Türkiye günlerden beri, "Dershaneler"i tartışıyor.. AKP ve Cemaat üzerinden.. Çocuklar ve gençler üzerinden tartışan yok hiç.. Oysa asıl konu onlar.. Çünkü sistemin içindekiler onlar.. Ezilenler, tükenenler, bitenler onlar..
Dershaneleri kendi öğrenciliğimden beri sevmedim.. Sevgisizliğim son yıllarda iyice nefrete dönüştü..
Kaç kuşaktır bu ülkede çocukluk ve gençlik yaşanmaz oldu.. ilkokullar bile sınavla öğrenci alır olduğundan beri, nerdeyse yürümeyi öğrendiği andan itibaren dershane illeti başlıyor çocuğun, üniversiteye girene kadar..
Bir yanda okul.. Gitmek zorundasınız.. Ama herkes "Zorunda" olduğu için gidiyor, kaytarabildiği kadar da kaytarıyor..
Çünkü ilerleyecekse okuldan zerre fayda yok. Sistem onu dershaneye mahkum etmiş..
Yasal, makul saatler okula ayrıldığı için, dershane okul dışı saatlerde.. Sabahın körü, ya da gecenin yarısına kadar.. Cumartesi, pazar.. Yaz tatillerinde..
Peki bu çocuk, bu genç, ne zaman dinlenecek, ne zaman tatil yapacak?. Çocukluğunu, gençliğini ne zaman yaşayacak?.
Bir robot sürüsü yetiştiriyoruz, kuşaklardır..
Çocukluğundan gençliğinden vazgeçirilenler, bir de sınavı kazanamayınca.. Çünkü bu bir seviye sınavı değil. Ne kadar çalışırsan çalış, sıralama..
Eninde sonunda yüz binlercesi kaybedecek. Peki o kaybeden çocuğun, gencin ruh hali ne olacak..
Dershaneleri, yok ettiğimiz çocukluğun ve gençliğin sırtından kazanılan milyarlar olarak düşündüm hep ve o yüzden nefret ettim, ama..
Burda da bir ama var işte..
Dershaneler gökten inmedi.. Yerden bitti.. Ne ekersen onu biçersin..
Biz, öyle bir "Giriş Sınavı" sistemi getirdik ki, ilk, ortaokul, liseler ve üniversitelere, okullarda gördüğümüz eğitimin on paralık kıymeti kalmadı. O sınavlarda sorulan sorulara nasıl yanıt verileceğini dershaneler öğretmeye başladı..
O zaman haydi çocuklar dershanelere.. Pıtırak gibi dershaneler türedi, yıllar boyu ve o yıllar boyu bir tek iktidar, bu rezilliğin üzerine gitmedi.. Bir tek muhalefet çözüm önermedi. Kuşakları, ezdik, tükettik, kimseler aldırmadı.
Amerika'da bizden az mı, okumak isteyen.. Niye orda dershane rezilliği yok, ya da İngiltere, ya da Fransa'da.. Niye gidip "Onlar nasıl yapıyor bu işi" diye bakan yok..
Biz Mülkiye'ye sınavla girdik.. Lise derslerinden. Lise bitirme sınavı gibi..
Coğrafya sorumuz hala aklımda..
"Romanya kaç coğrafi bölgeye ayrılır. Birini yazınız.."
Lise 2'de okumuşuz. Üç yıl geçmiş aradan.. Ne bilirim.. Ama Drakula filmlerinden, Karpatları iyi bilirim. Yazmıştım.
İTÜ, giriş sınavında problem sorardı mesela.. "Bir parabolun dışındaki Q noktasından çizilen paralelin değdiği nokta P olsun" diye başlayan sentetik geometri soruları.. Analitik soruları, cebir soruları.. Lisede ne öğrendiysen o.. Dershaneye falan gerek yok..
Şimdiki sınavlarda lise eğitimi palavra.. Cevabı artık sadece dershane öğretiyor.
Bu sistemi değiştirmeden, dershaneleri kaldırırsan ne olur, bir düşünün bakalım.
Milli Eğitim Bakanı yeni.. Geldiği günden beri, devrim niteliğinde işler yapıyor ama hepsi tepeden inme.. Ortada ne temel var, ne taban..
Bu yüzden olmuyor, oturmuyor. Çorbaya döndü, Milli Eğitimimiz..
O zaman da kıyamet kopuyor.. Haydi iktidar, haydi muhalefet, haydi Cemaat kavgası..
Yahu çocuklar?.. Yahu gençler?. Kabak onların başında patlıyor ya hani, onlar kimin umurunda dostlar?.
Kimin umurunda.. (Sona soru işareti koymadım. Çünkü soru değil!..)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN