Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Üstad Radi Dikici'nin Müzeyyen Senar'dan naklettiği anı çok ilgi gördü.. O zaman işte size bir tane daha..
İstanbul gazinoları o yıllarda Eylül ayında çalışmazlar, zamanın ünlü sanatçıları İzmir'e Fuar'a giderlerdi. İzmir Müzeyyen Senar'ı hasretle bekler, o da Çamlık Senar Gazinosu'nda program yapardı. Diğer gazinoların da yıldızları Hamiyet Yüceses, zaman zaman da Perihan Altındağ Sözeri idi. Ama arkadan bir yıldız daha geliyordu, Zeki Müren.
O yıl Müzeyyen Senar'ın programı yirmi günlüktü. Birkaç yıl önce açılan Büyük Efes Oteline yerleşmişti. Feraye de onunla birlikte idi.
Normal olarak öğleden sonra önce saz arkadaşları geliyor, birlikte prova yapıyorlardı. Çünkü o bir gece söylediği şarkıları ertesi gece tekrar etmiyordu. Her gece farklı bir program yaptığı için de belki aynı dinleyicilerin bir kısmı ertesi gece de geliyordu.
Daha sonra her zamanki gibi, önce otelin berber salonuna iniyor ve saçlarını yaptırıyordu. Çok hafif bir yemek yedikten sonra o gece giyeceği kıyafeti alıp Çamlık Senar Gazinosu'na gidiyordu.
Ancak, bazen öyle olaylar olurdu ki, o akşam için ne program hazırlarsa hazırlasın, prova yapmış bile olsa bambaşka bir makam ve şarkıyla programa başlıyordu. Saz arkadaşları bu sürprizlere alışıktılar.
O gün de onlardan biriydi.
Saz arkadaşlarını göndermiş ve berber salonuna inmişti. Biraz ileride saçlarını yaptırmakta olan ve orta yaşlarda olduğunu tahmin ettiği bir hanımın sandalyesinden kalkarak yanına geldiğini gördü.
Gerisini Müzeyyen Senar'dan dinleyelim:
Hanımefendi bana, "Müsaade ederseniz efendim, size bir konuyu anlatmak istiyorum," dedi.
"Estağfurullah, buyurun sizi dinliyorum."
"Bilemezsiniz Müzeyyen Hanım, sizi ne kadar çok aradım ama ulaşmak nasip olmadı. Bu otelde olduğunuzu öğrenince neredeyse her gün kız kardeşimle sizin yolunuzu gözledik. Neyse kısmet bugüne imiş. Babam ölmeden önce biz iki kardeşi çağırarak bir vasiyette bulundu: 'Benim için iki şey yapacaksınız. Öldükten sonra ne yapıp yapıp mezarımdaki toprağın arasına bir Müzeyyen Senar plağı ve bir de küçük şişe rakı koyacaksınız. İkincisi, Müzeyyen Senar'ı bulacak onu ne kadar sevdiğimi söyleyip bu fotoğrafımı ona vereceksiniz. Geçen yıl vefat ettiğinde ben vasiyetini yerine getirmeye cesaret edemedim. Ama küçük kız kardeşim ertesi gün mezarına bunları gömerek vasiyetinin ilk kısmını yerine getirdi. Bugün de ben size bunu söylemek şansını buldum. Böylece vasiyeti tamamlandı. O yüzden çok mutluyum," dedi ve çantasından orta yaşlı ama çok yakışıklı bir erkek fotoğrafı çıkarıp bana verdi. O kadar değişik olaylar yaşıyordum ki, bu bana hiç ters gelmedi. Teşekkür ettim. Hanımefendi ile öpüşüp veda ederken göz yaşlarının yanağımı ıslattığını hatırlıyorum.
Yine de olayın etkisinde kalmıştım. Halbuki o gece programa bayati araban makamı ile başlayacaktım. Sahneye çıkınca olayı kısaca anlatıp, fotoğrafı elimde salladım ve dedim ki, 'Bu gece o beyefendi için okuyacağım.' Elimle yukarıyı işaret ederek, 'Biliyorum şimdi o bizi dinliyor, kim bilir belki önünde kevser şarabı da vardır,' ve başladım:
'Meyhânede kaldık bu gece ah mestiz efendim
Bir şeyle mukayyet değiliz serbestiz efendim
Tan etme bizi sofu gibi gel hoş gör efendim
Bir şeyle mukayyet değiliz serbestiz efendim.
Sadi Hoşses'in nikriz şarkısıydı. Ve devam ettim. "Ver ey saki tazelendi derdim bu gece/ Bir tek daha ver, sorma gelen kim bu gece"...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN