"Saat sabaha karşı 03.
Camlar tıkırdadı. Ardından büyük bir depremin ilk hareketleri başladı. Bir süre durur gibi oldu, tekrar başladı. Benzer hareket bir kez daha tekrarladı. İşte o zaman çok büyük bir depremle karşı karşıya olduğumuzu anladım. 'Eyvah Türkiye' diye bağırdım..."
Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara "Depremden Kalan Anılar" adlı kitabında 17 Ağustos 1999 gecesini böyle anlatıyor.
Işıkara anılarını tam zamanında yayınladı. Çünkü tarihi bilinmeyen ama kaçınılmaz İstanbul depremi yine gündemin epey alt sıralarına indi. Gündemden düşünce korkular da unutuluyor. Ta ki -Tanrı korusun- bir felaketle karşılaşıncaya kadar.
Japonya'da da öyle oldu. Ülkenin batısını vuran 7.2'lik depremden sonra Japon basını "Big One ne zaman" manşetlerini tekrar atmaya başladı.
"Big One" zamanı bilinmeyen, ama kaçınılmaz "mega deprem"in adı. Bu depremle ilgili senaryolarda Japonya'nın tümüyle sulara gömüleceği bile öne sürülüyor.
Yine Işıkara'nın bir uyarısıyla noktalayalım: "Hergün bir gün daha yaklaşıyoruz depreme..."