Hayatın manevi bir yolculuk olduğuna, karşılarına çıkacak olumlu ya da olumsuz her şeye kucak açmaları gerektiğine inanan Ceyda- Emrah Altuntecim çifti sıradışı bir yolculuğa başladı. Mevlana'nın 802. doğum gününü hatırlatmak için İstanbul'dan yola çıkıp, Konya'ya kadar yaklaşık 900 kilometre ve tam 48 gün yürüyecekler. Yol boyunca da konakladıkları şehirlerdeki müze, türbe, mevlevihanelere uğrayacaklar. Yolculuk anılarını
Aşk Yolunda Adım Adım adlı bir kitapta toplayacak olan Altuntecim çiftinin asıl meslekleri eğitmenlik. 29 yaşındaki Ceyda işletme yönetimi, 32 yaşındaki Emrah da ekip çalışması eğitimi veriyor. Ve ruhsal eğitimin de yaşam boyu sürdüğünü düşünüyorlar. Genç çift, geçtiğimiz perşembe günü saat 11.00'de Yenikapı Mevlevihanesi'nden başladıkları yürüyüşlerini, 30 Eylül'de Konya'da tamamlayacak. İsteyenler ilk 802 adımda ve Konya'ya girerken son biriki kilometrede onlara eşlik edecek. Merak edenler www.askyolunda.com adresinden dakika dakika takip etme şansına sahip.
- Hanginizin fikriydi Konya'ya yürümek?
- E. A: Uzun yürümeyi ve yüzmeyi seviyorum. Hayatım doğa sporları yapmakla geçti. Bir gece bir seminere hazırlanıyordum, birdenbire içime bir ilham geldi. Heyecanla ayağa kalktım ve 'Ceyda yürüyelim,' dedim. Ceyda da 'Nereye gidelim?' dedi. 'Bilmiyorum ama çok uzun bir yol yürüyelim, sanki hiç bitmeyecekmiş gibi. Ama nereye yürüyeceğimizi bilmiyorum,' dedim. Ceyda da 'Mevlana'ya yürüyelim,' dedi.
- Durup dururken mi? Yoksa böyle esinlenmeler, uzun yürüyüşler normal mi hayatınızda?
- E. A: Normal şartlarda, şehir içinde, ilk kez bu kadar uzun mesafeyi deneyeceğiz. Ama evimize yürüyerek gideriz, sırtımızda hep sırt çantası olur.
- Mevlana sizin aklınıza nereden geldi birdenbire?
- C. A: Bunu ben de zaman zaman düşünüyorum, çünkü benim cevabım beş altı saniye içinde geldi. Genelde
Mesnevi'yi okuyup, Mevlana'yı anlamaya çalışırım, ama o anda aklıma birdenbire geldi.
- Konya'ya daha önce beraber hiç gittiniz mi?
- C. A: Ben gitmedim, hatta birkaç kere fırsatım oldu ama yine de gidemedim. İlk gidişim yürüyerek olacak.
- E. A: Ben üç kez gittim.
- Bu sıradışı planı ilk kiminle paylaştınız?
- E. A: Önce '800 kilometreyi nasıl yürüyebiliriz, nereden gitmeliyiz?' diye düşünmeye başladık. Mevlana'nın 22. kuşaktan torunu olan Esin Çelebi Bayru'yu aradık, 'Ne dersiniz?' dedik, 'Çok güzel çocuklar, yürüyün. Ama 30 Eylül'de bitirin. Çünkü dedem o gün doğdu,' dedi. Çok sıkı yürümemiz lazım. Zorunlu haller dışında otomobil kullanmayacağız.
- Aileniz, arkadaşlarınız nasıl karşıladı? "Nereden çıktı bu çılgın fikir,'' diyen oldu mu?
- C. A: Projeyi en son öğrenenler ailelerimiz oldu. Çünkü siz 50 yaşına bile gelseniz, onların gözünde çocuksunuz. Çok netleşmeden söylemek istemedik. İster istemez endişeleneceklerdi. 'Zaten siz delisiniz,' diyenler oldu.
- E. A: Teyzem, 'Deli oğlan yine yürüyor,' dedi. Bizim geçmişimizde sıradışı şeyler çok. Mevlana için yürümemizi artistik bulan, başka manevi anlamları arayanlar olabilir. Hepsi olabilir, hiçbiri de olmayabilir. Bunu yol gösterecek. Bize 'Neden yürüyorsunuz?' diyenlere yanıtımız çok açık, 'Neden yürüdüğümüzü anlamak için yürüyoruz.'
- Hayat yolculuğu gibi mi düşünüyorsunuz biraz da bunu?
- E. A: 48 günlük yolculuk hayatın özeti gibi aslında. Hayat boyunca yokuş çıkıyorsunuz, iniyorsunuz, karşınıza iyiler, kötüler çıkıyor. Kendi nefsinizi gözlemliyorsunuz, egonuzla baş başa kalıyorsunuz. Tedbirinizi alırsınız veya çok çaresiz kaldığınız anda hiç beklemediğiniz bir yerden yardım gelir. Beklediğiniz yardım ise gelmeyebilir. Bu bir manevi yürüyüş olduğu için biz aslında gelen şeylere kucak açıyoruz. Aşk yolunda, evli bir çiftin el ele Mevlana'ya doğru gidişi de bir ilk.