Dün geceki kritik karşılaşma tam bir taktik savaşına sahne oldu. İki takımın da yüksek motivasyonu yüzünden üst düzeyde ikili mücadeleler gündeme geldi.
Milli takımımızın ilk yarıda temposu yüksekti. Orta sahada 4 çabuk ve presli oyuncu ile oynamamız doğrusu Yunanistan'ı bozdu. Kazandığımız toplarda hep hücumu düşündük. Ancak, Yunanistan mükemmel "takım savunması" sayesinde Avrupa şampiyonu olmuş bir ekipti. Ayrıca çok da iyi "meziyetli" bir kaleciye sahiptiler. Bu yüzden az sayıda pozisyon bulabildik ve bunları da değerlendiremedik.
Yunanistan'ın bazı tehlikeli atakları basit top kayıplarımızdan ve yerleşme hatalarımızdan kaynaklandı. Bilhassa İbrahim Toraman hamle zamanlamasında hatalar yaptı.
Önemli bir puan aldık
İkinci yarı da aynı görüntüde başladı. Ancak ilerleyen bölümde biz yorulduk. Bu yüzden ataklarımızda etkili olamazken zaman zaman da baskı altına girdik. Yunanistan'ın en büyük düşüncesi bizim yüksek toplardaki rahatsızlığımızdan faydalanmaktı. Bu yarıda çok sayıda duran top kazandılar. Bunlarda bazı ciddi tehlikeler yaşamamıza rağmen hasarsız atlattık. Ersun Yanal'ın Okan'ın yerine Hüseyin'i oyuna alması doğru ve yerinde bir karardı. Ancak Hamit'i almakta biraz geç kaldı. Yunanistan'a organize ataklarla pozisyon vermememiz orta saha ile defansın "yakın bütünleşmesi" sayesinde oldu. Bu en olumlu artılarımızdan bir tanesiydi.
Evinde oynayan rakibimiz en büyük özelliği olan savunma güvencesinden son 5 dakikaya kadar ödün vermediler. En son bölümde aldıkları riskler de alışmadıkları bir durumdu. Bu sayede biz kontrataklardan gol atabilirdik. Ama Serhat iki fırsatı değerlendiremedi.
Sonuçta iyi futbol oynayamasak da iyi mücadele ederek, yüreğimizi sahaya yansıtarak önemli bir deplasmandan bir puan almayı başardık. Bu da gruptaki ilk maçlardaki neticeleri de göz önüne alırsak, yolumuza devam etmemize olanak verdi.
Hakem Frisk, genelde objektif bir yönetim göstermeye çalıştı. Seyirci baskısı altına girmedi. Yalnız Yunanistanlı oyunculara göstermesi gereken sarı kartı çıkarmadı.