Kaç yıl geçti aradan hatırlamıyorum.. Aspendos Opera ve Bale Festivali'nin dünya çapında organizasyon yaptığı yazlardan birinde, Mario Frangulis'i izlemiştik. O zaman, festivali yüklenen Mustafa Erdoğan "Konserden sonra kaybolmayın" demişti. Harika bir sürpriz hazırlamış. O zaman Kanyon diye bir yer vardı, Aspendos civarında.. Dünya güzeli bir ırmağın üzerine kurulmuş iskeleler üzerine yayılmış bir restoranda, uzun bir masa ayırtmış, meğer. Gittik ki, Mario Frangulis de orda.. Harika mezeler, harika yemekler, harika ortam. Ben puromu yaktım. Öcal Ağbimle Frangulis, rakıları tokuşturmaya başladılar..
Bir tatlı sohbet..
Frangulis "Türk ve Yunan milleti aslında dosttur. Başka şey de olamazlar zaten. Yüzlerce yıl kucak kucağa yaşamışlar. Zevklerinin hemen hepsi ortak. Yemeklerimiz, içkilerimiz, türkülerimiz, danslarımız, kıyafetlerimiz, hatta farklı dinlerimize rağmen geleneklerimiz.. Türk- Yunan gerginliği, yaratılmıştır. Dış ve iki taraftaki iç güçlerin çabalarıyla. Ama bu çabalar öze dokunamadı. Biz gene kardeş olabiliriz. Ege gene ortak gölümüz olabilir" demişti.
Hele o yıllar gerginlik doruklarda iken, "Hayal" gibi geliyordu bu sözler..
Frangulis "Bu mucizeyi yaratacak olan müziktir. İki taraf arasındaki müzik alışverişini hızlandırmalıyız. Bu gece Aspendos nasıl dolduysa, bizim taraftaki İbrahim Tatlıses konserleri de öyleydi. Müzik bizi birleştirir" diye çözümü de önerdi.
Haklıydı. Haklı olduğunu da en iyi bilenlerdendim. Kıbrıs olaylarının dorukta olduğu 1971'de Modern Folk Üçlüsü ile, hem de cuntanın Yunanistan'ına gitmiş, Rodos'ta konser vermiştik. Ada yıkılmıştı.
Ankara'da, Devlet Opera ve Balesi Yeni Yıl Gala Konseri'nin konuğu Mario Frangulis'ti gene ve İTO'nun 2500 kişilik salonunun biletleri, satışa çıkar çıkmaz 2.5 saat içinde tükenmişti.
Bu her şeyi gösteriyordu zaten.
Konseri Ankara Devlet Operası, Yunan Büyükelçiliği ile birlikte organize etmişti. Yunan Büyükelçiliği ile yapılan iş birliği, Frangulis'i üçüncü kez ülkemize getirmişti. Yeni yılla birlikte, Avrupa Birliği Başkanlığı yeniden Yunanistan'a geçtiği için, Ankara Operası ve Yunan Elçiliği, bu konseri, Yunan başkana "Hoş geldin" ile birleştirmişti.
Konserin şeref konukları yeni AB Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu ve Yunanistan Ankara Büyükelçisi Kiryakos Lukakis'ti.
Yeni Bakan Çavuşoğlu'nun o gece orda olması ve coşkuyu yakından izlemesi çok önemliydi, yaşadığımız günlerde.. AB Bakanımız, müziğin ve operanın gücünü gördü ve yaşadı. Dilerim yaşamayanlara anlatmıştır.
Frangulis'e, uluslararası sopranomuz Feryal Türkoğlu da katıldı, konser boyu, zaman zaman.
.. ve tabii, alkışların en büyüğü, o harika Devlet Opera ve Balesi Orkestrası'nın muhteşem müziği.. O gece orkestramızı da bir Yunan konuk şef, Lukas Karitinos yönetti.
İlk yarı, klasik Frangulis repertuarıydı. Uluslararası albümlerinden seçmelerle, ünlü şarkılar, aryalar, müzikallerden seçmeler söyledi.
Andrew Lloyd Weber'in Opera'daki Hayalet'inden Music of the Night, ülkemizde bile artık ezber bilinen Caruso ve Vincero, Perdero ve de olmazsa olmazı Grana'da salonu yıktı. Feryal Türkoğlu ile yaptıkları Cole Porter düeti Sı in love da öyle..
İkinci bölüm başta Hacidakis ve Teodorakis, Yunan bestelerine ayrılmıştı. İki Teodorakis'te Feryal'le düet yaptılar gene.. Hele finalde, Frangulis'in sürprizi ile prova bile yapmadan söyledikleri, Zorba'nın final şarkısı ve birlikte yaptıkları Sirtaki'ye bütün salonun katılması rüya gibiydi.
Ne yazık ki, gerginlik yaratan konularda yangına körükle gitmeyi gazetecilik sanan ülkemizde, bu muhteşem geceyi ve finali haber yapan, yorumlayan bir tek televizyon, bir tek gazete yoktu.
Sıradan bir konser gibi geçiştirdi medyamız, o çok anlamlı, o rüya gibi geceyi..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN