Dünya otomotiv sektöründe markalaşmayı son yıllarda başarmış ülkelerin başında Güney Kore var. Ülkenin ilk otomotiv markası Hyundai, 1967'de kuruldu. Önce Ford lisansıyla montaj yapan Hyundai, 1974'te kendi markasını üretmeye başladı. İlk motorunu 1991'de üretti. Daha önce Mitsubishi'den motor satın alırken, şimdi Mitsubishi için motor üretiyor. Bugün dünyanın sayılı otomotiv ülkelerinden biri olan Güney Kore, Hyundai, Kia, Samsung, Ssangyong ve Daewoo ile otomotivde boy gösteriyor.
Türkiye, Güney Kore'den çok daha önce kendi otomobili Devrim'i kısıtlı imkânlarla 1962'de üretti. Ama Devrim projesi daha doğmadan ölüme mahkum edildi. Güney Kore lisansla üretime başladığı tarihlerde ise Türkiye'de otomotiv sektörü çoktan ikinci yerli markayı yaratmak için adım atmıştı. Koç Holding, yerli otomobil markası Anadol'u üretiyordu.
Güney Kore, montaj üretime başladığı otomotiv yolculuğunda daha sonra kendi markasını yaratırken, Türkiye tam tersini yaptı. Kendi markasını bir kenara bırakıp, lisanslı üretime geçti.
Bugünlerde otomotivde bir tartışma var. Türkiye kendi markasını yaratabilir mi? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Türk malı otomobil isteğiyle alevlenen bu tartışma daha çok su kaldırır. Ama ortada bir örnek var. Otomotivde yaşanan büyük rekabete rağmen, bu işi yakın zamanda başarmış, kendi markasını yaratmış bir ülke önümüzde. Yeter ki, inanalım.
Tahminlere göre 2020'de dünya otomotiv üretiminin 100 milyonun üzerine çıkması bekleniyor. Bu yüzden dünya otomotiv sahnesinde Türkiye'ye de yer var.