Türkiye'de siyasetçiler, gazeteciler, futbol yıldızları, ünlü sanatçılar (En son Ali Poyrazoğlu korsan DVD alırken görüntülenmişti) korsan DVD izlerken, düşük maaşlı polisin izlemesinde bir gariplik yok aslında... Bedava sirke baldan tatlıdır! Eğer orijinal DVD'yi 20 liraya satarsan, ülkenin en zengini bile 3 liraya korsanını alır. Dört kişilik bir aile, filmi salonunda izlese sadece biletlere 60 lira öder. Yol ve yiyecek-içecek masraflarıyla bir sinema gecesi 100 liraya patlar. Evde 3 liraya korsan izlemek tabii ki, daha mantıklı. Şimdi diyeceksiniz ki "O zaman, niye bunları yazıyorsun. Milyar dolarlık Hollywood şirketlerinin derdi, seni mi gerdi?" diyeceksiniz. Haklısınız, bana ne Hollywood'dan! Hatta korsan sektörünün faydalarından bahsedebilir, korsan DVD'lerin 90'ların sonundan itibaren Türkiye'de kendi çapında bir kültür devrimi başlattığını da iddia edebilirim. Ancak bir de ekonomik gerçekler var. Korsan DVD sektörünün olmadığını düşünün, sinema salonlarının sayısı ikiye katlanır. İnsanlara iş kapısı açılır. Yurt dışından film ithal eden şirketler, korsan DVD yüzünden batmaz. Korsan mafyası çökertildikten sonra adamakıllı bir devlet politikası izlense... Sinema biletleri ve DVD fiyatları düşürülse fena mı olur? O zaman bu işten sadece korsan mafyası zararlı çıkar. Bakın korsan yüzünden yerli müzik piyasası çöktü. Sanatçılar artık albümler, satmadığı için üretmiyor. Sadece popülerliklerini devam ettirip yazın konser verebilmek için baharda bir single çıkarıyorlar, o kadar! Yakında korsan yüzünden yerli sinema da çökecek, film ithalatı duracak. Salonlarda yabancı film oynatılmayacak, haberiniz olsun. Tüm dünyanın konuştuğu, Oscar'ın favorilerinden 'The King's Speech'i ilk üç günde 30 bin, 'The Fighter'ı ise ilk 10 günde sadece 22 bin kişi izledi.