Türkiye'nin en iyi haber sitesi

"Yılbaşında kutlanacak ne var" diye başlık atmış dün Haşmet.. (Babaoğlu)
"Yılbaşında dört gün sokağa çıkma yasağı gelecekmiş, böylece sosyal hareketlilik azaltılacakmış...
Hâlâ yeni yılı sevinçle bekleyip kutlamayı düşünenler varsa..." diyor..
Ah Haşmet ah!..
Bu ülkede her yıl ille de "Yılbaşı" polemiği yapılması gelenek oldu yıllardır.
Bu yıl da kapıyı sen açıyorsun..
Bak bu defa sana kırk yıllık dostluğumuz, kardeşliğimiz süresince olduğu gibi "Haşo" diye seslenmedim. Ben açık seçik seni yazarken sen adımı kullanmaktan kaçındığın cevabında "Eleştiriye açığım ama saygılı olmalı" dedin.
Tekrar okudum o yazımı. Baştan sona, 40 yıl önce neysen benim için o kardeşlik duyguları içinde Haşo diye seslenmem dışında bu hitaba maruz kalacak kelime bulamadım. Çok etkisinde kaldığını, bizzat senden öğrendiğim sosyal medyan tepki gösterdi ki, bana değil, onlara cevap verdin, aslında..
Neyse.. Sorun o değil..
Dün senin yazdığın gazetede, yurdu bu korona günlerinde bile adım adım dolaşan ve halkın nabzını en iyi tutan, bu yüzden en çok okunan gazeteci, Yavuz Donat'ın da satırları vardı..
"Reel gündem Çarşı pazar gezerken... Erken seçimi, siyaseti de sorduk... Fakat...
Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Veli Altınkaya dedi ki:
Abi... Boşuna kendini yorma... Böyle sorular sorma.
Milletin derdi ne siyaset, ne de seçim.
Kayseri'nin de, Türkiye'nin de gündemi... Korona ile mücadele ve ekonomi." Kayseri'nin de, Türkiye'nin de gündemi kovid ve ekonomi..
Ekonomi dediği, dolar, döviz, faizler, iç dış yatırımlar değil, eve gidecek para var mı yok mu, o?. Yarın ne olacak, kovid de ev ihtiyaçları da..
Ben dünya sağlık bilimcilerini izleyerek kırk kere yazdım.. Kovid ile mücadelede en büyük silah insanın kendi bağışıklık sistemi.. Bağışıklığı, yani virüsle savaşı en yüksekte tutmanın yolu da, moral!.
Peki morali yüksek tutmanın yolu ne?.
İnanmak, güvenmek ve umudunu asla yitirmemek!.
Daha dün Başkan, tüm kanallarda ortak, ekonomi ve kovid konusunda konuştu ve hayli umut veren şeyler söyledi..
Başkana, devlete, devletin kurumlarına inanırsak, umutlarımız artar.. Bağışıklığımız artar, virüse yakalansak bile direncimiz artar..
Zaten evlere kapanmışız.. Oturup bir de karalar bağlarsak, moralimiz sıfırlar. Kahrolur gideriz, kovide bile gerek kalmadan..
Bu gazetenin yazarları olarak, hepimize düşen görev, inanmayı, güvenmeyi ve umutla, sabırla beklemeyi sağlayacak şeyler yazmak değil mi?. Hele de halkın tek gündemi kovid ve ekonomi iken?.
Bu ağır iki baskının günümüzü ve hayatımızı kapkara etmesini önlemenin yolu, tersini, neşeyi getirecek eylem, söylem ve düşünceler içinde olmak değil mi?.
O zaman Haşmet!.. O zaman "Ne mi var Yılbaşı'nda kutlanacak?." söyleyeyim..
Hayat var, hayat!.
Umut var..
Yılbaşını düşünüyorsan, hayatı düşünüyorsun demektir. Yılbaşını umutla bekliyorsun demektir.
Yılbaşı gecesini, karantina kuralları içinde, gene bütün ailen ve dostlarınla, sanal da olsa bir araya gelerek kutlamak mesela?.
Bugün cep telefonu, tableti olmayan gecekondu bile kalmadı..
Zoom'la bir toplantı yapsam mesela.. Hepsini tanırsın sayacaklarımın..
Ankara'dan Kemaller, Serpiller, İzmir'den ağbimler evlerimizde dört aile harika hazırlanmış masalara otursak ve felaketlerle dolu 2020 bitip 2021 yeni umutlarla başlarken 10, 9, 8.. diye saysak..
"0" derken kadehleri kaldırsak!. Tabii ille alkol şart değil.. F1 yarışı sonunda olduğu gibi, gazoz da olabilir içinde.. Maksat "Kutlamak" olsun.. Fena mı olur?. Bunu düşünmek, planlamak, keyif, moral olmaz mı?
Bu gazetenin en okunan, en sevilen yazarlarından biri olarak, her sabah seni okuyanlar güne keyifle, yeni umutlarla başlamalı..
Seni okuyan, devletine inanmalı.. İnanmalı ki, kendisine de güvensin.
Umutlu ve kendine güvenli olmalı ki, yarınlara aydınlık baksın..
Yılbaşı kutlamasında işte o var, Haşmet!.
Yaşam.. Güven.. Umut ve ışık var!..
Sen ne yapacaksın Yılbaşı'nda?.

***


Saçmaladım!..

Kaan Numanoğlu'nu Fener-Beşiktaş maçına atadı diye, MHK Başkanı Serdar Tatlı'yı kutladım ve "Bravo" dedim ya..
Spor Müdürümüz Murat Özbostan bana yanıt vermiş..
"Saçmaladı.."
Tabii öyle açık dememiş.. Ama anlamak için arif olmak bile gerekmez.
Bakın benim salı günü köşemin manşetinde "Bravo Serdar Tatlı Başkan" başlıklı yayınlanan ve tam yarım sayfa, herkes yerin dibine sokarken neden alkışladığımı izah için tam yarım sayfa yazdıklarımdan sonra, bakın Özbostan'ın dediklerine..
"Merkez Hakem Kurulu, son yaptığı saçmalıkla 34 yaşındaki Tugay Kaan Numanoğlu'nu derbiye atadı. Bu atamayla da kariyerinin büyük darbe almasına neden oldu. 'Saçmalık' diyorum çünkü tecrübesiz bir hakemin böyle önemli bir maça verilmesinden dolayı bu ifadeyi kullanmakta sakınca görmüyorum. Süper Lig'de 4 büyük takımın aralarında yaptığı karşılaşmalara tecrübesiz hakem verilmez... Elindeki en elit hakem kimse onu o maça atayacaksın." Sizce bu laflar kime?.
Eğer muhatabı gerçekten Serdar Tatlı olsa, mesela şöyle başlardı..
"Hıncal ağbi, dün yarım sayfa Serdar Tatlı'ya alkış tuttu ama ben o fikirde değilim. Bence bu yanlış, hatta saçma bir atamaydı.. Çünkü.." der ve kendi görüşünü anlatırdı. Hakikat güneşi fikirlerin tartışmasından doğar. Biz de tartışır, bir yerde buluşurduk. Buluşmasak da olurdu.. Serdar Tatlı Başkan hepsini okur, karara varırdı.
Benim yazımdaki şifre cümle "Hata yapılacaksa, bırakın gençler yapsın"dı.
Evet.. Dünyada en iyileri dahil hata yapmayan hakem yok.. Hatta FIFA Analizleri, "Kararları yüzde 60 doğru olan hakem iyi hakemdir" der. O zaman bu ülkenin "Eyyamcı" namları göklere sığmaz hale gelmiş kaşarlarında ısrar yerine gençlere kapı açmak, onlara sorumluluk vermek, onlara güvendiğini göstermek, onları teşvik etmek değil midir, büyüklerin ve üst makamların görevi..
Cihat Baban ve M. Ali Ağabey (Kışlalı) bana 17 yaşımda bir spor sayfasının tümünü emanet etmeseler, benim hata yapmama izin vermeseler ben "Hıncal" olur muydum?.
İnsanlar "Hata yapmalarına izin verilerek yetişir" Murat!.
Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ni bilir misin?.
"Ey Türk Gençliği Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır" diye başlayan o şaheseri..
Neden "Ey Türk Büyüğü" değil de "Ey Türk Gençliği" dedi Ata!.
Çünkü gelecek gençlerindi. Ülkenin geleceği gençlerin Murat, gençlerin!.
Gençlere inanmaya, onlara yetki ve sorumluluk ve hata yapmalarına izin vermeye "Saçmalık" diyorsan eğer, sana sözüm yok.
Sen kaç yaşındasın Murat?. Sabah gibi bu ülkenin zirve gazetelerinden birinin spor servisinin başına, kaç yaşında ve hangi deneyimle geldin, mesela..
Gençlere inanacağız Murat. Güveneceğiz, yetki ve sorumluluk almalarını destekleyecek, hatalarına göz yumacağız.
Sana inanmasam, yazdıklarını ciddiye almaz, cevap tenezzülünde bulunmazdım.
Karşılıklı eleştiriler yaparsak, ikimiz de kazanırız, müdürüm!.
Okuyanlar da kazanır!.

***


Başakşehir değil, Okan!..

Başakşehir hiç abartmıyorum, Manchester ve Paris St.
Germain'in hallerine de bakınca, birinci çıkabileceği bir gurupta, tıpkı Milli Takım gibi, sonuncu oldu.
Tıpkı küme düşen Milli Takım gibi, birinci olup Şampiyonlar Ligi'ne devam edeceğine, sonuncu olup Avrupa Ligi'ne bile kalamadı ve annesinin ligine döndü.
...Ve bu hezimetin sorumlusu, tıpkı Milli Takım'da Şenol Hoca'da olduğu gibi, Başak'ta da Okan Hoca oldu..
Şenol nasıl kararsız, şaşkınsa, Okan Hoca da ayni kusurlar içindeydi.
O geniş kadrodan hâlâ istikrarlı bir iskelet çıkaramadı.
Oynadığı maçları okuyamadığı ve sonra analiz edemediği için ne bir 11 kurabildi, ne de etkili olacak taktiği belirleyebildi.
Tıpkı Şenol Hoca gibi maçlara korkak başladı ve iş işten geçtikten, kaybedecek şeyi kalmadıktan sonra hücumu düşünebildi.
İlk yarı sahaya çıkan 11'e ve oynadığı futbola bakın?.
Baştan sona savunmaya yönelik bir 11.. Topu rakibe bırakan, kendi yarı sahasına çekilen, garantili, yani yana ve geriye paslarla oynayan ve sadece tek taraflı yengeç futbolu ile hücum eden bir oyun.. Yani Fatih Hocamın futbolumuza armağan ettiği çirkin futbol..
...Ki Fatih Hocam da o futboldan ve yabancı aşkından vazgeçti ve geçen hafta yıllardan beri en iyi futbolunu oynadı, Galatasaray... Dilerim o Türk ağırlıklı onbire sahip çıkar, başta Belhanda o ruhsuz lejyonerleri gene kenarda oturtur.
Okan Buruk, bu sezon tek doğru maçı olmayan, hemen her şutu elinden kaçırdığı için blokaj yerine, yumruklayıp rakibe asist yapan Mert'e nasıl güvenir de kaleye koyar.. Geleni gideni yedi zaten..
Onun devraldığı takım, sağlı sollu, bek kanat adamı ikili hücumları ile rakibi darmadağın eden harika bir hücum futbolu oynuyordu. Hem Clichy'yi, hem Elia'yı satarak, solu bitirdi. Sağda Caiçara/Visca ikilisi kaldı.
"İkinci yarı iyiydik" demiş..
Kabahat kimde Okan?.
İlk yarı çıkardığın 11'de bir tek sol kanat hücumu var mıydı?. Rafael ve Visca ikilisi sağda bir tek kanat hücumu yaptı mı?.
Ne zaman sağda bu ikili, solda Deniz/Chadli öldürücü ataklar yapmaya başladı, ne zaman orta saha gerçek lideri Mahmut Tekdemir'e kavuştu, Leipzig darmadağın oldu. 3-1'den maçı çevirdin, 4-3'e gidecek duruma geldin, ama geleni gideni yiyen Mert, bir pis vuruşu daha seyretti.
Maça ikinci yarıdaki 11 ve futbolla, ilerde basarak çıksan, Mert'in boş bıraktığı kaleye rağmen, rakibe yarım düzine atar, gene kazanırdın.
Bu sene Başakşehir kaybetmiyor Okan Hocam.. Sen yeniliyorsun.. Kime neyi ispatlamak istiyorsan, tıpkı Fatih Hocam gibi, o inadından yeniliyorsun!.

***


Ne ki, bitcoin!.

Herhalde herkesinki öyledir.. Cebimin ve tabletimin ekranına devamlı Google tarafından seçilen haberlerin başlıkları düşüyor.. Hemen her konudan..
Hoşlanmazsanız, işaretliyorsunuz. "Bana şu kaynaktan gelen haberleri verme.. Bana şu konuda haberler verme" gibi.. Bir işe yaradığı yok ya.. Mesela ben en az 10 kere "Bana master şef yarışması haberleri gösterme" dedim. İnadına düşüyor haber..
Neyse konum o değil. Son zamanlarda NTV kaynaklı haberlerde bir şey gözüme battı.
Çok ilginç bir son dakika haberi.. Tıklıyorum.. Okuyorum, altında başka haber başlıkları.. Ama bir konu hep var..
"Bitcoin ile nasıl kolay ve nasıl kısa zamanda zengin olunmuş,o nun haberleri.." Mesela 17 yaşında bir çocuk 3 ayda milyoner olmuş.. Bir.. Beş.O nbeş..
Yahu hemen her defasında "Davet" haberinin altında bitcoinle kolay ve hızlı zengin olanlar anlatılır mı?.
Bu gizli reklama girmez mi?. Suç değil mi?.
Yeni bir "Tosun Çiftliği" olayı mı yaratılıyor?.
NTV patronu Ferit Şahenk'in işlerinin iyi olmadığı söyleniyor. Olabilir. Son zamanlarda tüm yatırımlarını yeme içme ve eğlence sektörüne yapmıştı. Nispetiye Caddesi'nin nerdeyse yarıdan fazlasına ortaktı. Pandemi bunların hepsini iflas noktasına getirdi.
Bozulan işleri bitcoin mi düzeltecek acaba?.

***


Akçaylı da..

Bir daha.. Bu defa yaşıtım Ertuğrul Akçaylı.. Benden birkaç sene sonra başladı mesleğe.. Ayni çatı altında hiç çalışmadık, ama çok iyi ahbap olduk. Dedim ya, o zamanlar rekabet bin, ama dostluk milyondu..
Cumhuriyet'te yazarken, İstanbul'a geldiğimde, Milliyet, Tercüman başta hemen her gazeteye uğrardım. Hürriyet'e gidemezdim pek.. Çünkü ziyaretçiyi pek kabul etmeyen bir yönetimleri vardı.
Bir de yeni çıktığında Türkiye'ye gitmiştim, orda işe başlayan bir arkadaşımı görmeye de, kapıdaki görevli bana "Abdestli misin" diye sormuş ve geri çevirmişti.
Hiç unutmam..
Ne günler yaşamışız, Bab-ı Ali'de?. Sonra çok gittim, Türkiye'ye.. Bugün spor sayfaları en dikkatle okuduklarım ve en beğendiklerim arasında..
Neyse.. Hey gidi günler ve hey gidi sevgili Akçaylı..
Işıklar içinde yat!..

***


Tebessüm
Adam sabah kahvaltısından sonra gazetesini alıp koltuğuna çekildi. Gözüne bir haber çarptı.. Ünlü manken kız, çapkınlığıyla ünlü bir futbolcuyla evlenmişti.
"Anlamıyorum yahu" dedi, karısına.. "Nasıl oluyor da en güzel kadınlar, bu serserilerle evleniyor?."
Karısı güldü ve cevap verdi..
"Teşekkür ederim Kocacığım!."

Sevdiğim Laflar
"Konuştuğun zaman sadece bildiklerini tekrar edersin. Ama dinlersen, yeni şeyler öğrenebilirsin."
Dalai Lama

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA