Fransa, Türkiye'de en büyük üçüncü yabancı yatırımcı. Türkiye'nin ise en fazla ihracat yaptığı üçüncü ülke.
2010'da iki ülke arasında gerçekleşen ticaret 12 milyar euroyu buldu.
Fransa ile Türkiye arasında ticari ilişkiler gayet iyi. Yani alan da satan da memnun.
Ancak, siyasi ilişkiler için bunu söylemek zor. Son olarak Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin, G-20 dönem başkanı olarak Türkiye'ye yaptığı jet ziyaret, gerginliği bir kez daha sergiledi. Sarkozy, Ankara'nın gösterdiği sert tepkiden ders aldı mı bilemem?
Ama, Türkiye-Fransa ilişkilerini, Türkiye'de iş yapan Fransız şirketleriyle konuştuktan sonra yeniden değerlendirmesi gerekli.
Özellikle Fransız hükümetinin de ortak olduğu otomotiv devi
Renault'nun CEO'su Carlos Ghosn'la konuşsun. Türkiye'nin Renault dünyasındaki yerini öğrensin.
Renault'nun yatırım için neden Türkiye'yi tercih ettiğini Ghosn'dan duysun.
Diğer taraftan Peugeot ve Citroen, Türkiye'de her geçen gün daha fazla büyüyor.
Karsan, Peugeot ve Citroen Grubu için hafif ticari araç üretiyor. Ayrıca Türk işadamları Fransız şirketleri satın alıp, büyütme çabasında. Fransız SynergEtich'i satın alan Alphan Manas gibi...
Sonuçta Fransız siyasetçiler, iş alanında yakalanan başarıyı, siyasi alana da taşımak zorundalar. Aksi durumda kaybeden Türkiye değil Fransa olacak. Çin'in ardından dünyada en fazla büyüyen bir ülkeyi siyasi nedenlerle es geçmenin kaybı büyük olur. Türkiye'nin Fransa'ya değil, Fransa'nın Türkiye'ye ihtiyacı var.