Türkiye'nin en iyi haber sitesi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Anayasa değişikliği, Türkiye'nin ve Türk halkının refah seviyesini artıracak" diyen Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Hollandalı Hıristiyan Demokrat Ria-Oomen-Ruijten'in rüşvet aldığını ileri sürdü. Hollandalı Raportöre Kapalıçarşı'da pahalı bir çanta satın alınarak hediye edildiğini belirtti.
Peki Türkiye'deki anayasa değişikliklerine "evet" demesi için Avrupalı parlamentere rüşvet vermeye gerek var mı? Yok. Çünkü referandumda oylanacak anayasa değişiklikleri, AB Komisyonu'nun Türkiye İlerleme Raporu'nda zaten yapılması istenen değişiklikler. Avrupa hukuk sistemine uyum için bu anayasa değişikliklerini Türkiye'nin gerçekleştirmesi gerekiyor. Dolayısıyla Avrupalı parlamenterler referandumda "evet" oylarını 'rüşvet' almadan da destekleyecekler. Sorun, Kılıçdaroğlu'nun siyaseti alt düzeye çekmesinden kaynaklanıyor. Türkiye'nin yönetimine talip bir siyasi parti genel başkanının söylenti hediye çantayla uğraşması çok garip.
Gelelim Kılıçdaroğlu'na Avrupa'dan verilen cevaplara... Kapalıçarşı'ya götürüldü, hediye alındı" iddiasında bulunduğu Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Ria Oomen, "Bu iddialar çok saçma. Daha fazla yorum yapmayacağım" dedi.
Avrupa Yeşiller Eş Başkanı ve Avrupa Parlamentosu üyesi "Kızıl Dany" Daniel Cohn- Bendit, açıklamaların saçma, aptalca ve çılgınca olduğunu söyledi. Bendit, "Brüksel'e geleceğini duyduk. Görüşmemizde bu sözlerinin delilik olduğunu söyleyeceğim" dedi. AB Komisyonu üyesi Stefan Füle'nin sözcüsü Angela Filote de, "Ferran Türkiye'ye gitmedi bile" dedi.
Ayrıca Venedik Komisyonu Başkanı Gianni Buquicchio, dün Kılıçdaroğlu'na dolaylı bir cevap verdi. "Referandumda "hayır" çıkması Türkiye'yi geriye götürür" dedi. Türkiye'de mevcut sistem için vesayetçi demokrasi tanımını yaptı. Yüksek yargının tekel oluşturduğunu vurgulayarak, sert eleştiriler yöneltti. "Anayasa değişiklikleri geçerse yüksek yargı tekeli son bulacak" dedi. Bakalım Kılıçdaroğlu, Venedik Komisyonu başkanının rüşvet olarak neler aldığını iddia edecek.
Gelelim herkese hesap soran ve hesap sorma işini Avrupalı parlamenterlere kadar uzatan Kılıçdaroğlu'nun vermesi gereken hesaplara... Bedelini başkasına ödettiği Etro gömlek, pantolon, çantanın,sahip olduğu havuzlu villanın, torununun iki yaşında, kendi çocuğunun da çok küçük yaşta yasalara aykırı olarak sigortalı yapılmasının hesabını ondan başkaları sorsun... Ama bir SSK'nın batırılma süreci var ki, Kılıçdaroğlu'nun bunun hesabını bu ülkenin vatandaşlarına mutlaka vermesi gerekiyor. Kılıçdaroğlu, SSK Genel Müdürlüğü'ne atandığı tarihte SSK hesapları açık vermiyordu. Geliri giderini karşılıyordu. Sonra ne oldu peki?
Süleyman Demirel-Erdal İnönü Koalisyon Hükümeti kadınların 38, erkeklerin 42 yaşında emekli olması için karar aldılar. Bu kararın SSK'yı batıracağı açıktı. Bu karara karşı koyması gereken SSK Genel Müdürü Kılıçdaroğlu, sistemin çökeceğini bile bile sırf görevinde kalabilmek için alınan kararları uyguladı. Ve sosyal güvenlik sistemi çöktü. Kılıçdaroğlu'nun düzenlediği erken emeklilik nedeniyle sosyal güvenlik kurumu her yıl 30 milyar lira açık vermeye başladı. Bu hovardalığın parti popülizminin bedelini bu ülkede birkaç kuşak ödüyor.
Şimdi bu sorumluluktan, Kılıçdaroğlu, "Ben memurdum, siyasiler karar aldı ben de uyguladım" diyerek kendisini kurtaramaz. Yönettiği kurumu batıracak kararlara itiraz etmesi gerekirken etmediği için birinci derecede sorumluluk taşıyor. Ama kendisine bu soru soruldugunda, cevap vermeyip derinlere bakarak başka konuya geçiyor. Anlaşılan Türkiye, kendisiyle ilgili hiç hesap vermeyen, sürekli herkesten hesap soran ve herkesi suçlayan, hiç Türkiye'ye gelmemiş bir parlamenter için bile İstanbul'da rüşvet olarak çanta aldı diyebilen yeni bir siyasetci tipiyle karşı karşıya...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA