- Ailenizi ikna ettik, sizi liseye yazdırdık ama okulunuz biraz farklı bir ortamdı sanırım...
- Evet çok iyi, başarılı bir okuldu Ataköy Cumhuriyet Lisesi ama Bağcılar'dan sonra oraya aniden gidince kendi içimizde büyük bir sosyal sıkıntı yaşadık. Dışa vurmadık belki ama adaletsizliği her yerde gördük. O okuldaki gençlerin yaşayış biçimleri, aldıkları-verdikleri bizden çok farklıydı. Bu adaletsizlik bizim üzerimizde çok baskı yaptı; 'Neden onlar öyle, biz böyleyiz?' diye... O dönem ergenlik çağımızdı elbette. Sonra lise bitti, üniversite sınavına girdim ve kazandım.
- Sizi hırslandıran unsurlar bunlardı yani...
- Ben bu adaletsiz ortama karşıyım. Bazıları 12 saatte milyonlar kazanırken, birileri günde 24 saat çalışıyor alıyor, 500-600 milyon alıyor. Sosyal adaletsizlik ortamı var ülkemizde. Bunlar bana yaşatılıyorsa, bunun en büyük kanıtı benim. Doğulu olmanın, Kürt olmanın çok ayrı sorunları var. Horlanmanın, dışlanmanın, 'Kürdüm,' demenin bile ayrı bir sıkıntısı var, kaldı ki burada okumak, bir yerlere gelebilmek çok zor. Okursan, başarılı olursan her türlü imkân var, bu yüzden kesinlikle okumam gerekiyor.