- Hep Türk mutfağı mı sizin için?
- Ö.A: Ablamla Emre bu aralar biraz daha Osmanlı mutfağı üzerine yoğunlaştı. Ben hiç yabancı mutfaklara girmemiştim, 'Hayatım boyunca da girmem,' diye düşünüyordum ama şimdi bulunduğum konum itibariyle öğrenmem gerektiğini düşündüm. Michelin yıldızlı bir şefle çalıştım, dünya mutfakları, İtalyan mutfağı dersleri aldım. Şimdi orada da konuşabilirim. Sürekli yeni yöntemler öğreniyorum, moleküler gastronomi çalışıyorum. Tamamıyla her şeyini bilmek istiyorum yani bu işin. Ayrıca birkaç kitap daha yazmak istiyorum.
- Birlikte çalışıyor musunuz? Birbirinizin yemekleriyle ilgili değerlendirme yapıyor musunuz?
- Y.E.A: Biz çok fazla bir araya gelmiyoruz. Birlikte hemen hiç çalışmıyoruz. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim, benden daha çok çeşitte yemek yapıyor Ömür.
- Ö.A: Klasik bir yemek yapıyorsak eşdeğer lezzetlerde yapıyoruz diyebilirim ama. Biz teknikte ayrılabiliyoruz... O da yemeğin tadını yüzde 10 filan değiştirir.
- Y.E.A: Mesela ben en çok ali nazik'te iddialıyım. Onu geliştiriyorum da...
- Ö.A: İşte bu noktada da ayrılıyoruz. Ben tiramisu yapacaksam da 1870 yılının tarifini kullanıyorum. Çalıştığım hiçbir mutfakta orijinalini bozmam. Türkiye'de hemen herkes risottoya krema koyar mesela. Oysa orijinal tarifinde krema yoktur.
- Y.E.A: Ben de her yemeği yorumlamıyorum ama. Bir tek alinaziği. Geliştireyim, dünya mutfaklarında yer bulsun, öne çıksın diye. Dünyadaki önemli bazı restoranlar mönülerine alsınlar diye. Yoksa yemek yaparken ben de gelenekçiyim. Biz babaannemizden gördüğümüz şekilde, ev usulü yaparız her şeyi.
- 'Teknik konusunda farklıyız,' dediniz, mesela?
- Y.E.A: Diyelim ben bir yemekte önce biberini son domatesini atıyorum, Ömür önce domatesini sonra biberini atıyor. Birimiz çok kızgın yağda kızartıyor, diğerimiz tereyağlı yapıyor yemeği. Mesela zahter salatasını Ömür daha iri doğrar, ben daha ufak doğrarım.
- Birlikte çalışmak istemez misiniz?
- Ö.A: Ben istemem.
- Y.E.A: Zaman zaman ortak projelerde yer alabiliriz ya da belki 40 yaşından sonra böyle bir şey yapabiliriz ama şu an düşünmüyoruz
.
- Kıskançlık var mı?
- Ö.A: Yok. Ama anlaşamama var. Kesişme noktamız yemek ama onun haricinde biz ilkokul ikiden beri ayrı okullardaydık, farklı tarzlarda yaşıyoruz.
- Evli misiniz?
- Ö.A: Hayır.
-Kız arkadaşlarınıza yemek yapar mısınız?
- Y.E.A: Ben yaparım. Çok severim evde yemek yapmayı. 10 gün yemek yapmadıysam çok mutsuz olurum.
- Ö.A: Ben yapmam. Benim için yemek yapmak iştir, işte yaparım. Hiç yapmam anlamında değil ama evde yemek yapmayı sevmem.