Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Spordaki büyük hızla tırmanan şiddet hafta sonu tüm Türkiye'de doruğa ulaştı. Çeşitli illerde saha içi ve saha dışı olaylar tavan yaptı. Bir prestij derbisi dahi üzücü olaylara sahne oldu. Beni en çok üzen de 20 yaşındaki bir gencimizin hayatını kaybetmesiydi. Bu kronikleşmiş çok önemli şiddet olayları konusunda yeri geldikçe görüşlerimi bildirdim. Üstünde titizlikle durduğum en önemli nokta da (futbolunun içindeki tüm birimlerin çok dikkatli ve sağduyulu hareket etmeleri gerektiğiydi) ama ne yazık ki tam tersi oluyor. Bir önemli güvencem de 6222 sayılı şiddet yasasıydı. Ne yazık ki bu da bir fayda getirmedi. Artık bu işe kalıcı bir çözüm üretmek herkesini görevi olması gerektiğini üstüne basa basa düşünüyorum. Ama açıkçası bu şartlarda nasıl olacağının da içinden çıkamıyorum.
Derbiyle ilgili 2 konu üzerinde durmak istiyorum. Birinci konu; Fatih Terim'in derbiye 3 santrforla çıkması gerçekten çok ilginçti. Üstelik yapısı ilerde nokta santrfor olan ve de uzun süredir oynamayan Elmander'i Terim forvet arkası ofansif orta saha rolüne soyundurdu. Fatih Terim gibi işi çok iyi bilen bir teknik direktörün bu uygulamasıyla neyi ispat etmek istediğini uzun uzun düşündüm. Aklıma sadece bir tek şey geldi. Bugün dünyada takımlar çok büyük çoğunlukla tek santrforla oynuyorlar. Maçların gidişatına ve skorlarına göre belli bölümlerde çift santrfora dönüyorlar. Bu konuda zaman zaman Fatih Terim'e niye çift santforda ısrar ediyorsun diye eleştiriler yapıldı. Her halde Fatih Terim de eğer beni eleştirirseniz bakın ben 3 santrforla hem de derbide dahi oynarım dedi.

VOLKAN'IN İLK DEĞİL!
İkinci konu;
Volkan'ın kırmızı kartı bana anında EURO 2008'i hatırlattı. Çok kritik Çek Cumhuriyeti maçında yorumcu olduğumdan o günkü son dakika duygularımı çok iyi hatırlıyorum. Son 15 dakikaya 2-0 yenik giriyorsunuz. Bir mucize gerçekleşiyor. Ve 3 gol atarak bitime 4 dakika kala öne geçiyoruz. Müthiş bir moral ve sevinç var. Ve o morala rağmen Volkan gereksiz bir hareketle kırmızı kart görüyor. 3 oyuncu değişikliği bittiğinden kaleye Tuncay Şanlı geçiyor. O andan sonra aklımdan geçenler şöyleydi; Eğer son dakikalarda beraberlik golünü yersek iş penaltılara kalacak. Bir tarafta dünyanın en iyi kalecisi Petr Cech öbür tarafta Tuncay Şanlı! O, 5 dakika bana 50 dakika gibi geldi. Eğer o maçı kaybetseydik. Volkan'ın ne kadar başının ağrıyacağını herhalde tahmin etmek zor olmasa gerek.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN