artırdığı günümüz dünyasında, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok yerinde de temel tartışma konusu sosyal ağların regüle edilmesi sorunsalıdır. Dijitalleşme ile dönüşen ve ülkelerin egemenliğini tehdit etmesinin yanı sıra özel hayatı ilgilendiren hususlarda da onulmaz sonuçlar üreten bir alanı düzenlemeyi sadece özgürlükler üzerinden tartışmak, bize yeni pencereler açmayacaktır. Bu nedenle günümüz dünyasında"hür olmayı", her şeyden mutlak biçimde sorumsuz olmak olarak kavrayan akıl, sabitelerin olmadığı nihilist bir düzenin savunuculuğunu yapmaktadır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA