G.Saray, Liverpool'u yine cehennemin içine attı.. Liverpool'u bir kez daha bir sezon içinde yıkmak her takıma dünyada nasip olmaz.. Türkiye'de ise bunu sadece bize G.Saray yaşatır. Maçın başında kornerden gelen topu Osimhen kafayla kale önüne indirdi, Lemina yükselip yakın mesafeden fileleri havalandırdı. Bu erken avantaj, G.Saray'ı psikolojik olarak çok rahatlattı ve Liverpool'u baskı altına aldı. Erken gol, deplasman takımı için en zor şeylerden biridir.. Nitekim Liverpool'un oyuna girişini bozdu.. Aslan tamamen ipleri eline aldı; kontrolü ele geçirdi. G.Saray, özellikle ikinci yarıda çok katı bir savunma yaptı. Uğurcan Çakır'ın kalesi, Davinson, Bardakcı ve Jakobs'un oluşturduğu hat neredeyse geçilmedi.. Takım blok halinde geri çekilip kontraları bekledi, boşluk vermedi.. Bu, Okan Buruk'un klasik "kompakt savunma" taktiğinin mükemmel uygulamasıydı. Osimhen sadece asist yapmakla kalmadı; hava toplarında üstünlük kurdu, rakip savunmayı meşgul etti, presiyle top kazandı. Fizik gücü ve hızıyla Liverpool'un stoperlerini (Van Dijk, Konate) sürekli rahatsız etti. Osimhen her yerde vardı.. Yine G.Saray'ın en çok alkış alan ismi oldu.. Ya Barış Alper Yılmaz.. Şu an kariyerinin zirvesinde, tam bir "Terminatör" gibi oynuyor.. Arne Slot'un bile maç öncesi "Barış'ın hızına yetişemedik" dediği türden bir performanstı! Savunma arkasına koşuları, pres gücüyle top kapmaları ve geçişlerdeki hızı G.Saray'ın kompakt oyununu mükemmel tamamladı. Sadece hücumda değil, presiyle top kazandı, geri dönüp yardım etti. Orta saha ve kanat geçişlerinde "Çok yönlü" rol oynadı.. Çok tebrik ediyorum.. G.Saray avantajlı bir skoru cebine koydu ve Ada'ya gidecek.. Ama şimdi bu maçın keyfini çıkaralım.. Bu gururu yaşayalım.. 6 kere Şampiyonlar Ligi'ni kazanmış Liverpool'u yine yıkmak bir destandır..