Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Dünya üretiminin yarısından fazlasını gelişmekte olan ülkeler üretmeye başladı. Çin, Brezilya, Rusya, Hindistan, Türkiye, Güney Kore, Meksika gibi ülkelerin toplam üretimi, zengin ülkelerin toplam üretimini aşıyor.
Dünya ekonomisindeki bu köklü dönüşüm, Türkiye'de de, Anadolu sermayesinin üretim ve ihracat artışıyla farklı bir boyutta kendisini gösteriyor. Mesela Türkiye'nin yılın ilk yedi ayına ait toplam 62.7 milyar dolarlık ihracatının yüzde 54'ü artık Anadolu illerinden yapılıyor. Sadece Gaziantep tek başına 140 ülkeye mal ihraç ediyor ve sınır ticaretiyle birlikte yıllık toplam 5 milyar dolar ihracat gerçekleştiriyor.
Aynı şekilde Türk müteahhitlerinin yurtdışındaki iş hacmi de 30 milyar doları geçmiş bulunuyor. Bugün Türkiye, Çin'den sonra dünyada en fazla iş yapan taahhüt sektörüne sahip. Bu müteahhitlerin bir kısmı da Anadolu illerinden kalkıp dünyanın dört bir tarafına dağılan inşaatçılar.
Anadolu sermayesi artık Türkiye'ye sığamıyor. Dolayısıyla eğitime de büyük önem veriyor. Yurtdışında yüksek öğrenim gören 44 bin öğrencinin büyük kısmı Anadolulu gençler. Anadolu illerindeki şirketler her koşulda büyümek ve dünyaya açılmak istiyor. Bu nedenle elemanlarını da artık kendileri yetiştiriyorlar.
Peki Anadolu sermayesi nasıl bu noktaya geldi?
Önce Turgut Özal'ın uyguladığı "ihracat önderliğinde büyüme politikası", onlara yeni ufuklar açtı. Anadolu sermayesini geliştirecek bir altyapı ve üstyapı kurdu. Dış ticaretin ve kambiyo rejiminin liberalleşmesi, sanayileşmenin ve ihracatın özgürleşen üstyapısını oluşturdu. Her il ve ilçede küçük sanayi siteleri, telekomünikasyon ve elektrifikasyon yatırımlarının yapılması da Anadolu'da üretiminin altyapısını kurdu. Böylece 1980'de 2.7 milyar dolar olan ihracat, 2008'de 132 milyar dolara çıktı.
Gelelim referandumun sermayeyi nasıl etkileyeceğine... Anadolu sermayesi, İstanbul sermayesinin tam tersine, referandumdan hayır çıkması halinde büyük zarar görecek. Dün Taraf'ta Neşe'Düzel'le söyleşisinde, siyasetle ekonomi arasındaki ilişkiyi mükemmel bir şekilde kuran Prof. Süleyman Seyfi Öğün, referandumun sonuçlarının sermayeyi nasıl etkileyeceğini şöyle anlatıyor:
"Geçmişte tek bir sermaye vardı ve o 12 Eylül'ü destekledi... 12 Eylül insanlara sus dedi ve taşra hizaya geldi. Bugünkü Türkiye böyle bir Türkiye değil. Eğer anayasa referandumundan hayır çıkarsa devlet sertleşir. İstanbul sermayesi ve devlet seçkinleri bu ortamdan yararlanır. Anadolu sermayesi ise kaos ortamından çok büyük zarar görür. Dolayısıyla Anadolu sermayesi 12 Eylül tarzı bir ortama karşı direnecek."
Süleyman Seyfi Öğün, Anadolu sermayesinin AK Parti'yi desteklemesinin nedenini de şöyle açıklıyor. "MHP Türk-Sünni gövdeye oynadı. Dolayısıyla zenginleşen Anadolu sermayesiyle bağ kuramadı. O sermaye birikimi AKP'yle bağ kurdu... Şimdi MHP, Türklük meselesini öne çıkarıp, Kürt meselesine endeksli olarak sertleştiriyor. Türklüğü dogmatik hale getirip Türk-Sünni ana gövdede kaybettiği mevzileri tekrar kazanmaya çalışıyor. Ülkücülerin son dönemdeki ayaklanışı biraz da bu kaybedişle alakalı" diyor.
Anlayacağınız CHP, MHP, BDP'nin Türk ve Kürt milliyetçiği üzerinden ortamı germelerinin nedeni AK Parti'ye kaptırdıkları Anadolu'yu yanlarına almak. Ama bu mümkün değil. Sermaye kazancına bakar, kazanacağı yere gider. Bürokratik vesayet rejimi, Anadolu'ya kazandırmıyor. Korunmak istenen bugünkü sistem, İstanbul'un statükocu sermayesine para kazandırıyor. Referandumdan "hayır" çıkması, Anadolu'nun işini kaybetmesi, zarar etmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla Anadolu'nun çıkarı demokraside...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN