Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Yıl 1929.. Atatürk İstanbul'a geliyor.. Pendik'te tren istasyonunda karşılayanlar arasında bir küçük kız var. 9 yaşında.. Cumhuriyet'i kuran adama "Hoş geldin" diyecek.. Elindeki kır çiçeklerinden oluşmuş demeti verecek.. Heyecandan titriyor.. Ve gerisini kendisi anlatıyor. (Bütün Dünya / Haziran, 2009)
"Söze başladım. Gözlerine bakınca kafamda her şey silindi. Külotum ıslandı. Beni kollarımdan havaya kaldırdığında bacaklarımdan akmaya başladı."
Yıl 1938.. Ata'yı İstanbul'dan uğurlayanlar arasında Erenköy Kız Lisesi de var. Önde boru trampet takımı.. Trampet takımının şefi, onuncu sınıf öğrencisi bir genç kız..
Macide Tanır o küçük çocuk ve o genç kız!..
Atatürk'ün, Cumhuriyet'in kızı..
Carl Ebert Türkiye'de ilk konservatuarı kurduğunda, bizzat onun yaptığı sınavı kazanıp, hem tiyatro, hem opera bölümüne giren müthiş yetenek.. Öyle müthiş ki, sınıf atlayarak 3 yılda bitiriyor, kendisinden önce girenlere de yetişip..
Bir defasında "Bir Nermin (Sarova) kaldı, Hıncal" demişti.. "Bir Cüneyt (Gökçer) bir de ben, o ilk mezunlardan.."
Şimdi hiç kalmadı..
Macide Tanır'ı kaybettiğimizi, alt yazıda okudum.. Ekranın önünde kala kaldım.. Aslında bekleniyordu.. 90'ı aşmış yaşından dolayı değil.. Sonuna dek gençti çünkü.. Cemal Reşit Rey'de rastlardım.. Taa Pendik'ten kalkar, kırk vasıta ile gelirdi konserlere, kaçırmazdı.. Öyle dinçti.. Öyle yaşamın, sanatın içinde..
Az sonra ayni ekrana Yekta Kopan geldi.. Bu kadar kısa zamanda, bu kadar mı güzel anlatılır Yekta.. Ağlattın beni.. Eline, yüreğine, diline sağlık..
Yekta daha küçükken, sanata ilk adımlarını atarken Macide Hanım kulağını bükmüş..
"Diyelim salon tenha.. Diyelim kalabalık o sanattan anlamaz görünüyor.. Ama unutma.. En azından bir, tek kişi vardır orda, bilen, anlayan ve seven.. Onun için oynayacaksın. O bir tek kişi için her şeyini dökeceksin.. Değer.."
Ben Büyük Macide'yi seyre başladığımda ortaokul öğrencisiydim. Hep anarım. Nur içinde yatsın.. Nuri Dayımın eşi Semiha Yenge de tam bir Cumhuriyet kadınıydı. Sanata ve kültüre meraklı.. Oğlu, kuzen Necip'le beni her oyuna, her opera ve baleye, her konsere yollardı.. Bilet almak da kolay değil haa, o devirlerde..
Küçük Tiyatro'nun olduğu Vakıf Bank gişesinde haftalık biletler satışa çıktığında Necip'le sabah beşte yollara düşer, kuyruğa girerdik. Yığınla sahnesi, haftada altı gece, üç matinesi olan Devlet Tiyatrosu'nda yer bulmak için.. Abartıyorum sanmayın..
Teoman Yazgan'ın Devlet Tiyatrosu adlı bulunmaz bir belgesel kitabı vardı. Orda okumuştum..
Ağaçlar Ayakta Ölür, muhteşem bir oyundu. Muhteşem de oynanıyordu.. Macide muhteşem oynuyordu bir defa.. Tam üç defa gitmiştim, onu seyre doyamadığım için.. Teoman anlatıyor..
Erdoğan Göze'nin rolü ilk perdede biter, fırlar sabahçı kahvesine gidermiş ki, beklesin, gişe açılır açılmaz bilet alsın.. Yer bulunmuyor.. Eş dost, Erdoğan'dan bilet istiyor. Oyunun baş oyuncularından biri "Yok" demesi mümkün mü?. Ne yapsın Erdoğancık!..
Ben Macide'yi ilk 1954'te izledim. Onun Devlet Tiyatrosu'ndaki onuncu yılıydı. Tanrılar ve İnsanlar.. Ya da Gılgamış. Ondan sonra say say bitmez.. Aklımda en çok kalanlar.. Güneşte On Kişi.. Othello, Ruhlar Gelirse.. Günden Geceye (Ne müthiş oyundur o.. Eugene O'Neill.. Yıldırım Önal, Kerim Afşar, Yalın Tolga ve Macide tabii..) Kanlı Düğün.. Oradaki Macide muhteşemdir, kaç kez seyrettiğimi unuttum.. Ve de Altın Göl.. Dünya tatlısı oyunda gene harika Macide.. İnanın filmdeki Katherine Hepburn'dan öndeydi.. Sonra ben İstanbul'a taşındım. Macide emekli oldu, o da İstanbul'a geldi ve sürpriz.
"Macide" deyip duruyorum. Hayır ona hayatımda "Macide" diye hitap etmedim. Hep "Macide" Hanımdı o..
"Macide" deyişim büyüklüğünü anlatmak için.. Soyadına, ad ekleyenlerdendi o..
Büyüklerin, en büyüklerin soy adına ihtiyaçları olmaz çünkü..
Nedim Saban'ın o sıralar kurduğu tiyatroda, adeta Macide için yazılmış bir rolde seyrettim onu.. Müziksiz Evin Konukları.. Gene harikalar yarattı.. Gene üç defa gittim.. Bilmeden.. Onu sahnede son defa seyrettiğimi bilmeden.. Bir daha oynamadı.. Hep içinde ve arkasında olduğu sahnenin bu defa önünde yaşadı, hastalanıp yürüyemez olana dek. Sonra ağırlaştı. Yoğun bakıma girdi, aylarca..
"Bekliyorduk" dediğim ondan..Öyle yenilmez, öyle eğilmez bir Cumhuriyet kızıydı ki o, savaşır ve kazanırdı gene.. Ama yaş 90'ın üzerinde olunca..
Ağaçlar Ayakta Ölür ya!.
Macideler de ölümsüzleşirler, ölünce..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN