Yaban hayvanlarının yavrularını alıp bağrımıza basmaya bayılıyoruz.
- Ay ne şeker yavru ayı, oyuncak gibiii! Hadi eve götürüp armut verelim.
- Ah canııım yavru aslan çok şekeeer. Baba n'olur alalım, evde besleyelim.
- Çatıda martı yavruları var, hadi birini alıp kafeste büyütelim.
Olmaz kardeşim, olmaz.
Sen de küçükken sevimliydin ama bak şimdi Shrek'e benzedin!
KARACAYA DUŞ
Her şeyin küçüğü, yavrusu çok tatlı tamam, onu biz de biliyoruz.
Ama bu ormanda, dağda, bayırda her rastladığımız yavru hayvanatı da alıp evimizde besleyemeyiz.
Bakın son olay, Giresun'da yaşandı.
İyi niyetinden en ufak bir şüphemin olmadığı Uzun Ailesi, köydeki evlerinin civarında bir karaca bulmuşlar.
Dediklerine göre; bakmışlar etrafta anası falan yok, yavru karacanın terk edildiğine veya annesinin öldüğüne kanaat getirmişler.
Sonrası malum; yavru karaca, üç ay bir apartman katında, ekmek elden su gölden yaşamış.
Geçtiğimiz günlerde doğaya salınmış ama eminim her ağaca gidip kendisine biberonla süt uzatmasını bekliyordur şimdi.
Çünkü kendi kendine doğada nasıl beslenilir bilmiyor.
Karaca'ya bakan Uzun'lar "Ona çok iyi baktık, haftada iki gün duş aldırdık" falan da diyorlar.
İyi halt ettiniz canım Uzun'lar!
Kaş yapayım derken göz çıkardınız.