ÖMER TAŞPINAR

İran ile son tango

WASHINGTON

Hafta sonunda ABD'nin Pitsburgh kentinde toplanan G-20 zirvesinin gündemi normalde ekonomi olacaktı. Ancak İran'ın nükleer dosyası konusunda yaşanan son gelişmeler gündemi bir anda tekrar Ortadoğu'ya çekti. Öyle ki, toplantıdan akıllarda kalan en önemli sahne, ABD Başkanı Obama, Büyük Britanya Başbakanı Brown ve Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin toplu halde kameraların karşısına geçip, İran konusunda yaptıkları sert açıklamalar oldu. İran'a verilen bu ültimatom sayesinde, BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi ve Almanya'dan oluşan "5+1" grubu önümüzdeki hafta Cenevre'de Tahran ile başlayacak nükleer pazarlık öncesinde Batı grubu "ortak cephe" sergiledi.
Bütün bunlara vesile olan gelişme İran'ın Kum kenti yakınlarında gizli bir uranyum zenginleştirme tesisinin varlığının tespit edilmesiydi. Böylece Tahran'ın sadece Natanz'da değil ülkenin başka bazı santrallerinde de uranyum üzerine çalışmalar yaptığı ortaya çıkmış oldu. Bu durum doğal olarak hem Amerika hem de Avrupa açısından rahatsız edici. İran'ın kurnazlık yaparak bu ikinci uranyum zenginleştirme tesisini kurduğuna dair Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'na geçen hafta içinde acele bir mesaj yollaması durumu değiştirmiyor. Washington'daki iddialara göre Kum kenti yakınlarındaki Devrim Muhafızları garnizonunun gözetimi altındaki bölgede bir dağın içine oyularak inşa edilen bu uranyum zenginleştirme tesisinin varlığı zaten istihbarat servisleri tarafından iki yıldır biliniyordu.
Bütün bunlar gösteriyor ki İran'ın Batı ile gittikçe kötüye gitmekte olan ilişkisinin temelinde güvensizlik yatıyor. Her ne kadar Ahmedinecad ve İslami rejim yaptıkları açıklamalarda ülkedeki uranyum zenginleştirme çalışmalarının nükleer silaha yönelik değil, barışçıl amaçlı olduğunu iddia etseler de, bu tezler Batı'da inandırıcılık bulmuyor. ABD, AB ve tabii ki İsrail, İran'ın uranyumu barışçıl ve sivil enerji için değil, nükleer silah üretimi için istediğine inanıyorlar.

Tahran şeffaf olmalı
Peki kime inanmalı?
İran'daki İslami rejim kendini ABD ve İsrail tarafından gerçek anlamda ve de haklı olarak tehdit altında hissediyor. Nasıl hissetmesin ki? Tahran açısından bir bölgeye bakın. ABD askerleri iki komşunuzu, yani Irak ve Afganistan'ı işgal etmiş. Güneyde İsrail'in nükleer gücü var ve Tel Aviv sizi en büyük düşman olarak görüyor. Pakistan, Amerika ile ortaklık içinde olan doğudaki komşunuz ve elinde nükleer silah var. Diğer komşu Türkiye zaten NATO üyesi ve Amerikan nükleer şemsiyesi tarafından korunuyor. Kuzeyde Rusya dünyanın en büyük ikinci nükleer gücü. Sonuçta şurası kesin: Etrafı nükleer silahı olan ülkeler tarafından sarılmış olan İran kendini tehdit altında hissediyor.
Durum böyle olunca da "Ben nükleer güç olmak istemiyorum, sadece sivil amaçlı enerji için uranyum zenginleştirmek istiyorum" diyen bir İran inandırıcı olamıyor. İnandırıcı olması tek şarta bağlı: Uranyum tesisleri konusunda açık ve şeffaf bir tavır sergilemek. İşte zaten tam da bu nedenle bu hafta Çenevre'de başlayacak görüşmelerde İran bu konuda Atom Enerjisi Kurumu'na somut tavizler vermediği takdirde, ABD ve Avrupa iki veya en çok üç ay içinde son derece ağır ekonomik yaptırımlar uygulanması hususunda stratejik bir karar alacaklar gibi gözüküyor.
Bu karar muhtemelen BM Güvenlik Konseyi'nde alınacak ve bütün gözler bu dönem Güvenlik Konseyi üyesi olan Türkiye'nin nasıl hareket edeceği üzerinde olacak. BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinden ABD, İngiltere ve Fransa beraber hareket edecektir. Geriye iki daimi üye kalıyor: Rusya ve Çin. Doğu Avrupa'da füze kalkanı projesinin rafa kaldırılması sayesinde Amerika'dan istediğini elde eden Rusya şimdi İran'a ekonomik yaptırımlar konusunda Washington'a destek veriyor gözüküyor. Bu durumda İran'a yaptırım konusunda çekimser kalacak bir tek Çin kalıyor. Eğer Türkiye İran'a yaptırımlar konusunda Batı yerine Çin'le ile aynı kampta olursa stratejik derinliğimiz gerçekten de çok derinlere inmiş olacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN