BEN
bir 'pop' çocuğuyum. Ve Madonna'ya katılıyorum, "Dinlediğim müzik pop olduktan sonra, gerisi önemli değil." Çocukluğumun geçtiği 1980 ve 90'lar 'synthpop' ve 'new wave'in (keyboard'la yapılan pop müzik türleri) doğduğu yıllardı. İşte o yıllarda, ben henüz ilkokuldayken "A-ha güneşi yüreğime doğdu." Çıkış şarkıları
The Sun Always Shines on TV ile başlayan A-ha yolculuğum, keşfedildikleri Londra'nın Wembley Arenası'nda son single'ları
Butterfly Butterfly ile geçen hafta sona erdi. Müzik kariyerlerine son noktayı koyan Norveç'in en saygıdeğer müzik grubu A-ha'ya son görevimi Londra'da yerine getirdim. Ve çocukluğuma gözyaşları içinde "Elveda," dedim. TED Ankara Koleji yıllarım onları dinlemekle geçti. Solist Morten Harket, keyboard'cu Magne Furuholmen ve gitarist Pal Waaktaar. Annem ve babam, odamın duvarlarına Depeche Mode ve Duran Duran'ın posterlerinin yanına bir de A-ha'nınkileri eklememe izin vermişti. Favorim tabii ki Morten Harket'ti. O İskandinavlara özgü kısık gözleri, genç kızların kalbine işleyen, serseri pop giysileri içinde (bandanalar, deri pantolon ve eldivenler) bile asil görünmeyi başaran Morten. Grubun en dışa dönük yüzü Magne (Mags). Tam bir sarışın İskandinav yakışıklısı. Kıvırcık saçları ve davetkâr mavi gözleriyle o yılların en önemli müzik aleti keyboard'u çalarken kendinden geçen Mags. Morten ve Mags ile müzik yapmaya devam ettiği sürece, grubun en büyük hitleri
The Sun Always Shines on TT,
Hunting High and Low,
Take on Me,
The Living Day Lights ve
Summer Moved on'u yazmasına rağmen, gölgede kalmaya mahkûm olan grubun beyni, Pal.
SON KEZ ALKIŞLADIK
Arjantin'den başlayan 'Ending on a High Note' isimli 15 ülkeyi kapsayan A-ha 2010 veda turnesini dün anavatanları Norveç'te bitiren A-ha ile buluşmamız 27 Kasım günü Wembley Arena'ya denk geldi. Küçükken yaptığım 'A-ha aşısı' mükemmel şekilde tutan kardeşim Merve'yle, grubun son Avrupa konserinin yapıldığı ve aslen çıkış yeri olan Londra'yı seçtik. Soğuk demedik, soluğu Wembley'de aldık. Veda konserine yaraşır bir şekilde yüzlerce A-ha hayranıyla var gücümle söyledim şarkıları.
Hunting High and Low ve
Forever not Yours'u canlı dinleme şansına eriştim. Üç centilmene çocukluk yıllarımın bir parçası olduğu için teşekkür ettim. Grubun hayranlarına adadığı 25. yıl şarkısı
Butterfly Butterfly'da (
The Last Hurrah) (
Kelebek-Son Alkış) söylendiği gibi... A-ha'yı kelebek gibi gökyüzüne uçurduk. Ve onları son kez alkışlayarak vedalaştık.
Londra'daki son Avrupa konserinden notlar
A-ha konserinin açılış şarkısı The Sun Always Shines on TV oldu. Kapanışı ise her yaştan izleyicinin eşlik ettiği, klasikler arasına giren Take On Me yaptı.
Konserin yapıldığı Wembley Arena tamamen doluydu. Turnenin son ayağı Norveç'e geçmeden önce İngiltere'de dokuz konser veren A-ha'nın neredeyse tüm biletleri satılmış.
İngiliz A-ha hayranlarının yaşı, 20-60 gibi geniş bir aralığa yayılmış durumdaydı.
Tam iki saat süren konserde 21 şarkı söylendi. The Sun Always Shines on TV'den Forever not Yours'a, Hunting High and Low'dan, Crying in the Rain'e 25 yılın en iyi A-ha şarkılarına tüm hayranları eşlik etti.
Video kliplerinde olduğu gibi konserlerinde de dramatik görüntüleri tercih eden bir sanat yönetmeniyle çalışıldı. Grup, Take on Me'yi söylerken, efsanevi şarkının video klibinde olduğu gibi grup üyelerinin canlı kara kalem görüntüleri sinevizyona yansıtıldı.
Grup, son hit single'ı Butterfly Butterfly'ı akustik söyledi.