-
Filmde Bodrum'a sürgün giden Cevat Şakir'in ölmeden önce Bodrum'un nasıl cennet gibi bir yer olduğunu anlattığı ses kaydı da var...
- Evet, o ses, 1960'larda kaydedilmiş, 40 yıl önce. Bodrum'la ilgili bir şey yaptığınızda Cevat Şakir'i, Zeki Müren'i es geçemezsiniz. Onlardan önce biz burada Bodrum'u anlatamazdık. Cevat Şakir'in kızından izin alıp, ses kaydına yer verdik. "İstikbalde Türk halkının turizm yapacağı yer Bodrum'dur," der. O tarihte, "İstanköy altı Bodrum, iki bakkal bir fırın, peynir ekmek yiye yiye ne ağız kaldı, ne burun, " diye bir dörtlük vardır. Zeytinini, mandalinasını, portakalını dalında çürüten bir yerdi. Satacak yer bulamazdınız. Babam İzmir'e giderdi, komşular, ayakkabı cilası, bulaşık eldiveni, milli piyango bileti isterdi. Hiçbir şey yoktu. Hakikaten çökelek peyniri yemekten ağzımız burnumuz kururdu. Kurban olayım o çökelek peynirine de... Pala bakkala kaşar geldi, biz çocuklar durup bakıyoruz, kesmiş ve bir de vitrine ışık yapmış. Bir çocuk, "Bu ne?" diyor. "Ne bileyim len, arabanın tekeri gibi koymuş," diyor başka biri. '70'li yıllarda Bodrumlu çocuklar kaşar peynirini bilmiyordu.
- Cumhur gibiler Cevat Şakir'in kitaplarını hiç okumamış desenize...
- Evet. Zaten bizim filmde bir tek önermemiz var: Cevat Şakir'i okumamış, anlamamış Cumhur'la İbrahim'in halini anlatır.
- Bir Cevat Şakir filmi yapmak da var mı hayalleriniz arasında?
- Tek idealim.